Breaking
SEBody found in water - police investigate suspected murderDEEmergency medical intervention in front of the polling station in Tangermünde before AfD top candidate Siegmund cast his voteDEUS Department of Defense uses lie detectors after secret betrayalDECDU chairman Merz calls for a new narrative for GermanyCNIndonesian wildfires trigger cross-border haze, Malaysia's Serian County enters air quality emergency stateRUTrain traffic resumed in the Rostov region after a UAV attackTRCevdet Yılmaz Announced the Medium Term Program for the 2027-2029 PeriodPLUS envoys talked to Vladimir Putin in MoscowRUSarah Wagenknecht said that elections in Saxony-Anhalt could lead to Merz's resignationINMinor CJP activist alleges house attacked; NSUI questions police inactionSEBody found in water - police investigate suspected murderDEEmergency medical intervention in front of the polling station in Tangermünde before AfD top candidate Siegmund cast his voteDEUS Department of Defense uses lie detectors after secret betrayalDECDU chairman Merz calls for a new narrative for GermanyCNIndonesian wildfires trigger cross-border haze, Malaysia's Serian County enters air quality emergency stateRUTrain traffic resumed in the Rostov region after a UAV attackTRCevdet Yılmaz Announced the Medium Term Program for the 2027-2029 PeriodPLUS envoys talked to Vladimir Putin in MoscowRUSarah Wagenknecht said that elections in Saxony-Anhalt could lead to Merz's resignationINMinor CJP activist alleges house attacked; NSUI questions police inaction
BackHaydar Kuyusu Cinayeti: Bir Yıl Sonra Komiser Sami Şengün tarafından Çözülen Dört Katli Cinayet
Haydar Kuyusu Cinayeti: Bir Yıl Sonra Komiser Sami Şengün tarafından Çözülen Dört Katli Cinayet
Developing
Habertürk Gündem1 hour agoCrime3 min readTürkiyeView translation

Haydar Kuyusu Cinayeti: Bir Yıl Sonra Komiser Sami Şengün tarafından Çözülen Dört Katli Cinayet

Quick Look

  • 1956 yılında Konya'nın Haydar Kuyusu'nda bulunan dört erkek cesedi, bir yıl sonra İstanbul'dan çalınan bir Buick otomobilinin Mersin'de denize atılmasıyla ilgili bir gazete haberi sayesinde Komiser Sami Şengün tarafından çözüldü.
  • Şüpheliler Refet ve Ayhan Tahir, dört kişiyi öldürüp cesetlerini kuyuya attığını ve kanlı aracı temizleyip denize attığını itiraf etti.

AI-generated summary

Why It Matters

1956 yılında Konya'nın Haydar Kuyusu'nda dört erkek cesedi bulundu. İlk teşhisler Arif ve Osman olarak yapıldı, diğer iki kişi kimliği belirlenemedi. Polis soruşturması yürütüldü ancak çözülemedi. Bir yıl sonra, İstanbul'dan çalınan bir Buick otomobilinin Mersin'de denize atılmasıyla ilgili bir gazete haberi, Komiser Sami Şengün tarafından incelenerek cinayetle ilişkilendirildi.

Font size

Yıl 1956... Tarih yaprakları 13 Nisan'ı gösteriyordu. Konya'nın uçsuz bucaksız bozkırında hayvanlarını otlatan Mehmet isimli çoban, sürüsündeki kuzuları sulamak için Haydar Kuyusu olarak bilinen kör kuyunun bulunduğu yere doğru ilerledi. Genç çoban kuyuya yaklaştığında hayvanların suya yanaşmadığını fark etti. Bunun üzerine kuyunun başına giderek aşağıya baktığında, suyun üzerinde baş aşağı duran bir insan cesedi gördü. Korkuya kapılan Mehmet, koşarak köye gitti ve gördüklerini köy muhtarına anlattı. Durum jandarmaya bildirildi.

KUYUDAN 4 ERKEK CESEDİ ÇIKTI

Kısa süre sonra bölgeye gelen jandarma ekipleri, kuyudaki cesedin çıkarılması için çalışma başlattı. Ancak ilk ceset çıkarıldığında Haydar Kuyusu'nun sakladığı korkunç sır henüz ortaya çıkmamıştı. Çünkü kuyuda başka cesetler de vardı. Yapılan çalışmada kuyudan birbiri ardına 3 ceset daha çıkarıldı. Konya'nın yaklaşık 42 kilometre dışında bulunan kör kuyuda toplam 4 erkek cesedi bulunmuştu.

KONYA'YI AYAĞA KALDIRAN CİNAYETLER

Durum savcılığa bildirildi. Konya Savcısı ve Emniyet Müdürü de olay yerine gelerek incelemelerde bulundu. Dört kişinin öldürüldükten sonra kuyuya atıldığı anlaşılınca Konya polisi, son yılların en kapsamlı cinayet soruşturmalarından birini başlattı. Olay yerinde ve cesetlerin üzerinde yapılan aramalarda soruşturma açısından önemli olabilecek bazı bulgular da elde edildi. Kuyuda 20 bin lira tutarında çek, Arif Bey adına bir banka cüzdanı, 7 Mayıs tarihli bir Zafer gazetesi ve 7,65 milimetre çapında boş bir kovan bulundu.

İLK İKİ CESEDİN KİMLİĞİ BELİRLENDİ

Yapılan araştırmalar sonucunda öldürülenlerden birinin Şereflikoçhisar'ın Oymaağaç köyünden 40 yaşındaki Arif olduğu belirlendi. Arif’in maddi durumunun oldukça iyi olduğu, Ankara'da bir tuğla imalathanesi, iki kamyonu ve manifatura mağazasının bulunduğu tespit edildi. İki evlilik yapan Arif ’in ikinci eşinden 5 çocuğu vardı. Diğer maktul ise yine Oymaağaç köyünden 28 yaşındaki Osman’dı. Evli ve 3 çocuk babası olan Osman, Arif’ın aynı zamanda ortağıydı. Arif 'in oğlu Konya'ya getirildiğinde babasının cesedini teşhis etti. Ardından diğer cesedin de babasının ortağı Osman’a ait olduğunu söyledi.

12 BİN KİŞİYE GÖSTERİLDİ

Diğer iki kişinin kimliği tespit edilememişti. Cesetler, teşhis edilebilmeleri için Konya'ya getirildi. Dönemin gazetelerine göre günler süren çalışmalar sırasında cesetler yaklaşık 12 bin kişiye gösterildi. Ancak bu iki kişi kimse tarafından teşhis edilemedi. Kimliği belirlenemeyen iki kişinin parmak izleri ise incelenmek üzere Emniyet Umum Müdürlüğü'ne gönderildi. Polisin artık cevaplaması gereken iki temel soru vardı: Bu 4 kişi neden aynı yerde öldürülmüştü ve onları Haydar Kuyusu'na kim atmıştı?

ARİF YILMAZ'IN SON YOLCULUĞU

Bu vahşi cinayetlere bakan kişiler arasında Konya Cinayet Masası'nda Komiser Sami Şengün de bulunuyordu. Komiser Sami ve ekibi, Arif ile Osman’ın öldürülmeden önceki hareketlerini geriye doğru incelemeye başladı. İki ortağın kamyonlarına yedek parça almak amacıyla yola çıktıkları belirlendi. Aksaray'da aradıkları parçayı bulamayınca önce Konya'ya, ardından Akşehir'e gittikleri ortaya çıkarıldı.

Bunun üzerine komiser ve ekibi, Akşehir'de alışveriş yaptıkları dükkâna ulaştığında soruşturma açısından dikkat çekici bir bilgi elde etti. Dükkân sahibi Arif'i hatırlıyordu. Ancak Arif o gün yalnız değildi. Yanında başka bir erkek vardı. Polis, kuyudan çıkarılan diğer cesetleri dükkân sahibine gösterdi. Adam hepsine dikkatlice baktıktan sonra Arif'in yanında gördüğü kişinin bu kişilerden hiçbiri olmadığını söyledi. Böylece soruşturmaya kimliği bilinmeyen yeni bir kişi girdi. Polis bu kez Arif'in Akşehir'de yanında görülen esrarengiz adamı aramaya başladı.

GAZİANTEP PLAKALI KIRMIZI KAMYON

Çalışmalar devam ederken gelen başka bir ihbar ise polisi tamamen farklı bir yöne götürdü. Ilgın civarındaki bir benzin istasyonu çalışanı, cinayetin işlendiği değerlendirilen gece Gaziantep plakalı kırmızı bir kamyonun istasyona geldiğini anlattı. İfadeye göre kamyonun şoför mahallinde 5, kasasında ise 2 kişi bulunuyordu. Şoför oldukça heyecanlı görünüyordu. Bir miktar mazot aldıktan sonra fatura istememiş ve hızla Konya istikametine doğru yoluna devam etmişti.

Komiser Sami ve ekibi bu kez kırmızı kamyonun izini sürmeye başladı. Sarayönü ve Akşehir'de geniş çaplı aramalar yapıldı. Şüpheli görülen kişiler tek tek sorgulandı. Savcının yalnızca iki gün içerisinde yaklaşık 300 kişinin ifadesini aldığı dönemin gazetelerine yansıdı. Sarayönü'nde 3 kişi nezaret altına alındı. Ancak soruşturma ilerledikçe gözaltına alınanların sayısı arttı. Buna rağmen gerçek katillere götüren tek bir somut delil bulunamadı.

70 BİN LİRA İDDİASI

Polisin üzerinde durduğu en güçlü ihtimallerden biri gasptı. Arif'in üzerinde yüklü miktarda para bulunduğu, dönemin bazı haberlerinde bu miktarın 70 bin liraya kadar çıktığı ileri sürülüyordu. Ancak cesedi bulunduğunda para ortada yoktu. Bu nedenle dört kişinin paraları için öldürülmüş olabileceği değerlendirildi. Başka bir ihtimal ise kaçakçılık hesaplaşmasıydı. Özellikle kimliği ilk aşamada belirlenemeyen maktullerden hareketle cinayetin çevre illerde faaliyet gösteren büyük bir kaçakçılık şebekesi tarafından gerçekleştirilmiş olabileceği üzerinde duruldu.

DEDEKTİFLER GETİRİLDİ, ÖZEL BÜRO KURULDU

Türkiye gündemini sarsan bu olay için savcılık, cinayetin çözülmesi amacıyla ayrıca özel bir ekip kurdu. Konya'ya Emniyet Genel Müdürlüğü'nden dedektifler gönderildi. Bu özel ekip, Cinayet Masası Komiseri Sami ile de irtibat hâlindeydi. Şüpheliler sorgulandı, ihbarlar araştırıldı, çevre illerde çalışmalar yapıldı.

YAYIN YASAĞI GELDİ

Bir süre sonra soruşturmanın selameti gerekçesiyle haberlerin yayımlanmasına dahi yasak getirildi. Polis bütün ihtimalleri tek tek araştırıyordu. Ancak kırmızı kamyon çıkmadı. Kaçakçılık bağlantısı kurulamadı. Gözaltına alınanlar katil değildi. Arif'in Akşehir'de yanında görülen esrarengiz adamdan da sonuç alınamadı. Haydar Kuyusu cinayeti giderek bir faili meçhul dosyaya dönüşüyordu.

ARADAN BİR YIL GEÇTİ

Aylar boyunca devam eden soruşturma sonuç vermedi. Kuyudan çıkarılan dört kişinin nasıl öldürüldüğü biliniyordu ancak bunu kimin yaptığı ortaya çıkarılamamıştı. Cinayetin üzerinden yaklaşık bir yıl geçti. Dosya kapanmamıştı ama soruşturmayı ileri götürecek yeni bir ipucu da yoktu. Özel ekip de artık gitmişti. Dosya sessizliğe gömülmüştü. Ancak bu dosyayı unutmayan bir kişi vardı. O da Komiser Sami Şengün'dü.

KOMİSERİN DİKKATİNİ ÇEKEN HABER

O dönem teknoloji yoktu. İnternet veya televizyon bile yoktu. Haberler günlük gazetelerden okunarak takip edilirdi. Komiser Sami'nin bir özelliği vardı. Her gün bütün gazeteleri didik didik okurdu. O gün de tüm gazeteler önündeydi ve tek tek okurken İstanbul gazetesindeki küçücük bir haber dikkatini çekti. Haberde Konya'dan söz edilmiyordu. Haydar Kuyusu'ndan da bahsedilmiyordu. Haber yüzlerce kilometre uzaktaki Mersin'den geliyordu. Denizden İstanbul plakalı bir otomobil çıkarılmıştı. Bir yıl boyunca Haydar Kuyusu cinayetinin peşinden giden Komiser Sami Şengün'ün dikkatini bu haber çekti. Çünkü Şengün olaya yalnızca “Mersin'de denize atılmış bir otomobil” olarak bakmadı.

BİR OTOMOBİL NEDEN DENİZE ATILIR?

Komiserin zihnindeki soru farklıydı: Bir otomobil neden denize atılır? Şengün, Haydar Kuyusu'ndaki dört kişinin olay yerine bir araçla getirilmiş olabileceğini düşündü. Katiller, cinayetten sonra kullandıkları otomobili ortadan kaldırmak istemiş olabilirlerdi. Ortada bunu doğrulayacak herhangi bir delil yoktu. Sadece bir polislik sezgisi ve araştırılması gereken bir ihtimal vardı. Ama Sami Şengün o ihtimali görmezden gelmedi.

ARAÇ İSTANBUL'DAN ÇALINTI ÇIKTI

Komiser Sami, bu düşüncesini yetkililerle paylaştı ve onun bu girişimiyle Mersin Emniyet Müdürlüğü ile irtibata geçildi. Denizden çıkarılan otomobilin İstanbul'dan çalındığı öğrenilince soruşturmanın çapı genişledi ve Komiser Sami ile ekibinin yolu İstanbul'a yöneldi. Komiser Sami, ekibiyle birlikte İstanbul İkinci Şube'nin Cinayet Masası'ndan bir ekiple bu aracı araştırmaya başladı. Araştırmada otomobilin 1952 model bir Buick olduğu belirlendi. Araç, İstanbul'un tanınmış tüccarlarından birine aitti ve 4 Nisan'ı 5 Nisan'a bağlayan gece İçerenköy'deki garajından çalınmıştı.

CİNAYETTEN ÖNCE ÇALINMIŞTI

Bu tarih dikkat çekiciydi. Çünkü otomobil Haydar Kuyusu cinayetinden yalnızca günler önce ortadan kaybolmuştu. Yani cesetler 13 Nisan'da bulunmuş, otomobil ise 5 Nisan'da çalınmıştı. Üstelik otomobilin çalınmasına tanık olan bir kadın vardı. Kadının verdiği bilgiler üzerine polis, Alpan ve Ayhan isimlerine ulaştı. Komiser Sami'nin bir gazete haberinden hareketle kurduğu ihtimal artık ilk somut sonuçlarını vermeye başlamıştı.

BUICK'TEKİ KOVAN VE KAN LEKESİ

Denizden çıkarılan otomobil ayrıntılı şekilde incelendi. Şoför mahallindeki koltuğun arkalığına sıkışmış boş bir kovan bulundu. Araçtan bir tarak da çıktı. Ancak asıl dikkat çekici bulgu, otomobilin iç kısmında yapılan incelemede elde edildi. İyi bir ışık altında bakıldığında döşeme üzerinde yaklaşık bozuk para büyüklüğünde bir kan lekesi görüldü. İncelemede bunun insan kanı olduğu belirlendi. Artık Komiser Sami'nin şüphesi yalnızca bir varsayım değildi. Cinayetten günler önce İstanbul'dan çalınan, daha sonra Mersin'de denize atılan bir Buick vardı. Otomobilin içinde boş kovan vardı. Üstelik insan kanı bulunmuştu. Bir yıldır karanlıkta kalan Haydar Kuyusu dosyasında ilk kez gerçek bir kapı aralanmıştı.

OTOMOBİLİ KİM ÇALDI?

Komiser Sami ve ekibi, otomobilin çalınmasıyla bağlantılı kişilerin peşine düştü. Çalışmalarda Alpan isimli şüpheliye ulaşıldı. Asker olduğu belirtilen Alpan'ın firar ettikten sonra yakalandığı tespit edildi. Sorguya alınan Alpan, otomobilin çalınması konusunda kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmedi. Ancak verdiği ifadede soruşturmayı iki önemli isme götürdü: Refet ve Ayhan Tahir... Polis artık bir yıl önceki gibi onca belirsiz şüphelinin peşinde değildi. Elinde bir otomobil ve o otomobille bağlantılı somut isimler vardı.

YAKALANIP SORGUYA ALINDILAR

Refet, uzun süren aramaların ardından Bostancı'da yakalandı ve Konya'ya getirildi. Ayhan Tahir de bulundu. Şüpheliler birbirlerinden ayrı sorgu odalarına alındı. Polis aynı çalışma kapsamında hırsızlık ve kaçakçılık suçlarından aranan yaklaşık 10 kişiyi daha yakaladı. Ancak Haydar Kuyusu soruşturmasının merkezinde artık Refet ile Ayhan vardı.

İTİRAF GELDİ

Sorgular uzadı. İki şüphelinin anlatımları karşılaştırıldı. Elde edilen bulgular önlerine konuldu. Sonunda dirençleri kırıldı. Refet ile Ayhan Tahir, Haydar Kuyusu'nda bulunan dört kişiyi öldürdüklerini itiraf etti. Diğer iki kurbanın isimleri de Kerim ile Vefa olduğu tespit edildi. Yaklaşık bir yıldır çözülemeyen cinayet artık aydınlatılmıştı. Fakat şüphelilerin cinayetin nasıl işlendiğine ilişkin anlatacakları, soruşturmayı yürüten polislerin karşısına çok daha ürpertici bir tablo çıkaracaktı.

ÖLÜME GİDEN YOLCULUK

Refet ve Ayhan'ın ifadelerine göre ikili, İzmir'den yola çıktıktan sonra Afyon'a uğradı. Burada bir lokantada yemek yerken Kerim ve Vefa isimli iki hırdavatçıyla tanıştılar. Kerim ile Vefa Konya'ya gidiyordu. Refet ve Ayhan da aynı istikamete gideceklerini söyleyerek iki adamı otomobile aldı. Saat 22.00 sıralarında Akşehir'e ulaştıklarında bu kez fabrikatör Arif ile ortağı Osman'la karşılaştılar. Arif ile Osman da otomobile bindi. Böylece Buick'te Refet ve Ayhan'la birlikte, daha sonra Haydar Kuyusu'nda cesetleri bulunacak 4 kişi vardı.

OSMAN DÜZ KONTAĞI FARK ETTİ

Yolculuk sırasında Osman Yeşilöz otomobilde bir gariplik olduğunu fark etti. Buick düz kontakla çalıştırılıyordu. Osman'ın bundan şüphelenmesi Refet ile Ayhan'ı tedirgin etti. İfadelerine göre iki şüpheli, yolcuların dikkatini dağıtmak amacıyla içki içip esrar çekmeye başladı. Ancak artık Refet ile Ayhan'ın kafasında başka bir düşünce vardı. Yanlarındaki dört kişinin otomobilin çalıntı olduğunu anladıklarını düşünüyorlardı. Yakalanmaları hâlinde otomobil hırsızlığından polisin karşısına çıkacaklardı. Bunun üzerine dört yolcuyu ortadan kaldırmaya karar verdiler.

“LASTİK PATLADI” DİYEREK DURDULAR

Sarayönü'nü geçtikten sonra Ayhan, otomobilin lastiğinin patladığını söyleyerek aracı durdurdu. Refet tabancasını çıkardı. İfadelerine göre ilk olarak Vefa vuruldu. Ardından Kerim öldürüldü. Daha sonra Arif ile Osman otomobilden indirildi. Osman kaçmaya çalıştı ancak kurtulamadı. Kısa süre içerisinde otomobilde yolculuk yapan dört kişinin tamamı öldürülmüştü.

KUYUYA ATTILAR

Refet ile Ayhan cesetleri hemen bulundukları yerde bırakmadı. Otomobile tekrar bindiler ve yaklaşık 200-300 metre ilerleyerek Haydar Kuyusu'nun önünde durdular. Dört cesedi araçtan indirip kuyunun içine attılar.

CESETLERİN ÜZERİNİ ARADILAR

Şüphelilerin ifadelerine göre öldürdükleri kişilerin üzerlerinden yaklaşık 9 bin lira ile kol saatlerini aldılar. Dört kişinin üzerlerini, kendilerini ele verecek herhangi bir belge ya da iz kalıp kalmadığını anlamak için yeniden aradılar. Ardından Haydar Kuyusu'ndan uzaklaştılar.

KAN İZLERİNİ TEMİZLEDİLER

Ancak ortada temizlenmesi gereken bir şey daha vardı: Buick. Cinayet sırasında otomobilin içine kan bulaşmıştı. Refet ile Ayhan, Beyşehir'e gittikten sonra göl kenarında durdu. Üzerlerindeki ve otomobilin içindeki kan izlerini temizlemeye çalıştılar. Ardından yollarına devam ederek Mersin'e ulaştılar. Cinayetin kendilerine ulaşmasını sağlayabilecek en önemli delil otomobildi. Bu nedenle Buick'i de ortadan kaldırmaya karar verdiler. Mersin'de Kızkalesi karşısında otomobili denize attılar.

Böylece İstanbul'dan çaldıkları ve dört kişinin öldürülmesinde kullandıkları aracın Akdeniz'in dibinde sonsuza kadar kaybolacağını düşündüler. Refet daha sonra trenle İstanbul'a döndü. Ayhan ise Bursa'ya gitti. Aradan aylar geçti. Polis başka ihtimallerin peşinde koşarken iki şüpheli yakalanmadı. O döneme göre cinayetin planı neredeyse kusursuz işlemişti.

BİR GAZETE HABERİ, DÖRT CİNAYETİ ÇÖZDÜ

Ancak hesaba katmadıkları tek şey, Konya'daki bir cinayet polisi ile Mersin'de denizin dibinden çıkarılan bir otomobil arasındaki yüzlerce kilometrelik bağlantıydı. Komiser Sami Şengün'ün bir İstanbul gazetesinde okuduğu birkaç satırlık haberle başlayan araştırması, Mersin'den İstanbul'a, İstanbul'dan şüphelilere ve sonunda Haydar Kuyusu'na kadar uzandı.

Cinayetin çözümündeki dikkat çekici nokta, Komiser Sami'nin elinde başlangıçta otomobili cinayetle ilişkilendiren herhangi bir somut delil bulunmamasıydı. Denize atılan bir otomobilin başlı başına olağan dışı olduğunu düşündü ve bunun nedenini araştırdı. Araştırdıkça parçalar birbirine oturdu.

Çalıntı Buick... Cinayetten hemen önce kaybolması... Otomobildeki boş kovan... Döşemedeki insan kanı... Ardından otomobil hırsızlığıyla bağlantılı isimler... Ve sonunda gelen itiraflar. Haydar Kuyusu'nda bulunan dört cesetin sırrı, yaklaşık bir yıl sonra Komiser Sami Şengün'ün dikkati ve ısrarlı takibi sayesinde çözüldü.

PEYAMİ SAFA DA O BAŞARIYI YAZDI

Komiser Sami Şengün'ün Haydar Kuyusu cinayetini çözüme götüren sıra dışı bağlantısı, dön

Open Questions

  • Katillerin tam motifi nedir?
  • Para ve eşyalar nereye gitti?
  • Başka ortaklar vardı mı?
  • Silah nasın temin edildi?

Related Topics

This article was originally published by Habertürk Gündem.

Related Stories

More on this topichaydar kuyusu