
Sarıgül, kendisine yönelik şantaj iddialarını ve gazeteci Murat Ağırel'in soruşturmaya dahil edilmesini değerlendirdi.
Mustafa Sarıgül, kendisine yönelik sahte belgelerle şantaj yapıldığını iddia ederek, bu belgeleri haberleştirmeyen gazeteci Murat Ağırel'in tutuklanmasını büyük bir haksızlık olarak nitelendirdi.
AI-generated summary
Gazeteci Murat Ağırel, Mustafa Sarıgül ile ilgili bir soruşturma kapsamında tutuklanmıştır. Sarıgül, kendisine şantaj yapıldığını ve Ağırel'in bu iddiaları doğrulamadığı için haber yapmadığını savunmaktadır.
Mustafa Sarıgül, gazeteci Murat Ağırel’in de tutuklanmasına neden olan soruşturmaya ilişkin açıklama yaptı.
Hakkındaki soruşturmanın açılmasına neden olan kişilerin kendisine ve aile üyelerine sahte belgeler göndererek şantaj girişiminde bulunduğunu ileri süren Sarıgül, bu girişimlerden sonuç alamayan kişilerin gazeteci Murat Ağırel’le temasa geçtiğini, Ağırel’in kendisine ulaşan iddia ve belgeleri doğrulamak istediğini, doğrulayamadığı için haberleştirmediğini belirtti.
Sarıgül, Ağırel’in soruşturmaya dahil edilmesini ve tutuklanmasını “çok büyük bir haksızlık” olarak değerlendirdi.
Sarıgül’ün sözleri şöyle oldu:
“Kamuoyuna saygıyla;
1975 yılından beri siyasetin içindeyim. Yaklaşık 50 yıldır kamuoyunun gözü önünde ve halkın içinde yaşıyorum.
Ücretli çalıştım. Memurluk yaptım. Ticaret yaptım. Belediye başkanı olarak kamu görevi yaptım. Milletvekili olarak milletimi temsil görevi yaptım.
Ticaret yaparken de belediye başkanlığı yaparken de gerekli mercilerce sayısız kez denetlendim. Hakkımda açılmış bir soruşturma dahi bulunmamaktadır.
2023 seçimleri sonrasında milletvekili olarak mal beyanında bulundum. Hesabını veremeyeceğim bir kuruş dahi yoktur.
Soruşturmanın açılmasına neden olan şahısların iddiaları, sahte banka dekontları, sahte noter tasdikleri, hile ile düzenlenen sözleşmeler ve belgelere dayalıdır.
Dekontlar sahtedir. 100 euro’luk bir dekont 100 milyon euro olarak değiştirilmiştir.
Kurulduğu iddia edilen şirketler kurulmamıştır.
Türkiye’ye getirilmiş ya da Türkiye’den çıkmış 1 euro dahi yoktur.
Bu şahıslarla benim veya aile üyelerim arasındaki temaslar, resmiyete dönüşmeden tarafımızca sona erdirilmiştir. Ortada bir kamu zararı yoktur, bu şahısların uğradığı bir zarar da yoktur.
Soruşturmanın açılmasına neden olan şahıslar ellerindeki düzmece belgeleri e-mail ve WhatsApp yoluyla bana ve aile üyelerime iletmiş, ancak bu şantajlara boyun eğilmemiştir. Bu girişimlerinden sonuç alamayınca üzerimizde kamuoyu baskısı yaratmak için gazeteci Murat Ağırel’le temasa geçmişlerdir.
Sayın Ağırel, kendisine ulaşan iddia ve belgelerden kuşku duymuş, etik gazetecilik gereği doğrulamak istemiştir. Şahıslar bunun üzerine benim, aile fertlerim ve gazeteci Murat Ağırel hakkında şikâyette bulunmuşlardır.
Şahısların bu girişimlerinden -e-mail ve WhatsApp yoluyla-zaten haberimiz olduğu halde Sayın Murat Ağırel’in bize bilgi verdiğini, bizi koruduğunu iddia etmişlerdir.
Sayın Murat Ağırel’in -yeterli bilgi ve belgeye ulaşamadığı için- haber yapmadığı gerekçesiyle bu soruşturmaya adının karıştırılması ve tutuklanmış olmasından son derece üzgünüm. Çok büyük bir haksızlıktır.
Ülke olarak zor zamanlardan geçiyoruz ama bu zorluklar bizi güçlendirecek. Demokrasiye, adalete ve hukukun üstünlüğüne olan inancımızı kaybetmeyeceğiz. Kazanan demokrasi olacak, kazanan adalet olacak, kazanan tüm Türkiye olacak.”
Minister Murat Kurum rejected CHP leader Özgür Özel's claims about a project in Ayazağa and stated that the project was carried out with the approval of IMM and Sarıyer Municipality and that IMM was a direct partner in the project.

AKP Gaziantep Deputy İrfan Çelikaslan's pose with child workers during his visit to tradesmen was harshly criticized by BİRTEK-SEN Chairman Mehmet Türkmen on the grounds that it legitimized child labor.

Minister Murat Kurum stated that Istanbul Metropolitan Municipality became a partner in the project after the flood disaster in Ayazağa and that stream rehabilitation was the responsibility of the municipality, and denied the claims of CHP Chairman Özgür Özel.

Imprisoned presidential candidate and Istanbul Metropolitan Municipality President Ekrem İmamoğlu shared his defense book titled 'The Nation is My Witness', which was confiscated during its printing, in the digital environment. İmamoğlu stated that the book was blocked by illegal interventions.
Following the looting and violence in France on October 17, the government changed its security strategy and announced that military units would support the police. As protests spread to Italy and Albania, economic uncertainty and political tension are escalating in France.

CHP Group Deputy Chairman Murat Emir stated that the Mecca Joint Defense Agreement will drag Türkiye into a hot conflict with Iran and the Houthis, and argued that the agreement disables the Turkish Grand National Assembly and imposes heavy obligations.