
İzmir Seferihisar'ın Orhanlı Köyü'nde yapılmak istenen jeotermal enerji santralı projelerine karşı açılan ÇED iptal davası İzmir 5. İdare Mahkemesi'nde görüldü.
AI-generated summary
Seferihisar'ın Orhanlı Köyü'nde yapılması planlanan jeotermal enerji santralı projelerine karşı köylüler ve kurumlar dava açtı.
Seferihisar’ın Orhanlı Köyü’nde jeotermal enerji santralı (JES) projelerine karşı yürütülen hukuk mücadelesi bir kez daha mahkeme salonuna taşındı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen “ÇED Olumlu” kararına karşı 98 yurttaş ile beş kurumun açtığı davanın duruşması İzmir 5. İdare Mahkemesi’nde görüldü. Orhanlı’da Coşkun Akçil’e ait bağda ikinci kez gerçekleştirilen ve davacılar lehine değerlendirmeler içeren bilirkişi incelemesinin ardından görülen duruşmayı Orhanlı Köyü sakinleri de takip etti.
Duruşmada davacıların avukatları ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi avukatları hazır bulundu. Davacı taraf “ÇED Olumlu” kararının iptalini talep ederken, Bakanlık avukatları davanın reddini istedi.
“HALKIN KATILIM SÜRECİ PANDEMİDE YÜRÜTÜLDÜ”
Davacıların avukatlığını üstlenen Doğa Derneği Hukuk Danışmanı Av. Cem Altıparmak, projenin halkın katılımı sürecinin Covid-19 salgını döneminde yürütüldüğüne dikkat çekti.
21 Nisan 2021 tarihinde halkın katılım toplantısı yapıldığını belirten Altıparmak, şunları söyledi:
“Bu tarih pandemi zamanıydı. Bakanlık Covid genelgesiyle toplu kullanım alanlarına ilişkin yasaklardan söz ediyordu ancak aynı Bakanlık, projenin halkın katılım toplantısını pandemi döneminde yapmaya kalkıştı. Bu, objektiflik ilkesinin apaçık ihlal edildiği bir süreçtir. İzmir Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’ne halkın katılım toplantısının pandemi dönemine denk geldiğini söylediğimde, ‘Bakanlığın talimatı var’ denildi.”
Altıparmak, bölgede daha önce verilen ruhsatlara ilişkin yürütülen hukuki süreçleri de anımsatarak, “İZSU işletme ruhsatının iptali için dava açtı. Biz de o davalara müdahil olduk. Ruhsatlar iptal edildi ancak Bakanlık ve Valilik yeniden ruhsat verdi” dedi.
Davanın yalnızca bir proje üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Altıparmak, “Bu dava, çevreye yönelik müdahalelerde halkın söz sahibi olma davasıdır. Orhanlı bir tarım havzası; burada bambaşka bir coğrafya var. ÇED iptal kararı vereceğinize inanmak istiyorum” ifadelerini kullandı.
BAKANLIK: SÜREÇ MEVZUATA UYGUN YÜRÜTÜLDÜ
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı avukatı ise çalışmaların resmi prosedürlere uygun biçimde gerçekleştirildiğini savundu.
Pandemi döneminin tüm toplumu etkilediğini belirten Bakanlık avukatı, “Pandemi sürecini hepimiz yaşadık ancak devam eden yasal süreçlere ilişkin bir kısıtlama söz konusu değildi. Önceki bozma kararında ‘ÇED iptal edilmelidir’ şeklinde bir hüküm bulunmuyor. Daha kapsamlı bir inceleme yapılmasına yönelik karar bulunuyor. Verilen kararların hiçbiri doğrudan ÇED’in iptaline yönelik değildir” dedi.
Şirketin daha önceki iptal kararının ardından yeniden başvuru yaptığını belirten Bakanlık avukatı, gerekli inceleme raporlarının dosyaya sunulduğunu söyledi.
“BU PROJELER OLURSA TARIM YAPAMAYIZ”
Orhanlı Köyü Muhtarı Abdürrahim Ener de duruşmada söz alarak köy halkının kuşaklardır bölgede tarım yaparak geçindiğini anlattı.
Ener, “Biz üç, dört kuşaktır burada yaşıyoruz. Köyümüzde yaklaşık 1700 hanede yaşayan insan var. Köyüne ikametgâhını alıp İzmir’e çalışmaya gidip gelen yurttaşlarımız var. Hobi bahçeleriyle, taş ocaklarıyla mücadele ediyoruz. Köyümüzde organik tarım yapıyoruz. Bu projeler hayata geçerse tarım yapamayız, geçimimiz elimizden alınır” dedi.
Orhanlı’nın bitki çeşitliliği açısından önemli bir bölge olduğunu belirten Ener, yakın çevredeki jeotermal faaliyetlerin etkilerini de gördüklerini ifade etti.
Ener, “Yaklaşık 5 kilometre aşağıda jeotermal faaliyeti başladı. İnsanlar çevresinden taşındı, yabani otların kurumaya başladığını gördük. Bu projeler uygun olan başka alanlarda yapılmalı. Burada yapılırsa yarın arazilerimizi satar, otellerde, restoranlarda çalışmak zorunda kalırız. Biz tam tersine köyünden giden yurttaşlarımızı yeniden köyüne döndürmek, üretime kazandırmak istiyoruz” diye konuştu.
“DEDEMİZ ‘BU TOPRAKLARI SATMAYIN, ÜRETİN’ DERDİ”
Orhanlı Köyü’nde yaşayan Özge Uzunca Akçil de ailesinin kuşaklardır bölgede yaşadığını ve üretim yaptığını belirterek jeotermal projesine tepki gösterdi.
“Ben Orhanlı’da doğdum, büyüdüm. 93 yaşında kaybettiğimiz büyüğümüz de, dedem de bu köyde doğup büyüdü” diyen Akçil, şöyle konuştu:
“Bize hep ‘Biz buraları çok zor yetiştirdik, bu toprakları satmayın, üretin’ derlerdi. Ben hayvancılığı da arıcılığı da aşı yapmayı da biliyorum. Çocuğuma da bunları öğreteceğim. Jeotermal tesisinin burada kurulamayacağını söylüyoruz. Üretim yapmamız gereken yerde yıllardır bunlarla uğraşıyoruz. Çevre halkının bu projelerden ne kadar rahatsız olduğunu hepimiz biliyoruz.”
Orhanlılılar, bölgede planlanan jeotermal projelerinin tarım alanları, su kaynakları, doğal yaşam ve köyün geleceği açısından ciddi risk oluşturduğunu belirterek “ÇED Olumlu” kararının iptal edilmesini talep ediyor. Mahkeme heyeti duruşma sonunda yaptığı açıklamada kararın 1 ay sonra taraflara tebliğ edileceğini belirtti.
AI outlook — possibilities, not facts
Mahkeme heyeti ÇED iptal davasına ilişkin kararını 1 ay sonra taraflara tebliğ edecek.
Very likely · Within weeks

Community Centers published a report before the hearing of the case regarding the murder of forest defender Reşit Kibar in Artvin Cankurtaran on October 2, calling for the prosecution of not only those who pulled the trigger, but also those responsible for capital and bureaucracy.

The 89th hearing of the corruption case against Istanbul Metropolitan Municipality was held. While 436 defendants, including the suspended Ekrem İmamoğlu, were on trial, the defense of the detained defendant Remzi Baka and the prosecutor's interrogation left their mark on the hearing.
In the 1008-page indictment prepared by the Izmir Chief Public Prosecutor's Office regarding the irregularities of İZBETON AŞ, a prison sentence of 4.5 to 14 years was requested for former Izmir Metropolitan Municipality Mayor Tunç Soyer.

A new indictment has been prepared against educator Seda Pırıl C., who is on trial for allegedly beating K.Y., who has autism, at the rehabilitation center in Mersin. The prosecutor requested that the action be evaluated within the scope of 'torture'.

The Constitutional Court deemed the appellate court's failure to provide sufficient justification in the application of a bank employee who was dismissed due to insufficient performance as a violation of the right to a fair trial.

In the referee investigation carried out by the Istanbul Chief Public Prosecutor's Office, the message records of the suspects, including MHK President Ferhat Gündoğdu, were examined.