
TTB AHEK Yürütme Kurulu Başkanı Siber Uyan, aile hekimlerinin çalışma koşulları, bütçe adaletsizliği ve koruyucu sağlık hizmetlerindeki eksikliklere dikkat çekti.
TTB AHEK Başkanı Siber Uyan, aile hekimlerinin yoksulluk sınırı altında çalıştığını belirterek, sağlık sisteminde koruyucu hekimliğin ihmal edildiğini ve bütçenin verimsiz kullanıldığını vurguladı.
AI-generated summary
Aile hekimleri, Türkiye'deki birinci basamak sağlık hizmetlerinin temelini oluşturmaktadır. Sağlık Bakanlığı istatistiklerine göre hekim başvurularının büyük bir kısmı hastanelere yapılmaktadır.
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Aile Hekimliği Kolu (AHEK) Yürütme Kurulu Başkanı Siber Uyan, "Kamu eliyle yapılıp donatılan, depreme dayanıklı Aile Sağlığı Merkezi binalarında sağlık hizmeti sunma ısrarımızı sürdürüyoruz. Aile hekimleri olarak her ay yoksulluk sınırının en az iki katı tek ücret, vergide adalet, performansa bağlı olmayan, güvenceli, birinci basamak sağlık hizmeti vermek istiyoruz" dedi.
Uyan, TTB Merkez Konseyi Üyeleri ile birlikte Ankara Tabip Odası'nda düzenlediği basın toplantısında, Sağlık Bakanlığı’nın 2025 Sağlık İstatistikleri Yıllığı’na göre, geçen yıl hekimlere 1 milyar 138 milyon başvuru yapıldığını bildirdi.
Bu başvuruların yüzde 41,3’ünün birinci basamak, yüzde 58,7’sinin ise ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmeti veren kurumlara gerçekleştiğini aktaran Uyan, kişi başına yılda ortalama 5,4 kez birinci basamak sağlık hizmeti veren kurumlara, 7,8 kez hastanelere başvuru yapıldığını, toplam başvuru sayısının 13,2’ye ulaştığını kaydetti.
Uyan, bu oranın OECD üyesi ülkelerdeki yıllık ortalama 6,5 başvurunun iki katından fazla olduğuna işaret etti.
Uyan, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun 2026 yılı bütçe konuşmalarında 2025 yılının ilk 10 ayında yaklaşık 16 milyon MR ve 17 milyon BT çekimi yapıldığını açıkladığını hatırlatarak, "Sağlık Bakanlığı koruyucu hekimlikten ve nitelikli sağlık hizmetinden uzaklaşan tedavi edici sağlık politikalarını neden tercih ediyor? Bu tercihten kimler zarar görüyor, kimler kazanç sağlıyor? Ne kadar işe yarıyor? Bir insan neden defalarca hastanelere gitmek zorunda kalıyor?" diye sordu.
"FON SKANDALINDA ÇEKİLEN 227 MİLYAR TL BİRİNCİ BASAMAK BÜTÇESİNİN YÜZDE 56’SI"
Bakan Memişoğlu’nun açıklamalarında koruyucu sağlık hizmetlerine verdiği önemden ve aile hekimliğine yaptığı katkılardan söz ettiğini belirten Uyan, "Bu sistemde çalışan bizler, bu açıklamaların gerçekte karşılığı olmadığını yaşayarak biliyoruz" dedi.
Sağlık hizmetlerinin yaklaşık yüzde 40’ının birinci basamakta ve ağırlıklı olarak aile sağlığı merkezlerinde (ASM) verildiğini belirten Uyan, Sağlık Bakanlığı bütçesinden koruyucu sağlık hizmetlerine ayrılan payın yüzde 27,54 olduğunu söyledi.
Fonda manipülasyon konusunu hatırlatan Uyan, SPK’nın tasfiye kararından hemen önce 650 kişinin büyük kazançlar elde ederek çektiği toplam 227 milyar liranın, Sağlık Bakanlığı’nın birinci basamak sağlık hizmetlerine ayırdığı bütçenin yüzde 56’sına denk geldiğini belirtti.
Uyan, şunları kaydetti:
"Bakan Memişoğlu’nun 2026 yılı bütçe görüşmelerinde açıkladığı bin adet ASM’ye ne oldu? Proje ve inşaat halindeki ASM’ler nerede? Uygunsuz koşullarda, deprem güvenliğinden yoksun binalarda sağlık emekçileri hizmet vermeye, toplum hizmet almaya çalışırken ASM’ler neden hâlâ yenilenmiyor?
Rahim içi kanserinin önlenmesinde etkili olan, 147 ülkenin uyguladığı HPV aşısı neden hâlâ genişletilmiş aşılama programına alınmıyor? Aşı kapsayıcılığının giderek düştüğü Sağlık Bakanlığı’nın istatistiklerinde bile görülüyorken, aşı tereddüdünü gidermek için neden hâlâ harekete geçilmiyor?"
"SAĞLIK EMEKÇİLERİ YOKSULLUK SINIRI ALTINDA ÇALIŞTIRILIYOR"
Uyan, Eylül 2026 itibarıyla yıllık enflasyonun ENAG'a göre yüzde 46,6, Türkiye İstatistik Kurumu’na göre yüzde 29,7 olduğunu belirtti.
TÜRK-İŞ'e göre açlık sınırının 37 bin 800 liraya, yoksulluk sınırının ise 123 bin 130 liraya ulaştığını ifade eden Uyan, şöyle konuştu:
"Beslenme, barınma, ısınma, ulaşım başta olmak üzere temel sosyal, ruhsal ihtiyaçlarını bile yeterli ve dengeli bir şekilde karşılayamayan milyonlarca insan derin bir yoksulluk yaşarken, sağlık emekçileri ise onlara yoksulluk sınırı altında hizmet vermek zorunda bırakılmaktadır.
Biz aile hekimlerine yüzde 35 vergi kesintisi uygulayan, 16 çeşit performans kriteri dayatan, hastaları müşteri yerine koyup memnuniyet kriterleri oluşturan, yapay zekâ destekli Risk Esaslı Denetim Sistemi ile sade hastaya bile ilaç yazmamızı zorlayan, uygunsuz istemleri karşılamadığımız ve keyfi hastane randevusu almadığımız gerekçesiyle şiddet görmemize adeta yol veren, ölümcül hastalıklara karşı tedavi görürken 180 gün mazeretli olduğumuzda sözleşme feshi gönderen bu iktidar ve onun sağlık yönetimi iflas etmiştir."
"EŞİT, PARASIZ, NİTELİKLİ VE ULAŞILABİLİR SAĞLIK HİZMETİ TEMEL HAKTIR"
Toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesinin öncelemesi gerektiğini belirten Uyan, eşit, parasız, nitelikli ve ulaşılabilir sağlık hizmetinin temel hak olduğunu söyledi.
Uyan, "Topluma sadece sağlık hizmeti vermekle toplum sağlıklı olmaz, bunun için toplumun temel hak ve ihtiyaçlarının eksiksiz ve yeterli düzeyde karşılanması zorunludur. Kamu kaynakları toplumun bir kesimine değil tümüne, ihtiyacı kadar, yeterli düzeyde harcanmalıdır" dedi.
Birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunulduğu binaların yetersiz olduğunu belirten Uyan, "Kamu eliyle yapılıp donatılan, depreme dayanıklı ASM binalarında sağlık hizmeti sunma ısrarımızı sürdürüyoruz. Aile hekimleri olarak; her ay yoksulluk sınırının en az iki katı tek ücret, vergide adalet, performansa bağlı olmayan, güvenceli işte birinci basamak sağlık hizmeti vermek istiyoruz. Bunun için mücadele ediyoruz ve edeceğiz. Halkımızdan da destek bekliyoruz" diye konuştu.

2,914 people applied to the health institution in Tokat city center with complaints of nausea, vomiting, abdominal pain and diarrhea. The Governorate suspended education on Monday, October 12, accelerated disinfection efforts and warned about the consumption of tap water. The municipality announced that sewage water does not mix with the drinking water network.

Tokat Governorship announced that education was suspended for one day in all public and private educational institutions and rehabilitation centers on Monday, October 12, following the reported situation of 2 thousand 914 citizens applying to health institutions with complaints of nausea, vomiting, abdominal pain and diarrhea in the city center as of Friday evening, October 9. Disabled and pregnant personnel were also given administrative leave on the same day. The Governorship warned that drinking water samples were sent to Ankara and that tap water should not be consumed until the results are announced.
Tokat Governorship announced that 2 thousand 914 citizens have applied to hospitals in the city center with complaints of nausea, vomiting, abdominal pain and diarrhea since Friday evening, October 9, 2026. 6 of the 18 hospitalized children were discharged, the others are in good condition. Drinking water samples were sent to Ankara Public Health Reference Laboratory, results are expected within 3 days. The Governorship recommended that tap water should not be used for drinking and food preparation. Tokat Municipality stated that no sewage water is mixed into the network and the health complaints are not related to the infrastructure.

Since October 9, 2 thousand 914 people applied to health institutions in Tokat center with complaints of nausea, vomiting and diarrhea. While the treatment of 18 children continued, authorities started an investigation on drinking water samples.

Since October 9, 2 thousand 914 people applied to hospitals in Tokat with complaints of nausea, vomiting and diarrhea. The Governorship stated that tap water samples were sent to Ankara and warned citizens not to drink tap water until the results are available.

Since October 9, 2,914 people applied to health institutions in Tokat with complaints of nausea, vomiting and diarrhea. The Governorship announced that an investigation was launched to determine the cause of the incident and that the treatment of 18 children was ongoing.