
Temmuz ayı itibarıyla güneş enerjisinin elektrik üretimindeki payı yüzde 11,6'ya, rüzgarın payı ise yüzde 12,1'e yükseldi.
AI-generated summary
Türkiye son 10 yılda güneş ve rüzgar enerjisi kapasitesini artırmak için çeşitli yatırımlar gerçekleştirdi.
Türkiye'nin son dönemde güneş ve rüzgar enerjisi yatırımlarında sağladığı ivme, bu kaynakların üretimdeki payını da ciddi oranda artırdı. Güneşin 2016 yılında yüzde 0,4 olan elektrik üretimindeki payının, bu yılın temmuz ayı itibarıyla 28 kat artışla yüzde 11,6'ya çıktığı açıklandı.
Rüzgarın 10 yıl önce yüzde 5,7 olan elektrik üretimindeki payının da bu yılın temmuz ayı itibarıyla 1,1 kat artışla yüzde 12,1'e yükseldiği ifade edildi. Bakan Bayraktar, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye'nin enerjisinde son 10 yılda büyük bir dönüşüm gerçekleştirdiklerini belirterek, bu dönüşümün geleceğe temiz bir enerji olacağını ifade etti. Türkiye'nin enerji kaynaklarında son 10 yılda büyük bir ilerleme kaydettiğinin altını çizen Bayraktar, güneş ve rüzgar enerjisinin giderek payını artırdığını sözlerine ekledi.
KURULU GÜÇTE GÜNEŞ VE RÜZGARIN PAYI YÜZDE 33,8
Türkiye'nin elektrik kurulu gücünün, temmuz ayında 126 bin 476 megavata yükseldiği belirtildi. Temmuz ayı sonu itibarıyla elektrik kurulu gücünde 27 bin 507 megavat ile güneşin payı yüzde 21,7'ye çıkarken 15 bin 358 megavata ulaşan rüzgarın payı da yüzde 12,1 olarak kayıtlara geçti. Güneş ve rüzgar kurulu gücünün toplamı ise temmuzda yüzde 33,8'lik pay ile 42 bin 865 megavata yükselmiş oldu.
Ayrıca, güneş enerjisinden elektrik üretimi, haziran ayında kırılan rekorun ardından temmuz ayında rekor tazeledi. Temmuz ayında güneş enerjisi kaynaklı elektrik üretim değeri 5,37 milyar kilovatsaat ile aylık bazda tüm zamanların en yüksek değeri olarak kayıtlara geçti.
"TÜRKİYE'NİN ENERJİSİNDE SON 10 YILDA BÜYÜK BİR DÖNÜŞÜM GERÇEKLEŞTİRDİK"
Türkiye'nin giderek yenilenebilir enerji kaynaklarında üst seviyelere ulaştığını belirten Bayraktar, "Bu dönüşüm, 'Enerjide Tam Bağımsız Türkiye' hedefimizin yanı sıra daha temiz bir enerji geleceği için attığımız somut adımların da güçlü bir göstergesidir. Yenilenebilir enerjide elde ettiğimiz bu büyük başarıyı, Antalya'da düzenleyeceğimiz COP31'de ortaya koyacağımız yeni hedeflerle daha ileri bir seviyeye taşıyacağız.
Türkiye'nin rüzgarını ve güneşini milletimizin enerjisine dönüştürmeye; güvenilir, temiz ve uygun maliyetli enerjiyi herkes için erişilebilir kılan güçlü bir altyapı inşa etmeye devam edeceğiz. Türkiye'nin enerjisinde son 10 yılda büyük bir dönüşüm gerçekleştirdik. Güneşin elektrik üretimindeki payını 28 kat artırarak yüzde 11,6'ya, rüzgarın payını ise yüzde 12,1'e yükselttik. Güneş ve rüzgarda toplam kurulu gücümüz yaklaşık 43 bin megavata ulaştı" açıklamasında bulundu.
AI outlook — possibilities, not facts
COP31'de yeni enerji hedefleri açıklanacak
Very likely · Within months

While the disabling of Saudi Arabia's east-west pipeline bypassing the Strait of Hormuz created concern in global oil markets, Brent oil rose above $107 and it was reported that stocks began to run out.
With recent investments in solar and wind energy in Türkiye, the share of these resources in production has increased significantly. As of July 2026, the share of solar increased to 11.6 percent and the share of wind increased to 12.1 percent.

The share of solar and wind energy in electricity production and installed capacity in Türkiye has increased greatly in recent years. As of July, the share of solar energy increased to 11.6 percent and the share of wind energy increased to 12.1 percent.

Minister of Energy Alparslan Bayraktar stated that the share of solar energy increased 28 times to 11.6 percent in the last 10 years, and the share of wind increased to 12.1 percent, and announced that the total installed power reached 43 thousand megawatts.

Saudi Arabia closed the giant east-west oil pipeline following the drone attacks on Friday. While the repair process of the line, which carries 4 million barrels of oil per day, remains uncertain, the attack has raised concerns about global oil supply.
The supply and price shock created by the US/Israel-Iran war in energy markets made renewable energy, storage and network investments in Europe and Asia a strategic necessity.