Tarım ve Orman Bakanlığı ve Doğa Koruma Merkezi işbirliğiyle başlatılan çalışmayla Türkiye'nin biyolojik çeşitliliği bilimsel verilere göre koruma altına alınıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı ile Doğa Koruma Merkezi işbirliğinde yürütülen Türkiye Canlıları Kırmızı Listesi çalışması kapsamında, 6 bin 800 tür IUCN kriterlerine göre değerlendirildi ve projenin 2028 sonuna tamamlanması hedefleniyor.
AI-generated summary
Tarım ve Orman Bakanlığı ile Doğa Koruma Merkezi, Türkiye'nin biyolojik çeşitliliğini korumak amacıyla 'Türkiye Canlıları Kırmızı Listesi' çalışmasını başlattı.
Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürü Kadir Çokçetin, AA muhabirine, Türkiye'nin farklı coğrafi bölgeleri, iklim özellikleri ve birbirinden farklı ekosistemleri sayesinde dünya ölçeğinde önemli bir biyolojik çeşitlilik zenginliğine sahip olduğunu söyledi.
Söz konusu zenginliğin gelecek nesillere aktarılabilmesinin, doğal varlıkların bilimsel veriler ışığında korunmasını ve etkin biçimde yönetilmesini gerektirdiğini vurgulayan Çokçetin, "Bu anlayışla Türkiye'nin biyolojik çeşitliliğinin korunması, nesli tehlike altında bulunan türlerin belirlenmesi ve koruma çalışmalarının bilimsel verilere dayandırılması amacıyla geçtiğimiz yıl Genel Müdürlüğümüz ile Doğa Koruma Merkezi işbirliğinde 'Türkiye Canlıları Kırmızı Listesi' çalışmasını başlattık." dedi.
Çokçetin, kırmızı listenin, türlerin dünya genelinde yok olma riskini bilimsel ölçütler doğrultusunda ortaya koyan en kapsamlı küresel koruma değerlendirme sistemlerinden biri olduğuna işaret ederek, bu çalışmalarla türlerin dağılışları, popülasyon durumları ve karşı karşıya oldukları tehditlerin sistematik olarak uzman görüşlerine göre değerlendirildiğini bildirdi.
"2028 yılı sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor"
Kırmızı liste çalışmalarının önemli çıktılarından birinin yıllara göre biyolojik çeşitliliğin zaman içindeki durumunun izlenmesine imkan sağlayan "Kırmızı Liste İndeksi" olduğu bilgisini veren Çokçetin, şöyle devam etti:
"Türkiye'nin ulusal kırmızı listelerinin oluşturulması sürecinde, uluslararası alanda kabul görmüş Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) kriterlerini esas alıyoruz. Uzman ekipler tarafından yürütülen çalışmalarda, endemik ve nadir bitkiler, kuşlar, kelebekler, amfibiler, sürüngenler ve memeliler başlıklarında çalışma ekipleri oluşturuldu, her canlı grubu için koordinatörler, çekirdek ekipler ve alan uzmanları belirlendi. İlk aşamada, Türkiye ulusal kırmızı listelerinin oluşturulması amacıyla IUCN kriterleri esas alınarak hızlı değerlendirmeler gerçekleştirildi. İkinci aşamada ise türlere ilişkin IUCN formları hazırlandı, sonuçlar IUCN'nin ilgili sistemine aktarıldı. Bu aşama, türlerin yalnızca Türkiye'deki değil, bölgesel ve küresel ölçekteki koruma durumlarının da ortaya konulmasını sağlıyor. Canlı gruplarının tamamının değerlendirmelerinin 2028 yılı sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor."
Kadir Çokçetin, listenin hazırlanması sürecinde türlere ilişkin bilimsel literatür, saha kayıtları ve müze koleksiyonlarında bulunan veriler gibi mevcut bilgilerin bir araya getirildiğini, verilerle türlerin yaşam alanları, dağılışları, popülasyon durumları ve güncel tehditlerinin değerlendirildiğini ifade etti.
"Zengin bir ekosistem için çalışmalarımızı sürdüreceğiz"
Kırmızı listenin oluşturulmasının, ülkenin biyolojik çeşitliliğinin korunması ve sürdürülebilir yönetimi açısından uzun vadeli bir bilimsel veri altyapısı sunacağını belirten Çokçetin, şunları kaydetti:
"Elde edilecek sonuçların, koruma önceliklerinin belirlenmesine, tehdit altındaki türlere yönelik koruma eylemlerinin geliştirilmesine, hassas habitat ve ekosistemlerin belirlenmesi, korunan alanların planlanması ve yönetilmesine, uluslararası sözleşmeler kapsamında gerçekleştirilecek raporlama çalışmalarına önemli katkılar sağlamasını hedefliyoruz. Yaptığımız çalışmalar kapsamında, damarlı bitkilerde 5 bin 676, kuşlarda 387, memelilerde 174, amfibilerde 32, sürüngenlerde 146, kelebeklerde ise 385 tür olmak üzere toplam 6 bin 800 tür için kırmızı liste değerlendirmesi yapılmıştır. Değerlendirilen türlerin yaklaşık yüzde 67'si tehdit kategorileri içinde yer almakta olup nesli tehlike altında bulunan bu türlerin yüzde 22'si kritik, yüzde 14'ü tehlikede, yüzde 31'i ise hassas kategorisinde. Bilimsel veriye dayalı koruma anlayışımızı daha da güçlendirerek, Türkiye’nin eşsiz biyolojik çeşitliliğini korumakla birlikte gelecek nesillere sağlıklı, dirençli ve zengin bir ekosistem bırakmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz."
"Önemli bir eksiğimizi tamamladığımızı düşünüyoruz"
Doğa Koruma Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Zeydanlı da çalışmayı yaparken IUCN tarafından geliştirilen metodolojiyi kullanarak ülkedeki türleri değerlendirdiklerini ve buna göre tehlike kategorilerini çıkardıklarını aktardı.
Söz konusu bilgilerin herhangi bir bölgede koruma çalışması veya doğal kaynak kullanımı konusunda kullanılabileceğini ifade eden Zeydanlı, bu kılavuza bakılarak oradaki türün tehlike kategorisini değerlendirip ona göre tedbir alınabileceğini vurguladı.
Zeydanlı, kırmızı liste çalışmalarının uzun yıllardır yapıldığını, en kapsamlı girişimin 2000'de bitkilerle ilgili olduğunu hatırlatarak, şu değerlendirmede bulundu:
"Bütün grupları kapsayan çalışma ilk defa yapıldı. 6 bin 800 türden bahsediyoruz, aslında önemli bir eksiğimizi tamamladığımızı düşünüyoruz. Tabii burada tamamlamıyoruz bu çalışmayı. Bu bir ön değerlendirmeydi. Her bir tür için neredeyse 10-15 sayfalık bir dokümantasyon ürettiğimiz kapsamlı bir çalışmaya da devam ediyoruz. Bir türün popülasyonunun durumunu, biyolojik olarak üreme kapasitesini, çoğalma, yayılma veya daralma kapasitesini ortaya koyuyoruz. Mevcut tehditlere bakıyoruz. Nerede, hangi tür için öncelikli olarak koruma eylemini hayata geçirmemiz gerekiyor, onu çıkarmış oluyoruz. Yeni tür konusunda ülkemizde daha önce kaydedilmemiş türlere denk gelebiliyoruz. Bitkilerle ilgili durum farklı. Sürekli yeni türler bulunuyor. Umarım hiç azaltmadan hep arttırarak devam edebiliriz."
Çalışmaya, Türkiye'nin hemen her üniversitesinden 300'e yakın akademisyen ve uzmanın destek verdiğini vurgulayan Zeydanlı, biyolojik çeşitliliğin korunmasının kolektif şekilde içinde bulunulması gereken bir konu olduğunu dile getirdi.
Zeydanlı, hem vatandaşa hem de kamu kurumlarına görevler düştüğüne dikkati çekerek, "Balıkçılık, ormancılık, tarımla ilgili kurumlar, enerji, maden ve sanayi kurumları hep birlikte bu konuda çaba göstermemiz, doğamızı korumak için uğraşmamız gerekiyor." diye konuştu.
AI outlook — possibilities, not facts
Canlı gruplarının tamamının değerlendirmelerinin 2028 yılı sonuna kadar tamamlanması
Likely · Within years
Head of Climate Change, Ministry of Environment, Prof. Dr. Halil Hasar announced that new global initiatives in the field of zero waste, methane emissions and circular economy will be announced at the COP31 summit to be held in Antalya on 9-20 November.

UK Meteorological Office Spokesperson Grahame Madge stated that the early activity in the winter season may be caused by the El Niño event in the Pacific. Experts state that the severity of the cold wave is still uncertain.

According to the statement of the Ministry of Environment, the documentary 'The Yoruks', which tells about the bond of Sarıkeçili Yoruks living in Antalya, the host city of COP31, with nature, has been published.

According to İSKİ's report dated November 7, 2026, the general average occupancy rate of Istanbul's ten main dams was recorded as 61.50 percent. The positive momentum in water reserves was associated with autumn precipitation.

According to İSKİ data, the rains that started on October 13 increased the dam occupancy rate by 23.44 points in 23 days, reaching 61.5%. This is the highest rate in the last 10 years. The amount of rainfall per dam reached the highest level of the last 10 years on the same date, at 985.54 kilograms per square meter.

Türkiye will host the 31st Conference of the Parties (COP31) of the UN Framework Convention on Climate Change for the first time in Antalya on 9-20 November. Representatives of 197 countries, more than 100 leaders and approximately 1.5 million participants are expected. The summit will focus on 10 priority areas with the vision of 'Implementation COP' and set measurable targets for 2035.