
Ukrayna'nın Sovyetler Birliği'nden ayrılış süreci ve günümüzdeki jeopolitik sıkışmışlığı üzerine bir değerlendirme.
Ukrayna'nın bağımsızlığının 35. yıl dönümünde, ülkenin 1991'deki SSCB'den ayrılış süreci ve günümüzde Rusya ile Batı arasında yaşadığı jeopolitik sıkışmışlık ele alınıyor.
AI-generated summary
Ukrayna, 24 Ağustos 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla bağımsızlığını ilan etti. 2014'te başlayan çatışmalar ve 2022'deki Rus işgali, ülkenin siyasi ve toplumsal yapısını derinden etkiledi.
Aslında bugün, Gürcistan ve Ermenistan’daki, yani Güney Kafkasya’daki gelişmeleri değerlendirecektim. Fakat, bu satırları yazdığım tarih, 24 Ağustos, Ukrayna’nın bağımsızlık ilanının 35. yıldönümü. Ben de 2007’den beri, yani 19 yıldan beri Ukrayna’da yaşayan bir gazeteci olarak Ukrayna’nın dünü ve bugününü biraz değerlendirmek istedim. Her şey bir yana, 2007’den beri Ukrayna’da bulunmak demek, 35 yıllık bu devletin bağımsızlığının yarıdan fazlasına tanıklık etmek demek.
24 Ağustos 1991, Ukrayna Parlamentosu’nun Sovyetler Birliği’nden bağımsızlık ilan ettiği tarih. Ancak, Ukrayna’nın bağımsızlığı, bir kurtuluş savaşı sonucunda değil, asıl olarak Sovyetler Birliği’nin dağılması sonucunda gerçekleşti. Sovyetler Birliği’ni oluşturan 15 cumhuriyetten üç Baltık cumhuriyetinde (kendilerini hiçbir zaman Sovyetler’in parçası olarak görmeyen Estonya, Letonya ve Litvanya) ve üç Güney Kafkasya cumhuriyetinde (Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan) Moskova’dan ayrılmayı isteyen milliyetçi hareketlerin egemen hale gelmesine karşılık, Ukrayna’da Sovyetler Birliği’nden ayrılmayı düşünenler, çoğunlukta değildi. Nitekim, bağımsızlık ilanından sadece dört ay önce, 17 Nisan 1991’de yapılan referanduma katılanların yüzde 70’i, Sovyetler Birliği’nin reforme edilmesi şartıyla Sovyetler Birliği bünyesinde kalması yönünde oy kullanmıştı. Ukrayna’nın en batı illeri olan Lviv, Ternopol ve İvano Frankovsk dışında, Rus karşıtı gelenek, Ukrayna’da güçlü değildi. Ukraynalıların Ruslarla aynı kökenden gelmesinin de bunda etkisi vardı.
Peki, nasıl oldu da kısa sürede her şey terine döndü?
‘VER KURTUL’ ANLAYIŞI
Birincisi, Sovyetler Birliği’ne asıl darbe indiren, Moskova’daki “ver kurtul”cu anlayış oldu. SSCB’yi oluşturan 15 cumhuriyetin en büyüğü olan Rusya’da iktidara Boris Yeltsin ve ekibi gelmişti ve bu kesim, Rusya’nın eski Sovyet cumhuriyetlerine yardıma son vermesini istiyor ve “Onları beslemeye son!” diyordu. Böyle olunca Sovyet cumhuriyetlerinin pek çoğunda, yönetici zümreler, “Öyleyse biz, kendi başımızın çaresine bakalım” demeye başladı ve milliyetçilere yaklaştı. İkincisi, Yeltsin gibi değişim yanlılarına tepki olarak 19 Ağustos’ta düzenlenen fakat sadece birkaç gün süren darbe sonrasında Ukrayna’da, “Moskova yönetiminde kalırsak böyle darbelerden etkileniriz” diyenlerin etkisi arttı. Sonuçta, Moskova’daki başarısız darbeden sadece birkaç gün sonra, 24 Ağustos’ta parlamentoda yapılan oylamada sadece 4 milletvekili “hayır” derken geri kalanlar, bağımsızlık yönünde oy kullandı. Sonra, 1 Aralık’ta düzenlenen referandumda katılanların yüzde 90’ının bağımsızlığa “evet” demesi, aynı gün düzenlenen seçimde Leonid Kravçuk’un cumhurbaşkanı seçilmesi ve bundan bir hafta sonra; Rusya, Ukrayna ve Belarus liderlerinin gizlice buluşarak Sovyetler Birliği’ne son veren anlaşmayı imzalaması (böylelikle Sovyet lideri Gorbaçov’un bir anda yetkisiz kalması), Sovyetler’in sonunu getirirken Ukrayna’yı da bağımsız kıldı.
Ancak, Ukrayna’nın bağımsızlığı hazır bulması sonucunda, toplumda, on yıl öncesine kadar, ulusal coşkudan bahsetmek zordu. Ukrayna milliyetçiliği, 2014’te Rusya’yla Ukrayna arasında dolaylı çatışmaların başlamasıyla fakat asıl olarak 2022’de Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı sonrasında oldu.
Öte yandan, Ukrayna’nın asıl şanssızlığı, hem Rusya’nın hem de Batı’nın göz diktiği bir alanda olması. Dört buçuk yıllık doğrudan savaş döneminde bir yandan Ukrayna topraklarının beşte biri Rus işgaline girerken geri kalan bölgeleri de Batı’nın nüfuz alanına giriyor. Bir yanda savaşta insanlar ölürken diğer yandan da milyonlarca kişinin Avrupa’ya göçüyle ülke kan kaybediyor. O nedenle, otuz beşinci yılda, Doğu’yla Batı arasında sıkışmışlık durumu devam ediyor.

TBMM'de kabul edilen 7595 sayılı Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun kapsamında kurulan Takip ve Değerlendirme Kurulu, Cevdet Yılmaz başkanlığında toplandı. Süreç için dört alt komisyon kuruldu.

İsrail'in Suriye'deki Ebu Zuhur hava üssüne düzenlediği saldırı bölgede gerilimi tırmandırdı. Ürdün'de İsrail ve Suriye arasında diplomatik görüşmeler sürerken, Gazze'deki ateşkes süreci ve İsrail'in askeri politikaları bölgeyi etkilemeye devam ediyor.

Kanada Başbakanı Mark Carney, ABD ile ticaret müzakerelerinin gümrük tarifelerinin ötesine geçerek Quebec'in kültürel ve dilsel haklarını tehdit ettiğini belirtti. Müzakerelerin çökmesiyle karşılıklı ek tarifeler yürürlüğe girdi.

ABD, İran'a karşı 'ekonomik D-Day' adını verdiği geniş kapsamlı yaptırımları başlatırken, Tahran Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücreti alma kararı aldı. Pakistan Genelkurmay Başkanı Münir Tahran'da temaslarda bulunurken, taraflar arasında suikast iddiaları ve tehditler sürüyor.

Bitlis'in Ahlat ilçesinde Malazgirt Zaferi'nin 955'inci yıldönümü kapsamında fener alayı ve bayrak yürüyüşü düzenlendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleşecek etkinlikler ve Kabine toplantısı bölgede devam ediyor.

İngiltere Başbakanı Burnham, ilk yurt dışı ziyaretini Ukrayna'ya gerçekleştirdi. Kiev'deki törenlerde Rusya'ya karşı direnişi desteklediklerini belirten Burnham, hava savunması ve yerli füze üretimi konusunda yeni iş birliği sözü verdi.