Uzmanlar: İklim Adaleti İçin Adil Enerji Dönüşümü Şart
İklim krizinin toplumsal etkileri ve kömür bölgelerindeki işçilerin korunması üzerine uzman değerlendirmeleri.
Quick Look
Uzmanlar, iklim krizinin yoksullar, çocuklar ve açık alanda çalışanlar üzerindeki eşitsiz etkilerine dikkat çekerek, enerji dönüşümünün kömür işçilerini ve yerel ekonomileri koruyacak şekilde adil bir planlamayla yapılması gerektiğini vurguluyor.
AI-generated summary
Why It Matters
Türkiye'de Ulusal Adil Geçiş Stratejisi hazırlıkları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı koordinasyonunda 17 sektör ve 33 tema üzerinden yürütülmektedir.
Uzmanlara göre iklim adaletinin sağlanması için enerji dönüşümünün işçileri ve kömür bölgelerini koruyacak şekilde planlanması gerekiyor.
İklim değişikliği yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal bir adalet meselesi. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, iklim krizinin toplumun tüm kesimlerini aynı şekilde etkilemediğine dikkat çekerek iklim politikalarının merkezine “iklim adaleti”nin yerleştirilmesi gerektiğini söyledi.
Türkeş, yoksullar, açık alanda çalışan emekçiler, çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişilerin iklim krizinin etkilerine karşı daha kırılgan olduğunu belirtti. CAN Europe Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz ise enerji dönüşümünün çalışanları ve kömür bölgelerindeki yerel ekonomileri koruyacak şekilde planlanması gerektiğini vurguladı.
'İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN OLUMSUZ SONUÇLARI HERKESİ EŞİT ETKİLEMİYOR'
Türkiye’de artan sıcaklıklar, uzayan sıcak hava dalgaları, kuraklık, aşırı yağışlar ve orman yangınları, iklim değişikliğine uyum politikalarının önemini artırıyor. Bu gelişmelerin sosyal ve ekonomik sonuçları ise özellikle kırılgan gruplar üzerindeki baskıyı ağırlaştırıyor.
Prof. Dr. Türkeş, iklim krizinin etkilerinin gelir, yaş, çalışma koşulları ve sağlık durumu gibi faktörlere göre değiştiğini belirterek şöyle konuştu:
“Kliması olmayan bir evde yaşayan yaşlı bir yurttaş ile yüksek gelir grubundaki bir kişinin etkilenme düzeyi aynı değildir. Açık alanda çalışan emekçiler, yoksullar, çocuklar ve kronik hastalığı bulunan bireyler çok daha yüksek risk altındadır.”
Kuraklık ve aşırı hava olaylarının gıda fiyatlarını artırarak özellikle düşük gelirli haneler üzerindeki ekonomik baskıyı artırabileceğini belirten Türkeş, açık alanda ve korumasız koşullarda çalışan emekçilerin sıcaklık stresine en fazla maruz kalan gruplar arasında yer aldığını söyledi.
1,1 MİLYAR ÇOCUK EN AZ ÜÇ İKLİM TEHDİDİYLE KARŞI KARŞIYA
UNICEF’in Haziran 2026’da yayımladığı Çocukların İklim Riskleri Raporu’na göre dünya genelinde 1,1 milyar çocuk, en az üç örtüşen iklim tehlikesine maruz kalıyor. Kuraklık, aşırı sıcaklar ve sıcak hava dalgaları, 296 milyondan fazla çocuğun aynı anda karşı karşıya olduğu en yaygın üçlü risk kombinasyonunu oluşturuyor.
İklim krizinin çocukların eğitimini de doğrudan etkilediği belirtiliyor. UNICEF’in Eylül 2026’da yayımladığı analize göre 2025 yılında dünya genelinde 171 milyondan fazla öğrencinin, yani yaklaşık her 10 öğrenciden birinin eğitimi iklim kaynaklı tehlikeler nedeniyle kesintiye uğradı. Fırtınalar, seller, sıcak hava dalgaları, kuraklık ve orman yangınları; okulların kapanmasına, derslerin askıya alınmasına ve eğitim süreçlerinin aksamasına yol açtı.
Yaşlılar da sıcak hava dalgaları ve afetler sırasında kronik hastalıklar, hareket kısıtlılıkları ve sosyal izolasyon gibi faktörler nedeniyle daha yüksek risk altında bulunuyor.
'ADİL DÖNÜŞÜM OLMADAN İKLİM POLİTİKALARI BAŞARILI OLAMAZ'
Türkeş’e göre iklim değişikliğiyle mücadele yalnızca sera gazı emisyonlarını azaltmakla sınırlı tutulmamalı; enerji dönüşümünün sosyal boyutu da politikaların temel unsurlarından biri olmalı.
Kömürden çıkış sürecinin doğru planlanmasının önemine dikkat çeken Türkeş, adil dönüşümün çalışanların yeni ekonomik alanlara geçişini güvence altına alması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bir kömür işçisinin santral kapandığında işsiz bırakılması iklim adaleti değildir. Aynı kişinin güneş ve rüzgâr enerjisi, enerji verimliliği ya da temiz teknoloji alanlarında yeniden eğitilerek istihdam edilmesi ise adil dönüşümün temelidir.”
CAN Europe Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz de adil dönüşümün yalnızca gelecekte gerçekleşecek bir kömürden çıkış planı olarak ele alınmaması gerektiğini söyledi.
Katısöz’e göre Türkiye’de kömür sektörü halihazırda küçülürken, bu plansız gerilemenin ekonomik ve sosyal maliyetini işçiler ve kömür bölgeleri taşıyor. Termik santral sahibi şirketlere yönelik teşviklerin ise çalışanların ücret, tazminat ve gelecek güvencesini tek başına sağlamadığı belirtiliyor.
Katısöz, Doruk Maden işçilerinin ödenmeyen maaşları için yürüttüğü mücadeleden Soma Termik Santrali’nin alıcı bulamamasına kadar yaşanan gelişmeleri, plansız dönüşümün göstergeleri arasında değerlendiriyor.
KÖMÜR BÖLGELERİ İÇİN ADİL GEÇİŞ POLİTİKALARI
Türkiye’de Ulusal Adil Geçiş Stratejisi hazırlıkları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı koordinasyonunda yürütülüyor. Bakanlığın açıklamasına göre strateji, iklim değişikliği ile yeşil ve dijital dönüşümün toplumsal etkilerinin kapsayıcı biçimde yönetilmesini amaçlıyor ve çalışmalar 17 sektör ile 33 tema üzerinden yürütülüyor. Madencilik de istişare sürecine dahil edilen sektörler arasında yer alıyor.
Katısöz, stratejinin hazırlanması sırasında özellikle dönüşümün etkilerinin bugün hissedildiği kömür bölgelerindeki işçilerin ve hane halklarının sürece dahil edilmesi gerektiğini vurguluyor. Ona göre enerji dönüşümü yalnızca enerji üretim biçiminin değişmesi olarak ele alınmamalı; istihdam, gelir kaybı ve yerel ekonomilerin geleceği de planlamanın parçası olmalı.
ÇÖZÜM: İKLİM ADALETİNİ MERKEZE ALAN POLİTİKALAR
Türkeş, iklim krizine yönelik kamu politikalarının sosyal adalet perspektifiyle şekillendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Enerji verimliliğinin artırılması, yenilenebilir enerji yatırımlarının geliştirilmesi, kömürden adil çıkış, su kaynaklarının etkin yönetimi, kentlerde yeşil alanların artırılması, sıcak hava eylem planlarının hazırlanması, erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi ve afetlere dirençli kentlerin oluşturulması, iklim değişikliğine uyum açısından öne çıkan başlıklar arasında.
Türkeş, bireysel davranışların da bu dönüşümün bir parçası olduğunu belirterek enerji ve suyun verimli kullanılması, toplu taşımanın tercih edilmesi ve gıda israfının azaltılması gibi adımların önemine dikkat çekiyor.
Uzmanların değerlendirmeleri, iklim krizine karşı mücadelenin yalnızca emisyonların azaltılmasına odaklanamayacağını ortaya koyuyor. İklim politikalarının aynı zamanda krizden daha fazla etkilenen grupları koruması ve enerji dönüşümünün sosyal ve ekonomik maliyetlerini çalışanlar, hane halkları ve kömür bölgeleri açısından gözetmesi gerekiyor.
Open Questions
- Ulusal Adil Geçiş Stratejisi ne zaman tamamlanacak?
- Kömür işçileri için somut istihdam garantileri neler olacak?





