İngiltere'nin AB'ye olası dönüşü tartışılırken, üye ülkeler ve uzmanlar sürecin zorluklarına ve yakın vadede daha çok iş birliğine odaklanılması gerektiğine dikkat çekiyor.
İngiltere'nin olası yeniden AB üyeliği gündeme gelirken, AB üyesi ülkeler olumlu mesajlar verse de güvenin yeniden tesisi ve sürecin zorluklarına dikkat çekiliyor; uzmanlar yakın vadede tam üyelikten ziyade yakın iş birliği bekliyor.
AI-generated summary
İngiltere'nin Brexit kararının üzerinden 10 yıl geçmesinin ardından ülkede ilişkileri geliştirme talepleri artmaktadır.
Anadolu Ajansının (AA) "Brexit'ten Breturn'e" başlıklı dosya haberinin üçüncü bölümünde AB'nin İngiltere'nin olası yeniden üyeliğine ilişkin tutumu ele alındı.
AA muhabiri, konuya ilişkin Avrupa Parlamentosu (AP) Kalkınma Komitesi Başkanı ve İrlandalı AP milletvekili Barry Andrews, AB Komisyonu Yetkilisi ile Johns Hopkins Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Fakültesi (SAIS Europe) Avrupa Kamu Politikası Yüksek Lisans Programı Akademik Direktörü ve AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu eski Genel Müdürü Michael Leigh ile görüştü.
AB'ye üyelik kararı Konseyde alınıyor
İngiltere Başbakanı Andy Burnham'ın ayrılığın 10. yılında Brexit'in beklenen faydayı sağlamadığını ve AB ile ilişkileri geliştirme konusunda "sonuna kadar gitmek" gerektiğine işaret etmesiyle, İngiltere'nin Birliğe yeniden üyeliği gündeme geldi.
AB'ye katılmak isteyen ülkeler, AB Antlaşması'nın 49. maddesi uyarınca başvurularını AB üye ülkelerinin temsilcilerinden oluşan AB Konseyine yapıyor.
Başvurular hakkında kararlar, AB Konseyi'nde oybirliğiyle alınıyor.
Bu süreçte AB Komisyonuna danışılıyor ve AP'nin onayı alınıyor. AP'nin onay verebilmesi için de tüm milletvekillerinin çoğunluğunun lehte oy kullanması gerekiyor.
Bu nedenle İngiltere'nin yeniden katılımı için üye ülkelerin tutumu belirleyici rol oynuyor.
Henüz doğrudan karşı çıkan ülke bulunmuyor
Halihazırda İngiltere'nin AB'ye yeniden katılmasına açıkça karşı çıkan bir üye ülke bulunmuyor. Ancak bu tüm üye ülkelerin İngiltere'nin dönüşüne de onay vereceği garantisini beraberinde getirmiyor.
Üye ülkelerin, olası bir hükümet değişikliği sonucu İngiltere'nin bir kez daha Birlik karşıtı tutum sergileme ihtimalinden endişe ettiği dile getiriliyor.
Aynı zamanda Brexit sonrası müzakerelerin zorlu geçmesi de, Birlik üyeleri arasında olumsuz algının sürmesine yol açıyor.
Öyle ki Brüksel'de İngiltere Savunma Bakanı Wes Streeting'i ağırlayan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, "AB'de Brexit sürecinden dolayı ciddi hayal kırıklığı yaşayan ve bu süreçten olumsuz etkilenen çok sayıda insan bulunduğunu belirtmeliyim. Bu nedenle müzakereler kolay olmayacak." ifadelerini kullandı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise İngiltere'nin AB'ye yeniden katılma ihtimalini memnuniyetle karşılarken, böyle bir adımın bazı tavizleri de beraberinde getireceği uyarısında bulundu.
Macron, "Birliğin özgürlükleri arasında seçim yapamazsınız. İşinize geleni alıp geri kalanını kabul etmemeye karar veremezsiniz." ifadelerini kullandı.
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot da Fransa'nın İngiltere'yi AB'ye yeniden kabul etmek için "kapıyı açmaya tamamen hazır" olduğunu belirterek, böyle bir dönüşün "haklarla birlikte yükümlülükleri de beraberinde getireceğine" işaret etti.
Polonya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, ülkesinin olası bir yeniden üyelik başvurusunu destekleyeceğini ancak İngiltere'nin önceki üyelik koşullarına sahip olamayacağını belirtti.
Letonya Başbakanı Andris Kulbergs, İngiltere'nin "aileye tekrar dönmesi gerektiğini" kaydetti.
Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, olası yeniden üyelik ihtimalini memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, "Ancak bu sefer İngiltere dersini almış olmalı." diye konuştu.
Slovenya Başbakanı Janez Jansa ise İngiltere'nin ayrılışının AB'nin "en büyük felaketi" olduğunu belirtti.
Litvanya, Çekya, Hollanda, Danimarka da olası yeniden üyeliğe yeşil ışık yakarken, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, bunun Avrupa'nın "jeopolitik bir güç" olması için gerekli olduğunu dile getirdi.
AP üyesine göre yeniden üyelik gerçekçi değil
AP'deki farklı siyasi gruplar da olumlu mesaj verirken, Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) tarafından 15 AB ülkesinde yapılan araştırma, AB vatandaşlarının yüzde 66'sının İngiltere'nin AB'ye yeniden katılmasını desteklediğini ortaya koydu.
AP Kalkınma Komitesi Başkanı ve İrlandalı AP milletvekili Andrews, AB ile İngiltere arasında daha yakın ilişkiler kurulmasına yönelik kabulün giderek arttığını ancak birçok kişinin henüz yeniden üyelik konusunu tartışmaya hazır olmadığını ifade etti.
Benzer bir şekilde üye ülkelerin açıklamalarının da daha iyi ilişkiler kurulmasına ve belirli programlarda daha yakın işbirliğine yönelik gerçek bir siyasi istekliliği yansıttığını belirten Andrews, "Ancak henüz yeniden üyelik söz konusu değil." değerlendirmesinde bulundu.
Andrews, "Yakın vadede yeniden üyeliği gerçekçi görmüyorum. Ancak daha yakın ilişkiler, hatta belki tek pazara veya gümrük birliğine üyelik mümkün olabilir." ifadesini kullandı.
AB Komisyonu, "gündeme gelecek seçenekleri değerlendirmeye hazır"
AB Komisyonu Yetkilisi ise İngiltere'nin yeniden üyeliğine ilişkin yorum yapmaktan kaçındı.
Yetkili, İngiltere'nin AB'nin yakın olduğu ve değer verdiği bir ortağı olduğunu kaydetti.
İngiltere ile AB arasındaki ilişkilerin bundan sonra nasıl geliştirileceğini ortaya koymanın İngiliz hükümetinin sorumluluğunda olduğunun altını çizen Yetkili, "İngiliz hükümetinin gündeme getirebileceği seçenekleri değerlendirmeye açığız." ifadesini kullandı.
Yetkili, AB-İngiltere Zirvesi'nin 20 Kasım'da yapılacağını ve zirveyi beklediklerini kaydetti.
İngiltere'nin başvurusu tüm aday ülkelerle aynı şekilde değerlendirilir
Johns Hopkins Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Fakültesi (SAIS Europe) Avrupa Kamu Politikası Yüksek Lisans Programı Akademik Direktörü ve AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu eski Genel Müdürü Leigh ise İngiltere'nin kendi tercihiyle artık AB ile yalnızca belirli özellikler taşıyan standart bir ticaret ve işbirliği anlaşması çerçevesinde ilişkilerini sürdüren diğer ülkeler gibi bir ülke olduğuna dikkati çekti.
Leigh, "İngiltere'nin üyelik başvurusunda bulunması halinde bu başvuru, diğer tüm aday ülkelerle aynı şekilde değerlendirilecektir. İngiltere, AB Antlaşması'nın 49. maddesi kapsamında standart katılım prosedürünü izleyecektir." değerlendirmesinde bulundu.
Ortaya çıkacak katılım anlaşmasının AB'nin 27 üyesinin tamamı ve İngiliz Parlamentosu tarafından onaylanması gerekeceğine dikkati çeken Leigh, "Ancak kamuoyu desteğinin kalıcılığı da dahil olmak üzere siyasi gerçekler, üye ülkelerin kararlarında kaçınılmaz olarak etkili olacaktır." ifadesini kullandı.
Leigh, olası yeniden üyelik durumunda İngiltere'nin avroya geçiş veya kişilerin serbest dolaşımı konusunda geçmişte sahip olduğu muafiyetleri yeniden elde etmesinin beklenmediğini de aktardı.
Güven yeniden tesis edilirken, tüm üyeleri ikna etmek zaman ve çaba gerektirir
İngiltere'nin yeniden üyeliği durumunda üye ülkelerin çoğunu ilgilendiren ve çözülmesi gereken çok sayıda karmaşık mesele bulunduğunu kaydeden Leigh, İspanya'nın Cebelitarık, Fransa'nın balıkçılık konusundaki hassasiyetlerinin bunlardan bazıları olduğunu belirtti.
Leigh, "Ancak tüm bu meselelerin temelinde yeniden tesis edilmesi gereken güven yatıyor. Brexit sürecinde İngiltere'nin Avrupa bütünleşmesine yönelik desteğinin istikrarlı bir seyir izlememiş olması, ülkenin önündeki önemli yüklerden biri. İngiltere'nin, 10 yıldan kısa bir süre önce vazgeçtiği Avrupa bütünleşmesine artık geri dönülmez biçimde bağlı olduğuna 27 üye ülkeyi ikna etmesi önemli ölçüde zaman ve çaba gerektirecektir." ifadesini kullandı.
Diğer taraftan İngiltere'de son dönemde siyasi açıklamalarda ve kamuoyu tartışmalarında görülen AB ile daha yakın ilişkiler kurma yönündeki yenilenen ilginin önemli olduğunu söyleyen Leigh, bunun olumlu karşılanması gerektiğine işaret etti.
Bununla birlikte, uygulamada kısa ve orta vadede bu ilginin üyelikten ziyade, özellikle güvenlik ve savunma alanlarında daha yakın işbirliğine dönüşmesinin beklendiğini kaydeden Leigh, "Her iki taraf da öngörülebilir gelecekte gerçekleşmesi mümkün olmayan beklentileri yükseltme konusunda temkinli olmalıdır." dedi.
AI outlook — possibilities, not facts
AB-İngiltere Zirvesi 20 Kasım'da gerçekleştirilecek.
Very likely · Within days

According to analysis published in the Jerusalem Post, the midterm election results in the USA may pose new challenges for Israel in Iran policy, the balance of power in Congress and the 2028 presidential race.

While Democrats are expected to gain the upper hand in both houses of Congress in the midterm elections in the USA, experts evaluated the possible effects of this situation on F-35, F-16 modernization and Türkiye-US relations.

The summit held by President Erdoğan and South Korean President Lee Jae Myung aims to strengthen bilateral relations on the axis of joint production, technology and defense cooperation.

Democrats gaining the majority in Congress in the US midterm elections opens the door to a new era in the Trump administration's Iran policy and relations with Israel. Iran, on the other hand, is increasing its military preparations while maintaining diplomatic contacts.
In the Kefer Shuba town in southern Lebanon, which is under the occupation of the Israeli army, farmers cannot harvest because they cannot enter their olive groves. Producers who go to their gardens without permission face threats and interventions from Israeli soldiers.

After the Republican Party lost the majority in Congress in the US midterm elections, senior figures from the Iranian administration stated that the results were a reaction to Trump's war policies.