
Adana ve Osmaniye'de meydana gelen 4.8, 4.9 ve 5.1 büyüklüğündeki depremlerin ardından Prof. Dr. Şener Üşümezsoy bölgenin jeolojik yapısını değerlendirdi.
AI-generated summary
Bölgedeki fay hatları, 6 Şubat depremlerinin ardından jeolojik olarak yeniden incelenmektedir. Adana havzası, birbirini kesen parçalı faylardan oluşan mozaik bir yapıya sahiptir.
Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Adana ve Osmaniye, peş peşe yaşanan 4.8, 4.9 ve 5.1 büyüklüğündeki depremlerle sarsıldı. Kısa süre içinde art arda meydana gelen bu depremler bölgede endişe yaratırken, vatandaşlar "Daha büyük bir deprem bekleniyor mu?" sorusunun yanıtını aramaya başladı. Konuyla ilgili merak edilenleri ve bölgenin jeolojik yapısını Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Milliyet.com.tr'ye değerlendirdi. Prof. Dr. Şener Üşümezsoy yakın bir zamanda yaptığı açıklamalarda bölgeye dikkat çekmiş ve bu tip depremlerin neden ve nasıl meydana geldiğini açıklamıştı. Bugün yaşanan 3 depremin ardından Prof. Dr. Şener Üşümezsoy detayları Milliyet.com.tr’ye anlattı.
‘ADANA’DA ÇOK AMA KÜÇÜK DEPREMLER OLABİLİR’
Adana’da bugün peş peşe yaşanan depremlerle ilgili konuşan Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, daha önce de bölgede yaşanabilecekler konusunda uyarılar yapmıştı. Ancak bugün yaşanan sarsıntılarla Prof. Dr. Üşümezsoy’un bahsettiği faylanma ve depremsellik bir kez daha kendini hissettirdi. Peki Adana ve Osmaniye'deki bu sarsıntılar büyük bir depremin habercisi olabilir mi? Prof. Dr. Şener Üşümezsoy şöyle anlatıyor:
“Adana’da Saimbeyli-Feke hattında onun kuzeyinde Sarız-Tufanbeyli hattında olan faylar iki yönde birbirini kesen ve tek parça uzun bir fay yerine parçalanmış ve birbirini kesen faylar olarak karşımıza çıkıyor. Bu yapı sanki bir camın büyük parçalar yerine bir sürü küçük parça olarak kırılmasına benzeyen bir mozaik kubbe gibi görünüyor. Adana çatısı denen blok, aslında adana havzasının temelini oluşturuyor: Doğuda Çardak, Göksun fayı kuzeyinde Gürün ve batıda Ecemiş biraz kuzeyde Sarız, Tufanbeyli fayları bulunuyor. Bu, bölgede büyük bir deprem beklemek demek değildir. Çünkü bu fayların yapışma yüzeyleri küçüktür. Mesela 1000 kilometrekarelik yapışma yüzeyinde 7 büyüklüğünde bir deprem beklenirken 500 kilometrekarede 6.5, 100 kilometrekarede ise 6 büyüklüğünde bir deprem beklenir. Ancak bahsettiğimiz ve adana üzerinde bir kubbe oluşturan bu faylar 100 kilometrelik birer parça bile değildir. Bu nedenle bu parçalı faylar sık sık deprem üretmesine rağmen küçük depremler üretir. Bugün olan depremler gibi olanları bekleriz.”
‘TOPAÇ GİBİ SAATİN TERSİ YÖNÜNE DÖNÜYOR, FAYLAR BİRBİRİNİ KESİYOR’
Adana’daki fay yapısı uzun yıllar tartışma konusu olmuş, hatta bu yapının 6 Şubat Depremleri’ni oluşturan fayın devamı olduğu konuşuluyordu. Oysa Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’a göre başından beri bu bölgedeki kırılmalar Doğu Anadolu fayının bir devamı değil, tetiklemesi ile oluşan başka faylardı. 6 Şubat depremleri de Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’un bu tezini doğrular nitelikteydi ve Kahramanmaraş’tan sonra fay Adana yerine Hatay’a doğru yöneliyordu. Adana’daki fay yapısı ise çok daha farklı özellikleri olan ve Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’a göre tıpkı bir ‘topaç’ gibi hareket eden mozaikti. Prof. Dr. Şener Üşümezsoy Adana’daki deprem meydana getiren fayları ‘topaç dönüşüne’ benzeterek şöyle anlattı:

Before the 77th International Space Congress held in Antalya, a Meeting of Ministers and Parliamentarians was held with the participation of representatives from 38 countries. Minister Kacır shared Türkiye's Moon mission, domestic satellite projects and space port goals in Somalia.

Oregon State University engineers have developed a new photocatalytic material called BVR-19, which splits water with sunlight and produces clean hydrogen using sulfur bonds instead of expensive metals.

Scientists from Oregon State University have developed a new crystalline material called BVR-19, which splits water with sunlight and produces clean hydrogen using sulfur bonds instead of expensive metal catalysts.
Prof. from Dokuz Eylül University. Dr. Hasan Sözbilir warned that the earthquakes that occurred in Adana and Osmaniye may continue as an earthquake storm due to the energy accumulation in the Savrun and Saimbeyli fault lines.

After the 4.8, 4.9 and 5.2 magnitude earthquakes that occurred in Adana and Osmaniye, Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan stated that there was an 'earthquake storm' in the region and emphasized that the possibility of a larger earthquake should not be ignored.

The 4.8, 4.9 and 5.2 magnitude earthquakes that occurred in Adana and Osmaniye brought the seismic activity in the region to the agenda. Prof. Dr. Osman Bektaş and Prof. Dr. Süleyman Pampal stated that the region is active and drew attention to the earthquake potential that could reach magnitude 6.