Breaking
TRContact was lost with the plane flying from Bermuda to BostonBRLula and Flávio Bolsonaro hold final campaign events in São PauloRUDrone debris found in four regions in MoldovaUKUS authorities search for six people after medical plane goes missing off NantucketCNA late-night fire broke out at Yuanshan Building Materials Store in Yilan. Four people are said to be trapped and are being rescuedRUThousands of people protest in Spain over housing crisisDELive blog on the Ukraine war: Moldova reports drone strikes and Putin threatens NATORUSome 250 people evacuate Moscow subway station due to smokeKRHouthis claim, “Saudi Arabia responded to provocations with 26 airstrikes”BRLula calls opponent 'gang leader' on last day of campaignTRContact was lost with the plane flying from Bermuda to BostonBRLula and Flávio Bolsonaro hold final campaign events in São PauloRUDrone debris found in four regions in MoldovaUKUS authorities search for six people after medical plane goes missing off NantucketCNA late-night fire broke out at Yuanshan Building Materials Store in Yilan. Four people are said to be trapped and are being rescuedRUThousands of people protest in Spain over housing crisisDELive blog on the Ukraine war: Moldova reports drone strikes and Putin threatens NATORUSome 250 people evacuate Moscow subway station due to smokeKRHouthis claim, “Saudi Arabia responded to provocations with 26 airstrikes”BRLula calls opponent 'gang leader' on last day of campaign
NewsgatherNewsgather
All StoriesWorldSportsFinanceTechScience
Sign In
All StoriesWorldSportsFinanceTechScienceHealthCultureClimatePoliticsSpace
NewsgatherNewsgather

Real-time global news intelligence. Curated by humans, powered by data.

Sections

All StoriesWorldSportsFinanceTechScience

More

HealthCultureClimatePoliticsSpace

Company

AboutEditorial StandardsAdvertisingCareersPressContact

©️ 2026 Newsgather. A product by All Software 24. All rights reserved.

Privacy PolicyCookie PolicyImprintTerms of UseContent and Editorial PolicyRemoval RequestDelete Your AccountAdvertising PolicyContact
Back|Devlet Bahçeli'den 'Fon Soruşturması' ve 'Belediyelerdeki Yolsuzluklar' Hakkında Açıklama
Devlet Bahçeli'den 'Fon Soruşturması' ve 'Belediyelerdeki Yolsuzluklar' Hakkında Açıklama
Politics
Cumhuriyet·1 hour ago·Politics·6 min read·🇹🇷Türkiye·

Devlet Bahçeli'den 'Fon Soruşturması' ve 'Belediyelerdeki Yolsuzluklar' Hakkında Açıklama

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye'nin gündemindeki fon krizine ve belediyelere yönelik yolsuzluk iddialarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Quick Look

  • MHP lideri Devlet Bahçeli, fon soruşturması ve belediyelerdeki yolsuzluk iddiaları üzerine açıklama yaptı.
  • Bahçeli, belediyelerdeki usulsüzlüklerin hukuk çerçevesinde üzerine gidilmesi gerektiğini vurgularken, fon krizinin piyasa güvenini zedelediğini belirtti.

AI-generated summary

Why It Matters

Türkiye, son dönemde fon piyasasında yaşanan manipülasyon iddiaları ve çeşitli belediyelerdeki yolsuzluk soruşturmalarıyla gündemdedir.

Font size

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türkiye’nin Yakın Tarihimizde Yaşadığı Badireler ile Fon Soruşturması ve Belediyelerdeki Yolsuzluklar” hakkında 7 sayfalık yazılı bir açıklama yaptı.

Bahçeli yaptığı yazılı açıklamada "Her siyasi partinin Türkiye partisi olması, her şeyden önce Türkiye demesidir" dedi.

Bahçeli, fon soruşturmasına yönelik, "Para kaybeden yatırımcılarla sınırlı değil. Bazı yatırımcıların risk alması kendi takdiri" ifadelerini kullandı.

Bahçeli, fon soruşturmasına ilişkin "Burada esas olan söz konusu fonların idaresi sırasında finansal sistemi ve ekonomiyi istikrarsızlaştırma aynı zamanda da bilgi sızdırmak suretiyle piyasa bozucu işlem, manipülasyon, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma gibi kanunsuzlukların olup olmadığıdır. Kuşkusuz fon piyasası tasarruf sahiplerinin getiri aradığı bir alan olması yanında bütünüyle ekonomi piyasalarının güven ve istikrarını da yakından etkilemektedir" açıklamasında bulundu.

Bahçeli, "Fon piyasasındaki olaylar ise yapılan manipülasyonlar saklı olmak üzere isteğe bağlı bir tasarruftur. Burada yolsuzlukları yarıştırmaya, yahut birini masumlaştırmaya çalışmıyorum" diyen Bahçeli şunları söyledi:

"Bir gerçeğe dikkat çekerek, adı yeni zihniyeti eski olan siyasilere, toplumu istismar etmeye, farklı bir yere yönlendirmeye bu yolla da belediyelerinizde yapılan hukuksuzlukların üstünü örtmeye çalışmayın, bu hikayeye kimseyi inandıramazsınız demek istiyorum. Türkiye, Cumhur ittifakı birlikteliğinde her sorunun üstesinden gelmeye, her fitneyi boğmaya, her ihaneti bozmaya ve Türkiye hasımlarının oyunlarını boşa çıkarmaya muktedirdir. Çağrımız, siyasetin önemli meselelere, iktidar gitsin de ülke de yanarsa yansın anlayışıyla yaklaşmamasıdır. Her siyasi partinin Türkiye partisi olması, her şeyden önce Türkiye demesidir."

Türkiye yıllara sari birikmiş sorunlarını çöze çöze, tecrübeyle, akılla daha iyiye, daha müreffeh bir yarına ulaşma gayesiyle hareket etmektedir.

Yakın tarihimize bakıldığında terör, uygulanan ekonomik yaptırımlar, 15 Temmuz hain kalkışması, asrın felaketi 6 Şubat Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremler, ABD-İsrail İran savaşı, Ukrayna Rusya Savaşı, Suriye de yaşanan iç çatışmalar, diğer jeopolitik riskler ve göç, ayrıca yaşanan demokrasi dışı müdahaleler gibi Türkiye hasımlarıyla yapılan işbirlikleri sonucu ülkemizin sokulmak istendiği cendere nedeniyle ülkemiz; önemli ekonomik maliyetlerle karşı karşıya kalmıştır.

40 yılı aşkın süredir mücadele edilen PKK terörünün Türkiye ekonomisine hesaplanabilir yaklaşık asgari maliyeti, Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle 2,3 trilyon dolardır.

Asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin asgari maliyeti 110 milyar doları aşmıştır. ABD/İsrail-İran savaşı; Hazine ve Maliye Bakanlığı açıklamalarına göre piyasa müdahaleleri ve rezerv etkisi, enflasyon etkisi, enerji ve akaryakıt maliyetleri, dış ticaret ve turizm riskleri ile finansal piyasalara olan etkileriyle Türkiye ekonomisine önemli bir maliyet yüklemiştir.

Küresel petrol arzında yaşanan kesintiler geçmiş dönemlerdeki benzer şoklardan daha büyük olmuştur. Petrol fiyatlarının piyasalarda yüksek seviyelerde fiyatlanmasının doğrudan ve dolaylı etkileri nedeniyle enflasyon hedefleri sapma göstermiştir.

Savaş, yalnızca enerji piyasalarını değil, gübreden çip üretiminde kullanılan ham maddelere kadar birçok stratejik ürünü etkilemiş, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar finansal koşulları sıkılaştırmış, dış ticaret dengesini olumsuz etkilemiştir.

Kuşkusuz Türkiye jeopolitik açıdan zorlu bir bölgededir ve savaşların yarattığı belirsizlikler önemli bir risk oluşturmuştur. Yukarıda vurguladığım; ülkemizi kalkınması yolunda sekteye uğratan bu gelişmeler aynı zamanda da ekonomik istikrarı engellemiş, sürdürülebilir bir düzen oluşmasına mani olmuştur.

Küresel ölçekte yaşanan krizlerin faturası kırılganlığın yüksek olması nedeniyle ülkemiz üzerine daha fazla hissedilmiştir. Türkiye pandemi sürecini Dünyada gıpta edilecek bir düzen içinde hiçbir vatandaşımızı mağdur etmeden yürütmüştür.

Uluslararası ekonomik yaptırımlar ticaretimizi, uygulanan ekonomik ve sosyal politikaları olumsuz etkilemiştir. 15 Temmuz’da ülkemiz işgal edilmek istenirken, ekonomimizin de çökeceği umulmuştur. Türkiye tüm bu olumsuz tabloya rağmen bugün milli gelirini 1,7 trilyon dolara, kişi başına düşen milli gelirini 18 bin dolara çıkarmayı başaran, güçlü bir ekonomidir.

Düşük işsizlik seviyesine, yüksek ihracat kapasitesine, sürdürülebilir cari açığa, borç yönetimi ve bütçe dengesine sahiptir. Bankacılık ve sermaye piyasaları güvenli ve istikrarlıdır. Tabi ki toplum kesimlerinin, emeklimizden çiftçimize, esnafımızdan çalışanımıza sorunlarımız vardır ve bunların süratle giderilmesi gerekmektedir.

Cumhur İttifakı olarak küresel rekabette yerimizi almaya çalışırken Türkiye, yolsuzluk ve usulsüzlüklerin ortaya çıkarıldığı bir arınma sürecinden de geçmektedir.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile başlayan yolsuzluk, rüşvet ve ahlaksızlıklar skandalı halka halka ülkemizin birçok yerindeki belediyelere uzanmıştır.

Son iki yıl içerisinde çok sayıda belediye hakkında rüşvet, irtikâp, ihaleye fesat karıştırma ve örgütlü yolsuzluk iddialarıyla soruşturmalar yürütülmektedir.

Dava süreçleri devam etmekte olsa da soruşturmalara konu olan iddialar, ifadeler ve kamuoyuna yansıyan açıklamalar, olayların boyutunun büyük olduğunu ve ciddi biçimde ele alınmasını gerektirecek bir tabloyu ortaya koymaktadır.

Esasen belediyeler, siyasi bir iktidar alanı olmaktan önce kamusal bir emanettir ve buraları yönetenlerin bu yasal ve ahlaki sorumluluğu içselleştirerek görevlerini yerine getirmeleri gerekmektedir.

İhale, imar, ruhsat, taşınmaz, iştirak, personel ve kamu harcamaları gibi alanlarda oluşan her türlü çıkar ilişkisi, ceza hukukunu ilgilendiren bir problem olmanın yanında ahlak ve yönetişim problemidir.

Bununla birlikte bu tarihi yolsuzluk skandalının mali tablosunu da kamuoyumuz merak etmektedir.

Yargı kararlarıyla, Sayıştay ve ilgili denetim kurumlarının tespitleriyle birlikte kamu zararının açıkça ortaya konulması, yolsuzlukların faturasının kamuoyunda paylaşılması, maşeri vicdanın rahatlatılması bakımından kaçınılmazdır.

Yolsuzluklarla uğranılan kamu zararı geri alınarak emeklimize, dar ve sabit gelirli vatandaşlarımıza verilmeli, onların refahı için harcanmalıdır.

Diğer yandan son günlerde yaşanan Fon soruşturması kapsamındaki gelişmeler dar kapsamlı bir grubun kanunları ihlalle piyasayı maniple ettiği yönündedir. Devlet kurumları ve yetkili kişilerin açıklamalarından duruma vaziyet edildiği, suç işleyenlerin tespit, mağdur olanların da mağduriyetlerinin giderilmesi için yol haritasının belirlendiği, uygulamaya başlandığı anlaşılmaktadır.

Türkiye ekonomisinin istikrarı finansal istikrardan geçmektedir. Finans sistemi güven üzerine kuruludur. Vatandaşlarımız, özellikle küçük yatırımcılar, parasını bankaya veya sermaye piyasası araçlarına yatırırken bir finansal ürüne yatırım yapmakla birlikte finansal sisteme, bu sistemi sevk ve idare eden ve denetleyen kurumsal yapıya da duyduğu güveni ifade etmektedir.

Bu nedenle finansal piyasalarda yaşanan bir manipülasyon iddiasının zararı yalnızca para kaybeden yatırımcılarla sınırlı değildir. Güven kaybı, piyasaların tamamına, ilgili kurumlara ve bütünüyle ekonomiye olabilmektedir.

Vatandaşlarımızın yüksek enflasyon ortamında, çalışarak elde ettikleri tasarruflarının satın alma gücünü korumak arzusundadır. Bunu güvence altına alabilecek etkin bir mekanizmanın bulunup bulunmadığını sorgulaması, meseleyi ekonomik olmaktan çıkarak bir sistem ve yönetim sorununa, aynı zamanda toplumsal güven meselesine taşıyacaktır.

Finansal piyasalarda meşru yollarla vatandaşlarımızın tasarruflarını değerlendirmek istemesi doğaldır. Bazı yatırımcıların risk alması da kendi takdirleridir.

Burada esas olan söz konusu fonların idaresi sırasında finansal sistemi ve ekonomiyi istikrarsızlaştırma aynı zamanda da bilgi sızdırmak suretiyle piyasa bozucu işlem, manipülasyon, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma gibi kanunsuzlukların olup olmadığıdır.

Kuşkusuz fon piyasası tasarruf sahiplerinin getiri aradığı bir alan olması yanında bütünüyle ekonomi piyasalarının güven ve istikrarını da yakından etkilemektedir.

Esasen Türkiye’de yaşanan sorunun kurallardan çok uygulamadan kaynaklanmakta olduğu anlaşılmakta, gözetim ve denetimdeki eksiklik, aksaklık ve yetersizlikler meselenin temelinde yer almaktadır.

Bu nedenle yatırımcının güven duyacağı bir finansal sistemi tesis edecek ve sürekli kılacak hukuki, idari ve yapısal tedbirler alınmalıdır.

Dikkatinizi çekmek isterim: kamuoyuna yansıyan itiraflar belediyelerde isteme ve çökme yoluyla, cebren açık bir yolsuzluk ve rüşvet çarkının söz konusu olduğunu göstermektedir.

Fon piyasasındaki olaylar ise yapılan manipülasyonlar saklı olmak üzere isteğe bağlı bir tasarruftur.

Burada yolsuzlukları yarıştırmaya, yahut birini masumlaştırmaya çalışmıyorum.

Bir gerçeğe dikkat çekerek, adı yeni zihniyeti eski olan siyasilere, toplumu istismar etmeye, farklı bir yere yönlendirmeye bu yolla da belediyelerinizde yapılan hukuksuzlukların üstünü örtmeye çalışmayın, bu hikayeye kimseyi inandıramazsınız demek istiyorum.

Türkiye, Cumhur ittifakı birlikteliğinde her sorunun üstesinden gelmeye, her fitneyi boğmaya, her ihaneti bozmaya ve Türkiye hasımlarının oyunlarını boşa çıkarmaya muktedirdir.

Çağrımız, siyasetin önemli meselelere, iktidar gitsin de ülke de yanarsa yansın anlayışıyla yaklaşmamasıdır.

Her siyasi partinin Türkiye partisi olması, her şeyden önce Türkiye demesidir.

Türkiye, yaşanan yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık gibi gelişmeler karşısında toplumsal bir güven erozyonu ve çürüme tartışmalarıyla karşı karşıya bırakılmamalıdır.

Bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir.

Bu yönüyle yapısal sorun ağlarının bütüncül biçimde irdelenmesi ve bunların kalıcı çözümlerle ortadan kaldırılması iradesinin gösterilmesidir.

Adaleti, temel hak ve özgürlüklerin güvencesi ve devletin temeli olarak görüyoruz. Tarafsız ve bağımsız yargı ilkesinin tam anlamıyla vücut bulacağı etkin bir hukuk sistemi ile güçlü bir kurumsal kapasitenin oluşturulmasının hayati önem taşıdığına inanıyoruz.

Bunu mümkün kılacak düzenlemeler kadar uygulamaların da tarafsızlık ve bağımsızlık ilkeleriyle uyumlu ve güven verici olması sağlanmalıdır.

Devlet idaresini milletimizin bir emaneti olarak gören Milliyetçi Hareket Partisi, yolsuzluklara, rüşvete, yağmacılığa ve kayırmacılığa meydan vermemeyi; bu suçları işleyenlerin de hukuk kuralları çerçevesinde en ağır şekilde cezalandırılmasını millî bir vazife olarak görmektedir.

Cümle halkın emek ve alın terinin hülasası olan devlet mülkünü omuzlarda taşımak büyük bir sorumluluktur.

Devlet mülküne tasallut edenin adaletle terbiyesi ise devlet ahlakındadır.

Elbette insanın düştüğü çukur, kendi iradesinin tezahürüdür.

Bu iradeyi, bir değere, inanca, fikre ve zümreye bağlamak, sorunun tespitini güçleştireceği gibi yanlış teşhis üzerinden tedaviyi de işlevsiz kılabilecektir.

İnsan ve toplum zihniyetini belirleyen unsurların, iktisadî düşünce ve yaşayışı belirlediğini dolayısıyla zihniyet ile iktisadî düzen ve yaşayış arasında güçlü bir bağ olduğunu söyleyen merhum Prof. Dr. Sabri Ülgener; nerede ve hangi yüzyılda olursa olsun, iktisadî yaşayışın, yalnız dış verilerin bir araya gelişinden ibaret madde dünyası olmadığını, bütün o yığınların altında ve gerisinde kendine has tavır ve davranışları ile insan gerçeğinin yattığını söyler.

Ülgener, zihniyet ile iktisadî düzen ve yaşayış arasındaki ilişkiyi, insanı nesneleştiren ve edilgen hale getiren maddeci dünya görüşünden sıyırarak ahlak merkezli olarak tanımlar.

Adalet ve ahlak halkasını birbirine bağlayan ve birbiriyle açıklayan örgü zihniyet dünyasının, kültür ve medeniyet birikiminin izdüşümünü teşkil etmektedir.

Ahlak, hayır olanla istikamet üzere olmak; şer getirecek her türlü fikir ve fiilden kaçınmaktır.

Ancak hayırda birbirleriyle yarışan insanlar kadar; toplumda kötülüğü ve karanlığı yarıştıranlar da vardır ve bundan sonra da olacaktır.

Bizim gayemiz, güçlü bir ahlak zemininde birey, toplum ve siyaset sacayağı oluşturmak; devletin sütunlarını bu zeminden inşa etmek, adalet çatısını bu sütunlar üzerine yerleştirmektir.

Ahlaki temelleri çürük olan devletin adalet çatısı da çökmüş olacaktır.

Nitekim Kınalızade Ali Efendi’nin “Daire-yi Adliyesinde” vurguladığı üzere; “Adalet, dünyada huzurun ve kurtuluşun temelidir. Dünya bir bağ ise, duvarı devlettir.”

Devletin ahlakını oluşturan adalet ise her bir insanın hakkının teminat altına alınması ve gözetilmesidir.

Zira Devletin düzen ve işleyişi hukuka bağlıdır.

Türkiye’nin millî yükseliş iradesiyle büyük bir siyasi kararlılığın ortaya konulduğu; ekonomik, siyasi ve diplomatik başarılarla öne çıktığı, savunma sanayisi gibi birçok alanda dünyada önemli ilerlemeler kaydettiği, aynı zamanda “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” hedefleri doğrultusunda atılan adımların sonuç verdiği bir dönemde, oluşan huzur ve güven iklimini sabote etmeye yönelik girişimler kabul edilemezdir.

Yaşananlar bir yönüyle ahlak, adalet ve güven zaafına yol açarken; diğer yandan gayrihukuki ve gayriahlaki olayların toplumun bütününe, devlet organlarının tamamına ve kurumların işleyişindeki genel duruma teşmil edilerek yönetilemeyen bir ülke imajı yaratılmasının hedeflendiği ve bu doğrultuda sosyal hareketlenmenin umulduğu dikkat çekmektedir.

Bütün bu gelişmeler birbirinden bağımsız adli ve siyasi olaylar olarak değerlendirilebilse de daha köklü ve yapısal sorunlarla birlikte ele alınmalıdır.

O sebeple her nerede ve kiminle ilgili olursa olsun; yolsuzluk, usulsüzlük, kamu malının istismarı, kuralların ihlali ve benzeri bir suç varsa, hukuk çerçevesinde suçun niteliğine, suç isnadının yöneltildiği kişinin kimliğine ve kişiliğine bakılmaksızın üzerine gidilmelidir.

Bu anlayış çerçevesinde; ahlak, adalet, liyakat, hakkaniyet ve hesap verebilirlik çerçevesinde “temiz siyaset, temiz yönetim ve müreffeh toplum” hedefinin somut bir zihniyet ve ahlaki reform programına dönüştürülmesi sağlanmalıdır.

What to Watch

AI outlook — possibilities, not facts

  • Belediyelerdeki yolsuzluk iddialarına yönelik soruşturmaların derinleştirilmesi.

    Likely · Within months

Open Questions

  • ?Hangi belediyeler hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı çıkacak?
  • ?Fon krizindeki mağduriyetlerin giderilme süreci nasıl işleyecek?

Related Topics

People
Organizations
Places
Topics
This article was originally published by Cumhuriyet.

Quick Look

  • MHP lideri Devlet Bahçeli, fon soruşturması ve belediyelerdeki yolsuzluk iddiaları üzerine açıklama yaptı.
  • Bahçeli, belediyelerdeki usulsüzlüklerin hukuk çerçevesinde üzerine gidilmesi gerektiğini vurgularken, fon krizinin piyasa güvenini zedelediğini belirtti.

AI-generated summary

Story signals

News tone
Neutral
Emotional intensity
High
News value
High
Global impact
National
Follow-up likelihood
Likely
Relevance window
Days

Source & Reliability

Source
Cumhuriyet
Story type
Analysis
Source quality
Full
Published
1 hour ago
View translation
devlet bahçeli
mhp
yolsuzluk
devlet bahçeli
Devlet Bahçeli
Sabri Ülgener
Kınalızade Ali Efendi
Milliyetçi Hareket Partisi
İstanbul Büyükşehir Belediyesi
Sayıştay
Hazine ve Maliye Bakanlığı
Türkiye
Kahramanmaraş
Hatay
İstanbul
mhp
yolsuzluk
fon soruşturması
belediyeler
siyaset

Related Stories

More on this topicdevlet bahçeli
Minister Uraloğlu: Additional terminal construction for Şanlıurfa GAP Airport may be on the agenda
Politics·25 minutes ago

Minister Uraloğlu: Additional terminal construction for Şanlıurfa GAP Airport may be on the agenda

Minister of Transport and Infrastructure Abdulkadir Uraloğlu stated that the number of passengers of Şanlıurfa GAP Airport, which hosts TEKNOFEST Southeast, exceeds 1 million and that additional terminal construction may be on the agenda.

AA Güncel
2 min read
President Erdoğan Opened Şanlıurfa City Hospital
Politics·35 minutes ago

President Erdoğan Opened Şanlıurfa City Hospital

In his speech at the Şanlıurfa City Hospital Opening Ceremony, President Recep Tayyip Erdoğan announced that the hospital with a capacity of 2 thousand beds and various infrastructure projects were put into service.

AA Güncel
5 min read
Statement on Economy and Corruption from MHP Chairman Bahçeli
Politics·57 minutes ago

Statement on Economy and Corruption from MHP Chairman Bahçeli

MHP leader Devlet Bahçeli stated that Türkiye faces economic costs due to geopolitical risks and terrorism. He emphasized that allegations of corruption in municipalities and manipulations in financial markets should be addressed.

AA Güncel
4 min read
'Fund profiteering' protest by TKH in Kadıköy
Politics·1 hour ago

'Fund profiteering' protest by TKH in Kadıköy

The Communist Movement of Türkiye (TKH) protested the recent fund grabs and government policies with the action it organized in Kadıköy, Istanbul. TKH Chairman Aysel Tekerek criticized the system, stating that the government was associated with corruption and bans.

Cumhuriyet
2 min read
GSI Project and Türkiye-Greece Maritime Jurisdiction Area Discussion in the Eastern Mediterranean
Politics·1 hour ago

GSI Project and Türkiye-Greece Maritime Jurisdiction Area Discussion in the Eastern Mediterranean

The GSI project in the Eastern Mediterranean has reignited the debate on maritime jurisdictions between Türkiye and Greece. While Ankara requests coordination for activities on the continental shelf, the Greek side is worried that this will set a precedent for Türkiye's claims.

Hürriyet Dünya
2 min read
Çelik Kanat Criticizes Greece for 'Double Standards' in the European Council
Developing·1 hour ago

Çelik Kanat Criticizes Greece for 'Double Standards' in the European Council

Deputy Çelik Kanat, in the Parliamentary Assembly of the Council of Europe, criticized Greece's failure to implement ECHR decisions and the rights violations against Western Thrace Turks and immigrants, and called on European institutions to impose concrete sanctions.

Milliyet Son Dakika
5 min read
More on this topicdevlet bahçeli