
Azerbaycan'daki başörtüsü yasağına yönelik açıklamaları nedeniyle başdanışmanlık görevinden alınan Oktay Saral, sürecin Erdoğan'ın isteğiyle gerçekleştiğini söyledi.
Azerbaycan'daki başörtüsü yasağı açıklamaları sonrası Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı görevinden alınan Oktay Saral, ayrılık sürecinin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın isteğiyle olduğunu belirtti ve özür dileyecek bir durum olmadığını söyledi.
AI-generated summary
Oktay Saral, Azerbaycan'daki başörtüsü yasağına yönelik açıklamalarının ardından 26 Ekim'de Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı görevinden alınmıştı.
Azerbaycan'daki başörtüsü yasağına yönelik açıklamalarının ardından 26 Ekim'de Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı görevinden alınan Oktay Saral, görevden ayrılma sürecine ilişkin konuştu.
Sözcü yazarı Saygı Öztürk'e açıklamalarda bulunan Saral, görevden alınmasının AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın isteği doğrultusunda olduğunu belirterek Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin zarar görmesini istemediğini söyledi.
'CUMHURBAŞKANIMIZ AYRILMAMI İSTEDİ'
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerde hassasiyetler bulunabileceğini belirten Saral, görevden ayrılmasına ilişkin şunları söyledi:
“Azerbaycan, Türk devletleri hepimizin canı, kanı, bizim kardeşlerimiz. Devletlerarası münasebetlerde bir takım hassasiyetler olabiliyor. Dolayısıyla tabii böyle bir durum hasıl oldu. Ben hiçbir şekilde Cumhurbaşkanımızın üzülmesini, yani devlet işleyişi noktasında Azerbaycan'la veya diğer Türk Cumhuriyetleri konusunda böyle kırılganlık yaşanmasını asla ve kata istemem. Cumhurbaşkanımız getirdi, Cumhurbaşkanımız istedi, arzu etti ayrılmamı. Başım gözüm üstüne dedim.”
Saral, ilerleyen dönemde yeniden görev alıp almayacağına ilişkin ise “Ülkeme, millete, devletime her noktada hizmetkâr olabilmeyi arzu ederim. Ama konjonktür, dönem şimdi böyle. Bakalım ne olur, ileride bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
AZERBAYCAN AÇIKLAMASI TARTIŞMA YARATMIŞTI
Saral, görevden alınmadan önce Azerbaycan'daki başörtüsü yasağına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı:
“Azerbaycan'da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesi kabul edilemez. Eğitim hakkı hiçbir ideolojik dayatmaya kurban edilemez. Azerbaycan'ın bu yanlıştan bir an önce dönmesini bekliyoruz.”
Açıklamanın ardından Azerbaycan'ın, Saral'ın görevden alınmasını Ankara'dan talep ettiği iddiası dış basında yer almıştı.
Azerbaycan'ın ayrıca Türkiye'den 31 kişiye ülkeye giriş yasağı getirdiği belirtilmişti.
'ÖZÜR DİLEYECEK BİR DURUM YOK'
Azerbaycan'a yönelik sözlerinden dolayı özür dilemeyi düşünüp düşünmediği sorulan Saral, açıklamalarının kişisel görüşlerini yansıttığını savundu.
Saral, şöyle konuştu:
“Burada özür dilenecek bir şey yok Saygı Bey. Azerbaycan benim öz vatanımdır. Azerbaycanlılar benim gardaşım. Ben bundan asla zerre kadar imtina etmem. Ben bunu her yerde de söylerim. Söylemeye devam ederim. Ama benim sözlerimde Azerbaycanlıları, Azerbaycan Devleti'ni üzecek şey yaptığımıza inanmıyorum. Sadece bir insan olarak görüşümü söyledim.”
Cumhurbaşkanlığı adına konuşmadığını belirten Saral, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ben hükûmet sözcüsü değilim. Cumhurbaşkanlığı adına hükûmet sözcüsü bu duygu ve düşünceleri dile getiren adam. Cumhurbaşkanlığı adına konuşmuş değilim. Ben her ne kadar başdanışman olsam da ben insanım. Yani insanın duygusu yok mu? Biz makine değiliz ki. Benim duygularım var. Ama benim yazdığımda özür dileyecek bir durum zaten yok.”
'MİLLİ GÖRÜŞ CAMİASI İÇERİSİNDE YETİŞTİM'
Siyasi geçmişine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Saral, ailesinin CHP geleneğinden geldiğini ancak kendisinin çocukluğundan itibaren Milli Görüş hareketi içerisinde yer aldığını söyledi.
Saral, “Ben Karadeniz insanıyım. Trabzon-Of'luyum. Tabii millet hassasiyeti benim için çok önemli. Saral ailesini bilirsiniz. Esasında Cumhuriyet Halk Partisi tandanslı bir ailedir babalarımız, büyüklerimiz. Fakat ben ilkokul beşinci sınıftan beri Milli Görüş camiası içerisinde yetişmiş bir insanım. Ve o çizgide, o değerler uğrunda da siyaset yaptım” dedi.
Azerbaycan'a yönelik paylaşımını bir dost uyarısı olarak yaptığını savunan Saral, Türkiye'nin 28 Şubat dönemindeki başörtüsü tartışmalarını hatırlattı.
FON SORUŞTURMASI İDDİALARINA YANIT
Saral, görevden alınmasının Azerbaycan açıklamalarından değil, fon soruşturmasıyla bağlantılı olduğu yönündeki iddialara da yanıt verdi.
Fon ve borsa işlemleriyle herhangi bir ilgisinin bulunmadığını savunan Saral, şu ifadeleri kullandı:
AK Party Deputy Chairman Hülya Terzioğlu announced that they will conduct region- and subject-based field analyzes in the field of social policy and focus on alimony, single parenthood, demography and the fight against drugs.

NEW Party will hold its 1st Ordinary Congress at Ankara Arena Sports Hall on 14-15 November. Chairman Özgür Özel is expected to be the only candidate.
While the Turkish Red Crescent Bill and the Mecca Agreement are expected to be discussed in the Turkish Grand National Assembly this week, the 2027 budgets of five ministries, including the Ministry of Treasury and Finance, will be discussed in the Planning and Budget Commission.

US President Trump described it as 'unacceptable' that his former lawyer Alina Habba Mildon signed a $50 million contract with the family of the Venezuelan banker who faced bribery charges and was pardoned.

The Mecca Defense Agreement, signed between Türkiye, Pakistan and Saudi Arabia, which considers an attack on one of the parties as an attack on all of them, will be discussed in the General Assembly of the Parliament in the new week.

On CHP's official website, it was stated that all archive contents belonging to the Özgür Özel period between November 2023 and May 2026 have been removed.