
TRT World Forum 2026'da konuşan İletişim Başkanı Duran, uluslararası sistemin yapısal krizini ve Türkiye'nin yeni dünya düzeni vizyonunu değerlendirdi.
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, TRT World Forum 2026'da küresel sistemdeki yapısal krizi, Gazze'deki durumu ve Türkiye'nin daha adil bir uluslararası düzen çağrısını ele alarak, yıkıcı bir savaş öncesi yeni bir barış mutabakatı kurulması gerektiğini vurguladı.
AI-generated summary
Uluslararası sistemin derin bir eksen kayması ve yapısal kriz yaşadığı, ortak kuralların aşındığı bir dönemden geçilmektedir.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen TRT World Forum 2026 etkinliğinde, küresel siyasette yaşanan gelişmeleri, uluslararası sistemin karşı karşıya olduğu sorunları ve Türkiye'nin yeni dünya düzenine ilişkin yaklaşımını değerlendirdi. Uluslararası sistemin derin bir eksen kayması ve yapısal kriz yaşadığını ifade eden Duran, güç merkezlerinin çoğaldığını ancak ortak kuralların aşındığını, küresel rekabetin sertleştiğini ve ortak sorumluluk anlayışının zayıfladığını belirtti.
"TEHDİTLER KÜRESELLEŞİRKEN ÇÖZÜMLER MİLLİLEŞMEKTEDİR"
Güç merkezlerinin çoğaldığını, ortak kuralların aşındığını, küresel rekabetin sertleşirken ortak sorumluluk algısının da zayıfladığını belirten Duran, "Merkezsizleşen dünyada, insanlığın kaderini etkileyen kararların sayısı artarken, bu kararların hesabını verecek siyasi irade giderek zayıflamaktadır. Barışın alanı daralırken, konvansiyonel savaş riskleri ve vekalet çatışmaları artmaktadır. Yapay zeka ve dijital teknolojiler üzerindeki hakimiyet yarışı milis güç ilişkileri doğururken, tekno faşizm teknolojinin bir tahakküm aracına dönüşmesi riski büyümektedir. Bütün bu tehditler karşısında uluslararası kurumlar giderek işlevini kaybetmektedir. Üstelik bu durum iklim krizinden göçe, salgınlardan gıda güvenliğine kadar küresel dayanışma gerektiren sorunların arttığı bir dönemde yaşamaktayız. Tehditler küreselleşirken çözümler millileşmektedir. Bu yapısal krizin en çarpıcı örneğini kuşkusuz Gazze'de görmekteyiz. Dünyanın gözü önünde yaşanan soykırım, uluslararası sistemin yalnızca krizleri önlemekte değil, varlık sebebi olan barışı, adaleti ve insan onurunu korumakta da yetersiz kaldığını ortaya koymaktadır. İşte uluslararası düzenin en büyük paradoksu da burada yatmaktadır. Bir yanda mevcut düzeni aşındıran yıkıcı bir merkezsizleşme yaşanırken, diğer yanda daha adil bir uluslararası düzenin inşasına imkan tanıyabilecek kurucu bir boşluk ortaya çıkmaktadır" dedi.
"DÜNYANIN İHTİYACI YENİ BİR SAVAŞIN GALİPLERİ DEĞİL, YENİ BİR BARIŞIN KURUCULARIDIR"
Bugünkü uluslararası manzaranın iki dünya savaşı arasındaki yılları hatırlattığını belirten Burhanettin Duran, "Bu dönemde de büyük güç rekabeti tırmanıyor, ekonomik korumacılık yayılıyor, uluslararası kurumlar etkisizleşiyor. İnsanlık yeni bir uluslararası mimariyi ancak milyonlarca insanın hayatına mal olan bir yıkımdan sonra kurabilmiştir. Bugün ne yazık ki 3. Dünya Savaşı ihtimalinin tartışıldığı bir dönemdeyiz. Peki, aynı tarihsel döngüyü yaşamak zorunda mıyız? 1945'in kurucu iradesine 1939'un felaketini yaşamadan ulaşamaz mıyız? İşte bu konuda cevap arayacağımız esas soru budur. Bizim Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu soruya verdiğimiz cevap açıktır. Tarih tekerrür etmek zorunda değildir. Büyük bir yıkımın ardından masaya oturma mecburiyeti olabilir. Ama asıl olan yıkımdan önce yeni bir mutabakatı kurmak, bunun siyasi iradesini göstermektir. Dünyanın ihtiyacı yeni bir savaşın galipleri değil, yeni bir barışın kurucularıdır. Geçmişte bir büyük savaştan sonra yapılan kurumsal yenilenmeyi bugün barış içinde gerçekleştirmek çağımızın en önemli siyasi imtihanıdır" diye konuştu.
"BUGÜN DÜNYANIN FARKLI AKTÖRLERİ REFORM İHTİYACININ ARTIK ERTELENEMEYECEĞİNİ GÖRÜYORLAR"
Daha dengeli bir güç dağılımı, daha kapsayıcı bir temsili, ortak sorumluluğu ve buna dayanan yeni bir uluslararası düzenin inşasını esas aldıklarını ve bunun kurucu bir çoğunlukla yapılması gerektiğini söyleyen Duran, "Bugün dünyanın farklı aktörleri bir zamanlar ertelenen reform ihtiyacının artık ertelenemeyeceğini görüyorlar. Cumhurbaşkanımız ise 'biz demiştik' demek yerine aynı çağrıyı sabırla yineliyor: "Gelin bu dünyayı birlikte kuralım." Elbette bu sorumluluğun birçok boyutu var ama bir boyutu da diplomasinin fikri ve kurumsal zeminini güçlendirmektir. Zatı devletlerinin yürüttüğü zirve diplomasisine yine sizin vizyonunuz doğrultusunda Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak geliştirdiğimiz forum diplomasisi ile katkı sunmaya çalışıyoruz. İstanbul zirveleriyle her sene uluslararası iletişim ve güvenlik gündemine yön veren tartışmaları İstanbul'da buluşturuyoruz. NATO zirvesi kapsamında Münih Güvenlik Konferansı ve SETA Vakfı işbirliğiyle düzenlediğimiz "Müttefikler Ankara'da" programında küresel güvenliğin geleceğini, Türk Devleti Teşkilatı zirvesi kapsamında gerçekleştirdiğimiz Türk Dünyası Diyalog Formu'nda ise Türk dünyasının ortak geleceğini ele alıyoruz. Gelecek ay benzer bir forumu Afrika Türkiye zirvesi sırasında hayata geçireceğiz" ifadelerini kullandı.

10th TRT World Forum held in Istanbul, 'World without Center: Who Leads When the Rules Are Invalid?' It started with the theme. The forum discusses the structural crises of the global system, the situation in Gaza and the construction of a more just international order.

The 10th TRT World Forum, held in Istanbul, started with the theme of 'World without Center'. Fahrettin Altun pointed out the structural crisis of the international system and stated that Türkiye offers founding pluralism for a more just world order.
Former Israeli Ambassador to Washington Michael Oren stated that Netanyahu poses an obstacle in relations with the USA and stated that Israel should make radical changes in its Palestine policies.

NEW Party Group Deputy Chairman Gökhan Günaydın announced that they will apply to the Constitutional Court for the annulment of the Fund Law, which came into force on October 27. Günaydın stated that they aim to defend the rights of PBLK victims.

Minister of Justice Akın Gürlek and Minister of Labor and Social Security Vedat Işıkhan met with party members in Mardin. Ministers emphasized the goal of "Terror-free Türkiye" and stated that they would continue to provide services within the framework of the principles of the democratic state of law.

The Platform of the Victims of the Regular Raise organized a protest in front of the Constitutional Court and demanded that the case be decided in order to eliminate the inequality that occurred due to the non-payment of the regressive raise to the retired civil servants.