
İsrail, 7 Ekim 2023'ten bu yana ilk kez sandık başında. Netanyahu ve en güçlü rakibi Eisenkot'un yarıştığı seçimde bölünmüş tablo koalisyon zorunluluğu doğuruyor.
AI-generated summary
İsrail, 7 Ekim 2023'teki Aksa Tufanı operasyonundan bu yana savaş durumundadır ve uzun süredir başbakanlık yapan Netanyahu iktidarının geleceği bu seçimle test edilmektedir.
İsrail, Gazze'deki Filistinli grupların 7 Ekim 2023'teki Aksa Tufanı operasyonundan ve ardından gelen savaş yıllarından bu yana ilk kez salı günü parlamento seçimleri için sandık başına gidiyor.
Pek çok İsraillinin ülkenin kurulduğu 1948'den beri en kritik oylama ve "İsrail'in nasıl bir ülke olmak istediğine dair bir referandum" gözüyle baktığı bu seçim, yaklaşık 19 yıldır koltukta oturan 77 yaşındaki Başbakan Binyamin Netanyahu'nun iktidarda kalıp kalmayacağını ya da ülkenin başına yeni bir liderin geçip geçmeyeceğini belirleyebilir.
Ancak keskin biçimde bölünmüş seçmen tablosu karşısında ne ülke tarihinin en uzun süre görev yapan başbakanı Netanyahu'nun ne de en güçlü rakibi, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot'un yönetimi tek başına devralma şansı net görünüyor.
Seçim süreci öyle karmaşık ki, ülkeyi kimin yöneteceğinin anlaşılması haftalar sürebilir.
Sandıktaki ana rekabet, Netanyahu'nun sağ ve ultra-Ortodoks partilerden oluşan koalisyonu ile Eisenkot'un daha merkezde konumlanan bloku arasında yaşanıyor.
İran'la savaşın seyri, Gazze Şeridi'nin geleceği ve Filistin devletinin akıbeti gibi başlıklar nedeniyle bütün dünya seçimi yakından izleyecek. ABD Başkanı Trump seçimde Netanyahu'ya desteğini açıkladı.
Ne var ki dışarıda büyük yankı uyandıran ulusal güvenlik meselelerinde ana adaylar birbirine oldukça yakın telden çalıyor.
Bu yüzden yarışın kaderini dış politikadan ziyade içerideki düğümler belirleyecek: 7 Ekim'deki güvenlik zaafının faturasının kime kesileceği, ultra-Ortodoks İsraillilerin zorunlu askerliğe tabi tutulup tutulmayacağı ve Netanyahu hükümetindeki aşırı sağcı bakanların varlığı seçimin asıl kırılma noktalarını oluşturuyor.
Netanyahu'nun karşısında en çok dikkat çeken isim, merkez çizgideki Yaşar Partisi'nin lideri ve İsrail ordusunun eski bir numaralı komutanı Gadi Eisenkot.
Eisenkot'u 2014 yılında genelkurmay başkanlığına bizzat Netanyahu atamıştı.
Eisenkot, 7 Ekim saldırısından hemen sonra kurulan acil ulusal birlik hükümetinde de Netanyahu'ya katıldı; ancak birkaç ay sonra başbakanın savaşı uzattığını ve Gazze'de tutulan rehineleri tehlikeye attığını öne sürerek görevinden istifa etti.
Savaş, eski komutanın kendi ailesini de doğrudan vurdu: Eisenkot'un en küçük oğlu Gal ile iki yeğeni Gazze'deki çatışmalarda öldü.
Oğlunun cenaze töreninde konuşurken gözyaşlarına boğulan Eisenkot, 7 Ekim sonrasında ve savaş şiddetlenirken pek çok İsraillinin yaşadığı kayıp duygusunun simgesi haline geldi.
Seçim tartışmalarının merkezinde yer alan Netanyahu, kampanyasını İsrail'in bölgedeki baskın askeri güç olarak kalması ve gerekirse tek başına hareket etmeye hazır olması gerektiği fikri üzerine kurdu.
Muhalifleri ise tablonun tam tersini çiziyor: Onlara göre Netanyahu aşırılık yanlılarını hükümete taşıdı, siyasi çıkar uğruna yargıyı zayıflatmaya kalkıştı, ülkeyi tüketen savaşları gereksiz yere uzattı ve 7 Ekim'deki güvenlik çöküşünün sorumlusu da bizzat kendisi. Netanyahu ise güvenlik şeflerinin kendisini bilgilendirmediğini söylüyor ve İsrail için savaştığını savunuyor.
Rakibi Eisenkot, 7 Ekim ile ilgili bağımsız bir soruşturma başlatacağını açıkladı. Ayrıca Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik şiddet olaylarından sorumlu aşırı uçtaki yerleşimcilerden hesap soracağını ve ultra-Ortodoks İsraillileri askere alacağını vaat ediyor.
İran meselesi Netanyahu'nun seçim kampanyasında geniş yer tuttu.
Başbakan geçen hafta bu tehdidi öne çıkararak Tel Aviv'e yönelik bir nükleer saldırı görseli paylaştı ve İsrail'in rejimi devirme işini tamamlaması gerektiğini söyledi.
Netanyahu, İran'la savaşı körüklediği ve Gazze'deki savaşı yürütme biçimi nedeniyle yurt dışında yaygın eleştirilerle ve savaş suçu suçlamalarıyla karşı karşıya.
Filistin Sağlık Bakanlığı göre Gazze'deki savaş, bölgenin büyük kısmını yerle bir etti ve 74 binden fazla insanın ölümüne yol açtı.
Ancak bu dış tepkilerin sandık sonucunu belirlemesi beklenmiyor. İsrail seçmeninin büyük bölümü 7 Ekim saldırısından bu yana sağa kaymış durumda; geniş bir çoğunluk güvenlik konularında katı bir yaklaşımı destekliyor ve Filistin devletine karşı çıkıyor.
Nitekim Eisenkot da İran, Gazze'deki Hamas ve Lübnan'daki Hizbullah gibi düşmanlara karşı sert bir çizgiyi benimsiyor. Aradaki fark, Eisenkot'un askeri zaferleri diplomatik kazanımlara dönüştürmekten yana olduğunu söylemesi.
Öte yandan eski komutan da Batı Şeria'daki yerleşimlerin genişletilmesini desteklediğini ve bir Filistin devletine karşı çıktığını açıkça dile getiriyor.
İsrail'de seçmenler, ABD'deki başkanlık sistemi gibi liderlerini doğrudan seçmiyor.
Parlamenter demokrasiyle yönetilen ülkede salı günkü oylama, İsrail parlamentosu Knesset'teki 120 sandalyenin partiler arasında nasıl dağılacağını belirleyecek. Bireysel milletvekilleri yerine partilerin aldığı oy oranına göre sandalye dağıtılıyor ve oyların yüzde 3,25'inden azını alan partiler parlamento dışı kalıyor.
İsrail tarihinde bugüne kadar hiçbir parti tek başına salt çoğunluğu elde edemedi. Başbakan adaylarının hükümeti kurabilmek için 61 sandalyeye ulaşan bir koalisyonu bir araya getirmesi gerekiyor.
Son anketler hem Netanyahu'nun hem de Eisenkot'un bu barajın altında kaldığını gösteriyor.
Seçim öncesi anketlerde Eisenkot'un Yaşar Partisi en fazla sandalyeyi kazanacak parti olarak önde giderken, onu Netanyahu'nun Likud Partisi izliyor; her iki partinin de yaklaşık 20'şer sandalye çıkarması bekleniyor.
Wall Street Journal gazetesinin haberine göre iki liderin olası koalisyon bloklarının ise 50 sandalye civarında kalacağı, yani çoğunluğa ulaşamayacağı tahmin ediliyor.
Denklemi çözebilecek anahtar aslında Arap İsrailli partilerin elinde; ancak yaklaşık 14 sandalye kazanması beklenen ve iki liderden birini çoğunluğa taşıyabilecek bu partilerle ne Netanyahu ne de Eisenkot ittifak kurmaya yanaşıyor.
İki isim de Arap partileriyle yan yana gelmeyeceğini şimdiden ilan etti. Yine de bazı milletvekillerinin güvenoylamasında çekimser kalması halinde azınlık hükümetlerinin kurulabilmesi mümkün.
Resmi tatil ilan edilen seçim gününde, 18 yaş ve üzerindeki her İsrail vatandaşı oy kullanabiliyor. Diplomatlar ve askerler için tanınan birkaç istisna dışında seçmenlerin oylarını ülke sınırları içinde kullanması şart.
AI outlook — possibilities, not facts
Ülkeyi kimin yöneteceğinin anlaşılması haftalar sürecek.
Likely · Within weeks

President Recep Tayyip Erdoğan will receive MHP Chairman Devlet Bahçeli in Beştepe. During the meeting, the terror-free Türkiye process, new constitutional studies and regional developments will be discussed.

Speaking after the Cabinet Meeting, President Erdoğan announced that financial opportunities will be created for retirees and low-income households and that the 'Income Supplementary Family Support System' will be brought to the agenda of the Turkish Grand National Assembly.

NEW Party Istanbul Deputy Gökan Zeybek reacted to the government due to the operations against Bakırköy and Denizli Merkezefendi municipalities, and argued that the government was making political calculations rather than the economic crisis.
In the main news bulletin of October 26, presented by Faruk Aksoy, cabinet decisions, Erdoğan's statements, Netanyahu's political future, Super League matches and Nusret Altınbaş's arrest were discussed.

The Turkish Grand National Assembly Foreign Affairs Committee met under the chairmanship of Fuat Oktay and discussed the Mecca Agreement. Oktay stated that the agreement aims for regional peace and there is no bloc.

The Foreign Affairs Commission of the Turkish Grand National Assembly convened under the chairmanship of Fuat Oktay to discuss the Mecca Agreement. Oktay emphasized that the agreement aims at regional peace and deterrence.