
Oulu Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir çalışma, düzenli kahve tüketiminin daha düşük vücut yağı ve daha yüksek kas kütlesi ile bağlantılı olabileceğini ortaya koydu.
AI-generated summary
Oulu Üniversitesi, 2.200'den fazla katılımcı ile kahve tüketim alışkanlıkları ve vücut kompozisyonu arasındaki ilişkiyi inceleyen bir çalışma yürüttü.
Dünyanın en çok tüketilen içeceklerinden biri olan kahvenin vücut yapısıyla ilişkili olabileceği ortaya çıktı. Finlandiya’daki Oulu Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, düzenli kahve tüketen kişilerin kahve içmeyenlere kıyasla daha düşük vücut yağ oranına ve daha fazla kas kütlesine sahip olduğu görüldü.
2 bin 200’den fazla kişinin katılığı araştırmada; katılımcıların beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite düzeyleri, kullandıkları ilaçlar, mevcut sağlık durumları ve günlük kahve tüketimleri incelendi. Kahve tüketimi hiç içmeyenlerden günde beş veya daha fazla fincan içenlere kadar farklılık gösterdi.
Yapılan ölçümlerde kahve tüketimi arttıkça toplam vücut yağ oranının ve iç organların çevresinde biriken viseral yağın daha düşük, iskelet kası kütlesinin ise daha yüksek olduğu görüldü. Araştırmacılar, sonuçların kahvenin doğrudan yağ yaktığını veya kas geliştirdiğini kanıtlamadığını özellikle vurguladı. Çalışma yalnızca kahve tüketimi ile vücut yapısı arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor.
Çalışmada kahve tüketimiyle ilişkili bazı metabolik göstergelerin kadın ve erkeklerde farklılık gösterdiği de ortaya çıktı. Erkeklerde daha fazla kahve tüketimi daha düşük açlık insülini seviyeleriyle ilişkilendirilirken, kadınlarda kahve tüketimi ile glikoz kontrolü arasındaki bağlantının daha zayıf olduğu görüldü.
Araştırmanın baş yazarı Luca Verroest, kahvenin milyonlarca insan tarafından her gün tüketilmesine rağmen metabolizma ve hormonlarla ilişkisinin hâlâ tam olarak anlaşılmadığını belirterek, elde edilen bazı sonuçların yaşam tarzı ve vücut kitle indeksi gibi faktörler hesaba katıldıktan sonra da devam ettiğini söyledi.

Yapılan bir araştırmaya göre, kuru temizleme işletmelerine 150 metre mesafede yaşayan bireylerin Parkinson hastalığına yakalanma riskinin, 6,4 ila 8 kilometre uzakta yaşayanlara kıyasla yüzde 14 daha yüksek olduğu tespit edildi.

113 kişisel bakım ürünü üzerinde yapılan laboratuvar analizleri, ürünlerin %98'inde etikette belirtilmeyen kimyasallar olduğunu gösterdi. %85'inde sağlıkla ilişkilendirilen zararlı maddeler tespit edilirken, şeffaflık standartlarının artırılması çağrısı yapıldı.

Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Oran, çocuklarda kalp hastalıklarının büyüme ağrısı sanılabileceğini belirterek; çabuk yorulma, beslenirken terleme ve eforla artan göğüs ağrısı gibi sinsi belirtilere karşı ebeveynleri uyardı.

Dr. Ayşegül Çoruhlu, longevity (uzun ömürlülük) kavramını, hücresel yaşlanmanın yavaşlatılması ve metabolik esnekliğin korunması üzerinden değerlendiriyor. Uzman, yapay zekanın tıp araştırmalarını hızlandırdığını ve sağlıklı yaşamın temelinde basit alışkanlıkların yattığını vurguluyor.

Avustralya'da ilk kez bir memelide H5N1 kuş gribi virüsü tespit edildi. Güney Avustralya'nın Beachport kasabasında ölü bulunan bir Yeni Zelanda kürk fokunda virüsün varlığı doğrulandı. Ülkede kuş gribi vakaları haziran ayından bu yana artış gösteriyor.

Ömrü uzatma çalışmalarıyla tanınan ABD'li girişimci Bryan Johnson, otoimmün gastrit teşhisi aldığını açıkladı. Mide hücrelerinin kendi kendini yok ettiği bu durumun, Johnson'ın uyguladığı sıkı yaşam tarzı rejimiyle doğrudan bağlantılı olmadığı belirtiliyor.