Pasifik Pre-COP Zirvesi görüşmelerinin COP31 öncesi gündemi hazırlamadaki önemi
AI-generated summary
BM iklim zirveleri öncesinde ülkelerin resmi müzakereler öncesi ortak zemin aradığı hazırlık toplantıları düzenlenmektedir.
SETA İklim Değişikliği ve Çevre Programı Araştırmacısı Dr. Çağla Vural, Pasifik Pre-COP Zirvesi görüşmelerinin COP31 öncesi gündemi hazırlamada önemini AA Analiz için kaleme aldı.
Birleşmiş Milletler (BM) iklim zirvelerinden önce düzenlenen Pre-COP toplantıları, ülkelerin resmi müzakerelere geçmeden fikirlerini sınadığı ve ortak zemin aradığı hazırlık toplantılarıdır. Bu yıl 5-8 Ekim tarihlerinde Fiji, Tuvalu ve Avustralya’nın ortaklaşa düzenlediği toplantı, COP31 Başkanı Murat Kurum’un ifadesiyle Antalya öncesindeki son büyük durak olmuştur. Liderler önce Tuvalu’da bir araya geldiler ve ardından 50’yi aşkın ülkeden bakan ve müzakereci Fiji’nin Nadi kentinde COP31 gündemini görüştü. Görüşmelerde başkanlık öncülüğündeki karar metni, elektrifikasyon hedefi, adil geçiş mekanizması, uyum finansmanı ve Pasifik’in finansmana erişim talebi öne çıktı. Tabiatıyla böyle bir toplantıdan Antalya’daki anlaşmaları önceden belirleyen bir metin beklenmiyor. Nitekim Fiji’den de bağlayıcı bir sonuç çıkmadı. Ne var ki toplantı iki önemli soruyu cevaplıyor: Antalya'da gündeme gelmesi ve onaylanması beklenen ana taslaklar ve diplomatik öncelikler büyük oranda şekillenirken Pasifik ülkeleri de COP31’den ne beklediklerini açıkça ortaya koydu.
Çatı kararda uzlaşma
Toplantının en somut sonucu, Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı ve COP31 Müzakereler Başkanı Chris Bowen’ın 7 Ekim’de Avustralya ve Türkiye’nin başkanlık öncülüğünde hazırlanacak bir karar üzerinde anlaşıldığını açıklamasıdır. Çatı karar (cover decision) adı verilen bu metinleri taraflar satır satır pazarlık etmez. Metni genellikle başkanlık hazırlar, ancak kabul edilmesi için tüm tarafların onayı aranır. Bu tercih başkanlıkların elini güçlendirir, çünkü zirvenin siyasi mesajını hangi metnin taşıyacağı artık baştan bellidir ve nihai metni kaleme alacak olan da başkanlıklardır. Bununla birlikte aynı tercih, Antalya’dan güçlü bir metin çıkması konusunda başkanlıkların üstlendiği sorumluluğu da artırıyor.
Metnin biçimi netleşse de içeriği büyük ölçüde açık kalmıştır. Kurum, Fiji’de Aksiyon Ajandası’nı sunarken COP31’in bir “uygulama COP’u” olarak konumlandırıldığını vurguladı ve elektriğin nihai enerji tüketimindeki payını 2035’e kadar yüzde 35’e çıkarmayı ajandanın hedefleri arasında sıraladı. Kurum ayrıca 2035 ulusal katkılarını henüz sunmayan ülkeleri harekete geçmeye çağırdı. İki başkanlığın aynı hafta taraflara gönderdiği ortak mektup da adil geçiş mekanizmasını ve uyum finansmanının artırılmasını öncelikler arasında gösteriyor. Ne var ki COP31’in gerçek bir uygulama zirvesine dönüşmesi, iki başlıkta atılacak somut adımlarla mümkün olacaktır. Birincisi elektrifikasyonun kaynağıdır. Eylül ayında açıklanan taahhüt taslağı elektriğin temiz kaynaklardan gelmesini şart koşmazken Fransa gibi ülkeler ise hedefin temiz elektrik üzerinden tanımlanmasını talep ediyor. İkincisi finansmandır. Fiji’de Pasifik Dayanıklılık Fonu’na yaklaşık 15 milyon dolarlık yeni taahhüt gelse de fonun toplam kaynağı, COP31 için belirlenen 500 milyon dolarlık hedefin henüz yarısına bile ulaşmıyor.
Taku Pakasoa Bildirgesi'nin önemi
Toplantının Fiji ve Tuvalu’da yapılması da ayrıca anlamlıdır. Fiji, 2017’de COP23 başkanlığını üstlenen ilk küçük ada devleti ve o yıl da Pre-COP’a Nadi’de ev sahipliği yapmıştı. Tuvalu ise iklim krizinin en ağır sonuçlarıyla yüz yüze olan ülkelerin başında geliyor. NASA’ya göre ülkenin ortalama yüksekliği deniz seviyesinden yaklaşık iki metredir. Müzakerecileri bu adalara götürmek, Antalya’da tartışılacak rakamların kimin hayatına dokunduğunu görünür kıldı. Örneğin liderlerin ziyaret ettiği ve Yeşil İklim Fonu’nun desteklediği kıyı uyum projesinin hayata geçmesi sekiz yıl sürdü. Bu süre, Pasifik’in finansman şikayetinde hızın da miktar kadar belirleyici olduğunu tek başına anlatıyor.
Pasifik ülkeleri COP31’i bu gerçeklik üzerinden değerlendireceklerini de açıkça ortaya koydular. Fiji Başbakanı Sitiveni Rabuka, liderlerden Tuvalu’yu çabalarının ölçüsü olarak görmelerini talep etti. Rabuka’ya göre beş yıl sonra Tuvalu’nun kıyı korumasını genişletecek desteği alıp almadığına, 10-20 yıl sonra ise yolların yapılıp yapılmadığına ve toprağın hala kuru kalıp kalmadığına bakılması gerekiyor. Türkiye ve Avustralya’nın da aralarında bulunduğu 26 ülke ve bölgenin desteklediği Taku Pakasoa Bildirgesi ise bu beklentiyi yazılı hale getirdi. Bildirge, 1,5 dereceyi ulaşılabilir tutmak için eylemin hızlandırılmasını, 2035 ulusal katkılarını henüz sunmayan ülkelerin bunu bir an önce yapmasını ve fosil yakıtlardan adil, düzenli ve hakkaniyetli bir geçişi öngörüyor. Elbette bu bildirge bağlayıcı değildir ve kendisini bir eylem çağrısı olarak tanımlamaktadır. Fakat Pasifik, COP31’den beklentisini artık bir müzakere metni yerine somut bir ülkenin geleceği üzerinden tarif ediyor.
Türkiye'nin finansman girişimi
Tam da bu noktada Türkiye’nin finansman girişimi öne çıkıyor. COP31 Başkanlığı’nın 24 Eylül’de New York İklim Haftası’nda açıkladığı İklim Uygulama Köprüsü (BRIDGE), ülkelerin iklim ve kalkınma hedeflerini finansman çekebilecek projelere dönüştürmelerine yardım etmeyi amaçlıyor. BM Kalkınma Programı'nın (UNDP) uygulama ortağı olduğu girişimin ilk beş pilot ülkesi Etiyopya, Fiji, Endonezya, Pakistan ve Özbekistan’dır. Fiji’nin bu listede yer alması önemlidir. Çünkü Pre-COP’ta Pasifik liderlerinin şikayetlerinin önemli bir kısmı finansmanın yavaşlığı ve bürokrasisiyle ilgiliydi. Palau Cumhurbaşkanı Surangel Whipps adaları büyük bir yabancı geminin çarptığı bir kanoya benzetirken yardım için gereken bürokratik sürecin son derece yavaş işlediğini ve beklerken deliğin suyla dolduğunu söyledi. Bu nedenle Fiji'nin pilot ülke olarak seçilmesi, Türkiye’nin Pasifik’in bu beklentisine verebileceği en somut cevap olacaktır. Pilot ülkenin başarısı da plan ile finansmana hazır proje arasındaki yolu kısaltıp kısaltmadığıyla ölçülecektir.
Sonuçta Fiji, Antalya’nın biçim sorusunu çözerken içerik sorularını olduğu gibi bırakmıştır. Toplantıya katılımın sınırlı kalması da gözden kaçmıyor. Cook Adaları Başbakanı Mark Brown’ın hatırlattığı üzere Zirve'ye 50’yi aşkın dünya lideri davet edilirken Pasifik dışından yalnızca iki lider katılım sağladı. Yine de Pasifik ülkelerinin talepleri kayda geçti ve bu taleplere Türkiye de destek verdi. Bu durum Antalya için önemli bir zemin oluşturuyor. Çatı kararın elektrifikasyon ve finansman başlıklarında bildirgeyle uyumlu bir dil taşıması, iki başkanlığın Pasifik’te verdiği desteği somut bir sonuca dönüştürecektir. Fiji Başbakanı Rabuka’nın ifadesiyle mesele, bildiğimiz ile yaptığımız arasındaki açığı kapatmaktır. Bu açığın ne kadar kapandığını kasımda Antalya’da göreceğiz. Fakat asıl cevap yıllar sonra, Tuvalu’da kuraklığın devam edip etmediğine bakıldığında verilecektir.
AI outlook — possibilities, not facts
COP31 zirvesi kasım ayında Antalya'da gerçekleştirilecek.
Very likely · Within months

According to the updated map of Meteorology, heavy rains are expected in Istanbul and surrounding provinces. NTV Meteorology Editor Dilek Çalışkan stated that the rains will increase in intensity starting from the evening hours.
Heavy downpours, which have been effective in Istanbul since Tuesday morning due to systems originating from the Balkans and the Central Mediterranean, are expected to intensify throughout the city tomorrow.

While the color of the Bosphorus and the Golden Horn turned brown after the heavy rain in Istanbul, the loss of life in the flood disaster that lasted approximately 30 hours increased to 4 with the death of Turgut Dursun.
The loss of life in the flood, which occurred with 273 kg of precipitation per square meter in Istanbul, reached 4. While Ministers Kurum and Çiftçi are investigating the region, search efforts continue.

Intermittent heavy rain caused landslides in Sakarya. A house in Karasu district was destroyed and some houses were flooded; In Geyve, two neighborhood connections from the D-650 highway were closed.

The heavy rain in Karasu and Geyve districts of Sakarya caused landslides and floods. While a house in Karasu became unusable, access roads to two neighborhoods in Geyve were closed.