
Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Bayram, çevre kirliliğinin çocukluk çağı kanserleri üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
AI-generated summary
Çocukluk çağı kanserlerinin ortaya çıkmasında genetik faktörlerin yanı sıra çevresel toksinlerin ve kirliliğin rolü biliniyor.
Hastalıkların ortaya çıkmasında birçok etken söz konusu olmakla birlikte özellikle son yıllarda tüm dünyanın gündeminde olan çevre kirliliğinin çocukluk çağı kanserleri üzerindeki etkilerine dikkat çeken Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Bayram, “Yapılan birçok araştırmayla hava kirliliğinden pestisitlere kadar birçok etkenin çocukluk çağı kanserleri arasında bağlantı tespit edilmiş. Türlere göre farklılık görülse de en sık rastlanan kanser türleri olduğu için lösemi ve lenfomada ilişki daha net ortaya konmuş durumda. Bununla birlikte gebelik dönemi ya da erken çocukluk dönemi gibi kirlilik etkenlere maruz kalınan zamanlama da çok önemlidir” dedi
‘BÜYÜME DÖNEMİNDEKİ ÇOCUKLAR KİMYASALLARA KARŞI DAHA HASSAS’
Çevresel kirliliğin çocukluk çağı kanserleri üzerindeki etkisine dikkat çeken Prof. Dr. Bayram, büyüme dönemindeki çocukların kimyasal maddelere karşı çok daha hassas olduğunu belirterek, “Çocuklar büyüyen bir organizma olduğu için çevresel kirliliğe yetişkinlere kıyasla çok daha duyarlıdır. Sanayi atıkları, hava kirliliği ve gıdalardaki kimyasal kalıntılar çocukları daha fazla etkiler. Özellikle anne karnındaki dönem en hassas dönemdir. Bir hücreden 50 santimetrelik bir bebeğe dönüşen çok hızlı hücre bölünmesi söz konusudur. Bu süreçte enfeksiyonlar, kimyasallar ve radyasyon gibi dış etkenler gelişimi bozabilir, ilerleyen yıllarda kansere zemin hazırlayabilir” diye konuştu.
‘GIDALARDAKİ EN UFAK KİMYASAL KALINTILAR HÜCRELERİ BOZUYOR’
Çevresel kirlenmenin bağışıklık sistemi üzerine etkilerini anlatan Prof. Dr. Bayram “İnsan; hava, su ve gıdaya muhtaç bir canlıdır. Bu kaynaklar temiz olmadığında bağışıklık sistemi zayıflar. Çevre kirliliği bağışıklık hücrelerini de etkileyerek kanser hücrelerinin tanınmasını zorlaştırır. Biz kendi yaptığımız araştırmalarda da lösemili çocuklarda kemik iliğinde sağlıklı çocuklara göre daha fazla pestisit kalıntısı tespit ettik. Gıdalardaki küçük miktardaki kimyasallar bile zaman içinde vücutta birikerek hücrelere zarar verir” ifadelerini kullandı.
‘HAMİLELİK DÖNEMİ ÇOK ÖNEMLİ’
Çocukların çevresel faktörlere karşı yetişkinlerden daha savunmasız olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Bayram “Sanayi atıkları, hava kirliliği ve gıdalardaki kimyasal kalıntılar çocukları yetişkinlere göre daha fazla etkiler. Anne karnındaki dönem ise en kırılgan dönemdir. Bu nedenle hamile kadınların kimyasal maddelerden, özellikle saç boyası gibi ürünlerden uzak durması ve tükettikleri gıdaların kimyasal kalıntı içermediğinden emin olması gerekir” dedi.
‘DOĞAYI KİRLETTİKÇE KİRLENİYORUZ’
Genetik mutasyonlara da dikkat çeken Prof. Dr. Bayram, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mutasyon, annede ya da babada oluşan genetik bir değişikliğin çocuğa geçmesidir. Üreme hücrelerinde çevresel toksinlere bağlı ortaya çıkan mutasyonlar, çocukta daha erken yaşta kansere neden olabilir. Çocukluk çağı kanserlerinin yaklaşık yüzde 20’sinin altında genetik bir yatkınlık olduğunu biliyoruz. Doğayı kirlettikçe biz de kirleniyoruz. Çevreyi korumadığımız sürece kanser ve genetik hastalıkların artması kaçınılmazdır. Doğayı korumak aslında kendi sağlığımızı korumaktır.”
‘ÇOCUKLUK ÇAĞI KANSERLERİNDE EN SIK AKUT LÖSEMİ GÖRÜLÜYOR’
Çocukluk çağı kanserlerinin görülme sıklığına ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Bayram, “En sık akut lösemi görülüyor, onu lenfomalar ve merkezi sinir sistemi tümörleri takip ediyor. Çevre kirliliği arttıkça bu kanserlerde yavaş ama düzenli bir artış söz konusu. Sanayileşmiş bölgelerde bu artış daha belirgin. Atıkların iyi filtrelenmesi, toprağa ve suya karışmasının engellenmesi şarttır; aksi halde bu kimyasallar gıdalar aracılığıyla tekrar bize geri döner. Buna bir de yoğun böcek ilacı kullanımı eklenince risk katlanıyor” dedi.
Belgian Public Health Institute Sciensano announced that there were 2,935 more deaths than expected in the three heat waves between June 18 and August 16. The highest daily death toll occurred on June 27, with 641 deaths.
Minister of Health Kemal Memişoğlu, in his statement on the occasion of Public Health Week, stated that they will be on the field with different themes for 7 days in 81 provinces. The Minister emphasized that millions of scans and early diagnoses have been carried out within the scope of preventive health services.

Rasonque (daraxonrasib), used in the treatment of pancreatic cancer, shrank tumors in lung cancer patients and increased life expectancy to 16 months. The study, published in the New England Journal of Medicine, showed that the drug locked the so-called 'non-targetable' RAS proteins.

According to MHRA data in the UK, thousands of side effects and suspicious deaths have been reported about GLP-1 group drugs such as Mounjaro, Wegovy and Saxenda. Authorities emphasized that these reports were not directly related to the drug and that the benefit-risk balance was maintained.

Nurses Serpil Uslu, Fikriye Özkan, Ferhan Naz Kırkçeşmeli and secretary Şafak Kara, working at Kastamonu Training and Research Hospital, overcame breast cancer, which they contracted in the same period, by supporting each other.

Research shows that nutrition affects mental health through blood sugar and gut health. Experts offer four practical suggestions to support mood: eating regularly, drinking water, reducing processed foods and adding plant-based foods.