
AK Parti Siyasi ve Hukuki İşler Başkanlığı, 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun' hakkında bilgilendirme metni yayımladı.
AK Parti Siyasi ve Hukuki İşler Başkanlığı, 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un yürürlüğe girmesinin ardından teşkilat mensuplarına yönelik bilgilendirme metni yayımladı.
AI-generated summary
Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun yürürlüğe girdi.
AK Parti Siyasi ve Hukuki İşler Başkanlığı, "Terörsüz Türkiye" ve "Terörsüz Bölge" hedeflerinin hukuksal altyapısını oluşturan, "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun"un yürürlüğe girmesinin ardından teşkilat mensuplarına yönelik kapsamlı bir bilgilendirme metni yayımladı.
"Terörsüz Türkiye Ortak Söylem" başlıklı metinde sürecin tarihi ve stratejik bir adım olduğu ifade edildi.
“SÜREÇ ŞEFFAF YÜRÜTÜLMEKTEDİR”
Sürecin hedefinin, terör örgütü PKK/KCK'nın tüm unsurlarıyla silahsızlandırılması ve fiili varlığının sona erdirilmesi olduğu vurgulanırken, "Süreçle ilgili milletimizden gizli tutulan hiçbir işlem ve eylem bulunmamaktadır. şeffaf bir şekilde yürütülmektedir." denildi.
Teröre harcanan kaynakların eğitim, teknoloji, üretim, kalkınma ve gençlerin geleceğine yönelmesinin amaçlandığı da söylendi.
YASANIN BİR “AF” OLMADIĞI VURGULANDI
Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanunun geçici olduğu, bir af ya da kişiye özel bir düzenleme olmadığının altı çizilirken, bunun AK Parti'nin kırmızı çizgisi olduğu vurgulandı. Bu kanundan asker, polis ve vatandaşı şehit edenlerin kesinlikle yararlanamayacağı hatırlatıldı.
"ÖCALAN DÜZENLEMEDEN FAYDALANAMAYACAK"
Öcalan'ın düzenlemeden faydalanamayacağı, metinde umut hakkı ve genel af ifadelerinin kanun metninde yer almadığı belirtildi.
Sürecin bir müzakere veya pazarlık olmadığı anlamına gelmediği söylenirken, "Bu sürecin hiçbir safhasında şehitlerimizi, gazilerimizi incitecek bir tavır, davranış ve eylem içinde olmadık, asla olmayacağız." vurgusu yapıldı.
Kıbrıs gazetesinin köşe yazısında, 19 Ağustos'ta Ercan Tavsiyeli Hava Sahası'nda Türk A400M askeri uçağı ve İngiliz yolcu uçağının kontrollü hareketi, Rum ve Yunan basınının siyasi kriz yaratma çabaları olarak yorumlandı.
KKTC Başbakanı Üstel, Rum yönetiminin Kıbrıs Türk halkının uluslararası temaslarını, ekonomik hayatını ve egemenlik haklarını hedef alan baskılarını kınadı. Üstel, izolasyon politikalarının ve tehditlerin Kıbrıs Türk halkını haklarından vazgeçiremeyeceğini vurguladı.
ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, İsrail'in Suriye'deki hava üssü saldırısının Türkiye'ye haber verilmeden gerçekleştiğini belirtti. Barrack, İsrail'in bu hamlesini iç seçim dinamikleriyle ilişkilendirerek Ankara'nın itidalli tutumunu övdü.
Wall Street Journal'ın haberine göre, ABD Savunma Bakanı Hegseth ile yaşadığı gerginlik nedeniyle Kara Kuvvetleri Sekreteri Dan Driscoll'un yıl sonuna kadar görevinden ayrılması bekleniyor. Driscoll'un askeri üs içindeki konutunu değiştirdiği belirtiliyor.

ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail'in Türkiye sınırına yakın Ebu Zuhur Hava Üssü'ne düzenlediği saldırıyı 'tehlikeli bir oyun' olarak niteledi. Ankara'nın bilgilendirilmediğini belirten Barrack, durumun askeri çatışma riski taşıdığına dikkat çekti.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, bölge ülkelerinden yeni güvenlik ve ekonomik işbirliği mesajları aldıklarını belirterek, gerçek güvenliğin bölgesel ve bağımsız bir düzenle sağlanabileceğini vurguladı.