
2016 yılında hayatını kaybeden Denizolgun'un ölümüyle ilgili bilirkişi raporu 'kasten öldürülme' ihtimaline işaret ederken, tanık doktor Nurettin Demirkol yalan tanıklık şüphesiyle gözaltına alındı.
AI-generated summary
Arif Ahmet Denizolgun 2016 yılında İstanbul Beykoz'daki evinde ölü bulunmuştu. Ölümüyle ilgili dosya, 2026 yılında cemaate yönelik operasyonlar kapsamında yeniden açıldı.
İhbara ilişkin çözüm tutanağında ilk telefon görüşmesinin saat 00.29'da gerçekleştiği görüldü.
155 operatörünün telefonu açmasının ardından ihbarcının kendisini "Ben doktor Nurettin Demirkol." sözleriyle tanıttığı, "aile hekimi olduğu bir hastasının ani şekilde hayatını kaybettiğini" söylediği yer aldı.
Demirkol'un, “Aile hekimi olduğum bir hastam var, ani olarak vefat etmiş. Hükümet tabibinin görmesi gerekiyor. Belki muhtemelen ölüm nedeni belli değil, hakimin savcının görmesi gerekiyor.” ifadesi tutanağa girdi.
Demirkol'dan adres istenmesi üzerine, açık adresi bilmediğini söylediği, bunun üzerine operatörün, jandarma sorumluluk alanı olabileceğinden "156'yı araması gerektiğini" söylediği ve telefon görüşmesinin bittiği belirtildi.
Demirkol'un birkaç dakika sonra 155'i tekrar arayarak, "Biraz önce aramıştım, Doktor Nurettin Demirkol, vefat eden biriyle alakalı..." dediği, jandarmayla görüştüğünü ancak bölgenin polis sorumluluk alanında olduğunun kendisine söylendiğini belirterek, yeniden 155’ten yardım istediğine tutanakta yer verildi.
Tutanağa göre Demirkol, operatörün "Burada şüpheli ölüm konusu mu var?" sorusuna "Şüpheli, beklenmedik ani bir ölüm, beklenmedik, şüpheli ani bir ölüm..." şeklinde cevap verdi.
Denizolgun, Kuriş'in dayısıydı ve 2016 yılında İstanbul'un Beykoz ilçesindeki evinde ölü bulunana kadar cemaati o yönetiyordu.
Eski Bakan öldüğünde başa, “oy birliğiyle” Alihan Kuriş geçirildi. Kuriş, o gün şu konuşmayı yaptı:
"Madem ki dünya hayatı devam ediyor, o zaman İslam dini devam edecektir. Madem ki İslam dini kıyamete kadar devam edecek, o zaman hizmetlerimiz yani Allah’ın dinine, kitabına hizmet kıyamete kadar devam edecektir.
Bu gemiyi karaya oturtabilmek için bunların akıllarından geçen her adiliğe olur verecekleri de şüphesizdir.
Yolumuz din-i İslam’ı, ümmeti, milleti, devleti savunmaya, korumaya ve bu değerlere hizmet etmeye devam edecektir. Vatan hainlerine, din düşmanlarına, bozuk akımlara, devleti yıkılışa götüren üzeri örtülü planlara set olmaya devam edecektir."
2026 yılına gelindiğinde Kuriş ve beraberindekiler, “Çıkar amaçlı suç örgütü yöneticiliği”, “Nitelikli dolandırıcılık”, “Vergi Usul Kanunu'na muhalefet”, “Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” gibi suçlamalarla gözaltına alınarak tutuklandı.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bu operasyonun üzerinde bir süredir çalıştıklarını belirterek mali yapıya ilişkin şu bilgileri verdi:
"2016 yılında akımın başına geçti. Akımın başına geçmesiyle birlikte faaliyetler daha gizlilik içerisinde büyümeye başladı. Almanya'nın Köln şehrinde büyük bir merkez yapıyorlar. Bu bina bittiğinde faaliyetlerinin tamamını oraya kaydıracağını da biliyoruz.
Örgütün suç kaynaklarına yönelik olarak bir operasyondu. Epeydir üzerinde çalışıyorduk. İlerleyen günlerde operasyonun neticeleri daha açık bir şekilde ortaya çıkmış olacak."
Bu sırada Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili dosya da raftan indirildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, yapılan otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikayetler olduğunu bildirdi.
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Alkan tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda da ölüm, “şüpheli” bulundu.
Raporda 2016 yılında gerçekleştirilen otopsiye ait 145 fotoğraf ve video görüntüsü, dönemin Adli Tıp Kurumu raporları, kriminal incelemeler, olay yeri kayıtları, tanık ifadeleri, 19 Ağustos 2026 tarihli fethi kabir tutanağıyla soruşturma dosyasındaki diğer adli tıbbi belgeler birlikte değerlendirildi.
Denizolgun'un otopsi fotoğrafları ve video kayıtlarında, sağ meme alt kısmından göğüs ortasına doğru sıralanan 4 ayrı morluk bulunduğu belirtildi.
Bu morlukların altındaki dokularda da kanama görülmesinin, bu lezyonların ölümden önce meydana geldiğini gösterdiği raporda yer aldı.
“YASTIKLA BOĞULMUŞ OLABİLİR”
Lezyonların büyüklüğü ve göğüsteki yerleşimleri dikkate alındığında, bir kişinin göğse diziyle basıp ağız ve burnu bir yastıkla kapatarak nefessiz bırakması şeklindeki bir ölüm mekanizmasının mümkün olduğu değerlendirmesine de raporda yer verildi.
Raporda, mevcut bulgular ve otopsi tarihindeki ileri derecedeki çürüme durumu göz önünde bulundurulduğunda, Denizolgun'un ağız ve burnunun kapatılması suretiyle kasten öldürülmüş olma ihtimalinin bilimsel ve objektif olarak dışlanmasının mümkün olmadığı ifade edildi.
Doktor Nurettin Demirkol, 26 Ağustos'ta savcılıkta tanık sıfatıyla ifade verdi.
Demirkol maktulün özel doktoru olmadığını, Hisar Hastanesi'ne geldiğinde birkaç kez kendisini muayene ettiğini, olay günü hariç çiftliğe hiç gitmediğini söyledi.
Durumdan nasıl haberdar olduğu sorusuna Demirkol, "Olayın üstünden çok zaman geçtiği için beni kimin aradığını hatırlamıyorum. Saati tam hatırlamamakla birlikte hava kararmıştı, geceydi. Beni aradıklarında ne söylediklerini tam olarak hatırlamıyorum. Ben tek başıma çiftliğe gittim. Muhtemelen bana konum yollamışlardır. Ancak kim nasıl konum yolladı olayın üzerinden çok zaman geçtiği için hatırlamıyorum." yanıtını verdi.
Olay yerine gittiğinde sadece kişinin vefat ettiğini söylediğini, "şüpheli" gibi bir değerlendirme yapmadığını ifade eden Demirkol, sağlık ekibi ve polisleri kimin ve saat kaçta aradığını bilmediğini ileri sürdü
Demirkol, olay saatinde uykusuz ve yorgun olduğunu, tutanakta neden özel doktoru yazıldığını bilmediğini savunarak, maktul ile özel hasta doktor ilişkisi olmadığını ifade etti.
Nurettin Demirkol hakkında "yalan tanıklık" suçundan soruşturma başlatıldı.
Demirkol, gözaltına alındı.
AI outlook — possibilities, not facts
Nurettin Demirkol'un yalan tanıklık davası süreci başlayacak.
Very likely · Within months
Berkan Çil, a member of the DAESH terrorist organization, was neutralized in a conflict with the police in Sultanbeyli, Istanbul. Tahsin Polat, who was at the bus station during the operation, lost his life. A person thought to be linked to Çil was detained.
Following suspicious allegations regarding the death of Arif Ahmet Denizolgun, who passed away in September 2016, his grave was opened and an investigation was initiated. The Chief Public Prosecutor's Office announced that an investigation is being carried out against the suspects, including Alihan Kuriş, for the crime of 'murder'.

In the investigation into the suspicious death of Arif Ahmet Denizolgun in 2016, witness Nurettin Demirkol, who had a contradiction between the statements he gave at the prosecutor's office and the police station report, was referred to the court with a request for arrest on the charge of 'false testimony'.

At the first hearing of the school attack case in Kahramanmaraş, Pınar Peyman Mersinli, mother of the defendant İsa Aras Mersinli, made her defense. Mother Mersinli made a statement about her son's psychological state and the reason for taking him to the beauty center.

Within the scope of the FETO investigation carried out by the Muğla Chief Public Prosecutor's Office, 10 people who were determined to have helped fugitive Burkay Karatepe, who was part of the July 15 coup attempt assassination team, were detained in an operation carried out in Istanbul and Eskişehir.

In the operation carried out in 14 provinces, centered in Tekirdağ, 20 of the 28 suspects who defrauded 426 people of 994 million TL with the promise of high profits via social media were arrested. It was determined that the suspects were deceiving the victims by using fake investment applications.