
Ehud Olmert, el-Kibar nükleer tesisinin keşfi ve imhası sürecinde Mossad'ın rolüne ve karar mekanizmasına dair yeni detaylar paylaştı.
Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert, 2007'de Suriye'deki el-Kibar nükleer tesisinin vurulmasıyla sonuçlanan operasyonun istihbarat sürecini ve 'Anat' kod adlı Mossad görevlisinin kilit rolünü Channel 12'ye anlattı.
AI-generated summary
İsrail, Eylül 2007'de Suriye'nin doğusundaki el-Kibar nükleer tesisine hava saldırısı düzenlemiş, ancak operasyonu 2018 yılına kadar resmen üstlenmemiştir.
Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert, Channel 12’ye verdiği röportajda, İsrail’in Eylül 2007’de Suriye’nin doğusundaki el-Kibar tesisini vurmasıyla sonuçlanan istihbarat ve karar sürecine ilişkin yeni bilgiler verdi.
Olmert’in anlatımına göre, Suriye’nin nükleer faaliyetlerinin ortaya çıkarılmasında kilit rolü, kimliği açıklanmayan ve “Anat” adıyla anılan genç bir Mossad görevlisi oynadı.
Olmert, Anat’ın Mossad’daki eğitimini tamamladıktan sonra İran yerine Suriye’nin olası nükleer faaliyetleri üzerine çalışmak istediğini söyledi.
Genç istihbarat görevlisinin elinde başlangıçta kesin bir kanıt bulunmadığını, ancak karşılaştığı bazı istihbarat parçalarının kendisinde Suriye’nin gizli bir program yürüttüğü yönünde güçlü bir şüphe oluşturduğunu aktardı.
Olmert’e göre Anat’ın yaklaşımı üstleri tarafından başlangıçta ciddiye alınmadı. Suriye Atom Enerjisi Komisyonu Başkanı İbrahim Osman’a yönelik iki ayrı istihbarat operasyonundan sonuç alınamaması da Mossad içinde “Suriye’de nükleer program bulunmadığı” görüşünü güçlendirdi.
Ancak Anat araştırmalarını sürdürdü. Israrı nedeniyle hakkında kurum içinde değerlendirme süreci başlatıldığını söyleyen Olmert, görevlinin daha sonra Mossad’da kalmayı sürdürdüğünü ve yıllar içinde üst düzey görevlere yükseldiğini anlattı.
MOSSAD BAŞKANI TOPLANTIYA ONU DA ÇAĞIRDI
Olmert, dönemin Mossad Başkanı Meir Dagan’ın, Suriye’deki tesisin ortaya çıkarılmasına ilişkin kritik toplantılardan birine Anat’ı da çağırdığını belirtti.
Olmert’in aktardığına göre Dagan, toplantılarda diğer katılımcıların söylemediklerini dile getirebilecek kişilere özellikle yer vermeyi tercih ediyordu.
Toplanan istihbarat daha sonra dönemin başbakanı Olmert’e ulaştırıldı. Toplantıya Dagan’ın yanı sıra Tamir Pardo, Amnon Sofrin ve kimliği gizli tutulan başka bir Mossad yetkilisi de katıldı.
Olmert, istihbarat brifinginin ardından danışmanları Yoram Turbowicz ve Shalom Turgeman’ı çağırdığını ve İsrail’in tesisi ortadan kaldırması gerektiğine karar verdiğini anlattı.
Olmert, o aşamada önceliğinin İsrail istihbaratının tesisi neden daha önce fark edemediğini araştırmak değil, nükleer kapasitenin ortadan kaldırılmasını sağlamak olduğunu söyledi.
İsrail yönetiminin operasyon sırasında Suriye ile kapsamlı bir savaş çıkması ihtimaline karşı da hazırlık yaptığını belirten Olmert, istihbarat elde etmek amacıyla İbrahim Osman’ın kaçırılması seçeneğinin dahi değerlendirildiğini öne sürdü.
SALDIRI 2007’DE GERÇEKLEŞTİRİLDİ
İsrail savaş uçakları, Eylül 2007’de Suriye’nin doğusundaki el-Kibar tesisine hava saldırısı düzenledi. İsrail, saldırının sorumluluğunu yaklaşık 11 yıl boyunca resmen üstlenmedi ve operasyonu 2018’de kamuoyuna açıkladı.
Olmert, operasyonun başarısı açısından gizliliğin hayati önem taşıdığını söyledi. Suriye yönetiminin tesisin İsrail tarafından keşfedildiğini öğrenmemesinin stratejik üstünlüğün korunması açısından kritik olduğunu belirtti.
Olmert’in verdiği bilgiye göre, operasyon öncesinde Suriye’deki nükleer faaliyetlerin izlendiğinden yaklaşık 2 bin 500 kişinin haberi vardı.
Bilgi sahibi olan kişilerin, olası bir sızıntı halinde Şin Bet soruşturmasıyla karşılaşacaklarına ilişkin belgeler imzaladığını söyleyen Olmert, hassas toplantıların bir bölümünü Başbakanlık binası yerine resmi konutunda gerçekleştirdiğini anlattı.
Dönemin ABD Başkanı George W. Bush ile yaptığı görüşmeye de değinen Olmert, operasyonun bu kadar geniş bir çevre tarafından bilinmesine rağmen basına sızmamasının Washington’da da şaşkınlık yarattığını söyledi.
“ESAD KULLANIR MIYDI? BU RİSKİ ALAMAZDIM”
Olmert, Suriye’nin nükleer silah kapasitesine ulaşmasının İsrail açısından “varoluşsal tehdit” oluşturabileceğini savundu.
Dönemin Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın böyle bir silahı gerçekten kullanıp kullanmayacağı sorusuna ise bunun kesin olmadığını belirten Olmert, İsrail yönetiminin böyle bir ihtimali göze alamayacağını söyledi.
Olmert ayrıca, tesis hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen o dönemde Esad yönetimiyle Golan Tepeleri üzerinden olası bir barış anlaşmasını değerlendirmeyi sürdürdüğünü anlattı.
Esad’ın kendisini yanıltmaya çalıştığını ileri süren Olmert, sonunda tersinin yaşandığını savundu.

Burhan Özfatura, who served as the chairman of Izmir Metropolitan Municipality between 1984-1989 and 1994-1999, died in the hospital where he was treated at the age of 83. Özfatura was buried after the ceremony held at Balçova Niyazi Uğur Mosque.

AK Party Tokat Deputy Yusuf Beyazıt condemned the armed attack in Turgutlu district of Manisa, in which 11 students were injured, and drew attention to the negative effects of digital environments on children and the responsibilities of families in this regard.

Following the resignation of Ankara Metropolitan Municipality Mayor Mansur Yavaş from CHP, the mayors of Kalecik, Güdül, Polatlı, Ayaş, Şereflikoçhisar, Beypazarı and Elmadağ also resigned from their parties and announced that they would continue their duties as independent mayors.

NATO Secretary General Mark Rutte stated that the security of the United States is inseparable from the security of Europe and the Atlantic. Emphasizing that the allies increased their defense expenditures, Rutte stated that efforts are continuing to accelerate the production of the defense industry.

Minister of Justice Akın Gürlek evaluated the controversial statement he made in Adana, 'We will hold elections in 2028', to journalist Cüneyt Özdemir and stated that President Erdoğan meant that he wanted to be a candidate again in 2028.
In his speech in the US state of Iowa, NATO Secretary General Mark Rutte stated that the alliance should increase defense industry production, support for Ukraine continues and the Greenland agreement strengthens NATO.