
Aksaray'da noterin görme engelli Dr. Öğretim Üyesi Önder İşlek'ten tanık istemesi üzerine TİHEK doğrudan ayrımcılık tespitiyle ceza verdi.
AI-generated summary
Görme engelli bireylerin noterlik işlemlerinde tanık bulundurma zorunluluğu öngören genelge Danıştay tarafından iptal edilmişti.
Aksaray’da 2025 yılının nisan ayında bir notere vekalet çıkartmak için giden yüzde 90 görme engelli Dr. Öğretim Üyesi Önder İşlek’e görme engelinden dolayı yanında 2 şahit olmadan bir işlem yapılamayacağı söylendi. İşlek, uygulamanın yasal dayanağını sorduğunda ise 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 89'uncu maddesi ile Türkiye Noterler Birliğinin 5 No'lu Birleştirilmiş Genelgesi hükümleri uyarınca tapuda işlem yapılmasını gerektiren vekaletnamelerin düzenleme şeklinde düzenlenmesinin zorunlu olduğu, görme engelli kişiler bakımından bu nitelikteki işlemlerde 2 tanık bulundurulmasının mevzuattan kaynaklanan bir gereklilik olduğu söylendi.
İşlek ise bu kararın yürürlükte olmadığını savunarak itiraz etti. Noterin işlem yapmamakta diremesi üzerine savcılığa suç duyurusunda bulundu. Savcılık kovuşturmaya gerek olmadığı yönünde karar aldı. Savcılığın kararına itiraz etmek için başvurduğu hakimlikten de ret cevabı alan İşlek, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu'na (TİHEK) başvurdu.
DANIŞTAY KARARI GEREKÇE GÖSTERİLDİ
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu da Türkiye Noterler Birliğinin görme engelliler bakımından tanık bulundurma zorunluluğu öngören 2014 tarihli 2 No'lu Genelgesi'nin, Danıştay 8’inci Dairesinin 13/3/2024 tarihli ve 2019/4831 E., 2024/1405 K. sayılı kararıyla iptal edildiğini, görme engelli bireylerin tüm işlemlerinin düzenleme şeklinde yapılması uygulamasının kaldırıldığı ve onaylama işlemlerinde tanık aranmayacağını belirtti.
AYRIMCILIK YASAĞININ İHLAL EDİLDİĞİ KANAATİNE VARILDI
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu kararını şöyle açıkladı:
“Belirtilen sebeplerle dosya kapsamında yer alan tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde; muhatap Noterin, başvuranın görme engelli olması nedeniyle vekalet işlemini iki tanık bulundurulması şartına bağlamasının nesnel ve makul bir gerekçeye dayanmadığı, söz konusu uygulamanın başvuranın hukuki işlem yapma ehliyetini ve irade açıklamasını yalnızca engelliliği nedeniyle sorgulayan, engelliliğe ilişkin kalıp yargı ve varsayımlara dayandığı, engelli bireylerin kendi seçimlerini yapma özgürlüğünü, bağımsız hareket edebilme kapasitesini ve bireysel özerkliğini yeterince gözetmeyen bir yaklaşımın yansıması olduğu, bu itibarla söz konusu uygulamanın, başvuranın engellilik temelinde eşit muamele görme hakkını ihlal eden ve doğrudan ayrımcılık teşkil eden bir işlem niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir. Buna karşılık, Türkiye Noterler Birliğinin görme engelli bireylerin noterlik hizmetlerine erişimini kolaylaştırmaya yönelik gerekli idari ve teknik düzenlemeleri hayata geçirdiği, erişilebilirliği artırmaya yönelik çalışmalar yürüttüğü ve somut olayda ortaya çıkan ayrımcı muamelenin oluşumunda belirleyici bir rolünün bulunduğunun ortaya konulamadığı dikkate alındığında, Türkiye Noterler Birliğinin ayrımcılık yasağı kapsamında sorumlu tutulamayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Muhatap H.Ö. tarafından ise ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine, ihlalin etki ve sonucunun ağırlığı ile muhatabın ekonomik durumu ve hukuki konumu da göz önünde bulundurularak ihlal konusu eylemle ilgili muhatap H.Ö’ye 200 bin TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.”
‘BANA SUNULAN MADDENİN YANLIŞ OLDUĞUNU SAVUNDUM’
Başından geçenleri DHA’ya anlatan Önder İşlek, “Aksaray’da bir notere vekalet çıkarmak için gittiğimde iki şahit olmadan bir işlem yapamayacağını söyledi. Gerekçesini sorunca da görme engelli olduğum için yönetmeliğin ve kanunların bu şekilde olduğunu belirttiler. Ben de böyle olmadığını biliyordum. Eski bir düzenlemeden doğan yanlış anlaşılma olduğunu biliyordum. Nezaketle hangi maddenin nasıl yanlış yorumlandığını eski noterler kanununda okuma yazma bilmeyenlerle ilgili bir maddeyi gösteriyorlardı. Ben de o maddenin değil de farklı bireyleri kapsadığını ve bu konu ile ilgili Noterler Birliği ile Danıştay’ın kararlarından bahsettim. İşlem yapmak istemediklerini belirttiler” diye konuştu.
‘TÜRKİYE İNSAN HAKLARI EŞİTLİK KURUMUNA BAŞVURDUM’
Engellilik temelinde ayrımcılığa uğradığını belirterek Türkiye İnsan Hakları Eşitlik Kurumu’na başvurduğunu söyleyen İşlek, “Oluşan durumla ilgili polis çağırarak şikayetçi oldum. İfadelerimizi aldılar. Savcılık suça konu olmadığı düşünerek takipsizlik kararı verdi. Ben de tekrar hakimliğe itirazda bulundum. Yine maalesef sonuç değişmedi. Beyan ile açıklamamızı çok dikkate almadılar. Ben de Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na, engelliliğe dayalı ayrımcılığa uğradığım gerekçesiyle başvurdum. Buraya engelli bir birey olarak önüme engel konuluyor. Sırf görme engelli olduğum için diğer insanların yapabildiğini yapamıyorum. İlgili noterliğin geri adım atmadığını ve beni hem sosyal hayatta ekonomik hayatta engellediğini belirttim. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu ilgili noterin, engelliye dayalı ayrımcılık yaptığını ve bunun sonucu olarak, ilgili notere 200 bin liralık idari para cezası verdi. Bu kararın diğer kurumlara da örnek olması bence çok önemli. Karar örnek olursa, görme veya engelli bir bireyin başına gelmez. İlgili kamu kurumları ile özel kuruluşlardaki insanlarımız gerekli duyarlılığı göstererek engellilerin yoluna taş koymaktansa, işlerini kolaylaştırıcı bireyler olurlar. Böylece engelliler hakları için mücadele etmek zorunda kalmazlar.” diye konuştu.

The first hearing of the case in which the will of Turkish cinema actor Kadir İnanır, who died on June 26, will be announced, was held at Beykoz Courthouse. The hearing was postponed to December 17 because some heirs did not receive notice.

Erzurum Governorship launched an administrative investigation and the Chief Public Prosecutor's Office launched an investigation due to the behavior of Erzurum Palandöken District Governor Yunus Kızılgüneş and his bodyguard towards a dog.

In the investigation into social media accounts that shared misleading information to influence the prices of capital market instruments and investor decisions, 5 of the 6 suspects were detained and a judicial control requirement was imposed.

Following the death of Kadir İnanır, one of the leading names of Turkish cinema, the legal process regarding inheritance sharing and will began. It was stated that in the process where there were 28 legal heirs, the nephews were preparing to object.
In the investigation into the death of former MİT officer Kaşif Kozinoğlu, who died in Silivri Prison in 2011, former prosecutors who worked at the time of the incident and suspects, including his cellmate, were detained.

Minister of Justice Akın Gürlek announced that a detention order was issued for 4 suspects, including the former Silivri Chief Public Prosecutor, the former prison prosecutor and two cellmates, in the investigation into the death of Kaşif Kozinoğlu.