
Okulların açılmasıyla artan akran zorbalığına karşı ailelere uyarılar: Fiziksel şiddetin yanı sıra sözlü, sosyal ve dijital zorbalığa dikkat çekildi.
Manisa'daki okul saldırısının ardından akran zorbalığı tartışma konusu olurken, Uzman Psikolog Gurbet Koç ailelere çocukların davranış değişikliklerini takip etme ve suçlamak yerine dinleme çağrısında bulundu.
AI-generated summary
Manisa'daki okul saldırısının ardından akran zorbalığı konusu kamuoyunda yeniden tartışılmaya başlandı.
Manisa’daki okul saldırısının ardından “akran zorbalığı” yeniden tartışma konusu oldu. Okulların açılmasıyla birlikte çocukların sosyal çevreleriyle ilişkileri yeniden yoğunlaşırken, akran zorbalığı da ailelerin dikkat etmesi gereken önemli konular arasında yer alıyor. Fiziksel şiddetten sözlü ve sosyal dışlamaya, alay edilmeden dijital zorbalığa kadar farklı şekillerde ortaya çıkabilen akran zorbalığı, çocukların psikolojik ve sosyal yaşamını olumsuz etkileyebiliyor.
Uzman Aile Danışmanı Psikolog Gurbet Koç, akran zorbalığının yalnızca fiziksel şiddetten ibaret olmadığını belirterek, “Bir çocuğun sürekli alay edilmesi, dışlanması, tehdit edilmesi, küçük düşürülmesi ya da arkadaş grubundan bilinçli olarak uzaklaştırılması da zorbalık kapsamında değerlendirilmelidir” dedi.
‘ÇOCUK HER ZAMAN YAŞADIĞINI DOĞRUDAN ANLATMAYABİLİR’
Çocukların yaşadıkları zorbalığı ailelerine anlatmakta zorlanabileceğine dikkat çeken Psikolog Gurbet Koç, özellikle davranış değişikliklerinin ebeveynler tarafından dikkatle takip edilmesi gerektiğini ifade etti.
Koç, “Çocuğun okula gitmek istememesi, arkadaşlarından uzaklaşması, içine kapanması, daha önce keyif aldığı etkinliklere ilgisini kaybetmesi, uyku veya yeme düzeninde değişiklikler yaşaması gibi durumlar tek başına zorbalık anlamına gelmez. Ancak bu değişiklikler sürekli hale geliyorsa çocuğun sosyal çevresinde neler yaşadığını anlamaya çalışmak gerekir” diye konuştu.
‘ÇOCUĞU SUÇLAMAK YERİNE DİNLEMEK GEREKİYOR’
Ailelerin zorbalıkla karşılaşan çocuklara yaklaşımının büyük önem taşıdığını vurgulayan Koç, ebeveynlerin öncelikle çocuğu sakin bir şekilde dinlemesi gerektiğini söyledi.
Koç, şu önerilerde bulundu:
Çocuğa yaşadıkları konusunda açık uçlu sorular sorulmalı.
“Sen de bir şey yapmışsındır” gibi suçlayıcı ifadelerden kaçınılmalı.
Çocuğun yaşadıklarını küçümseyen veya “Boş ver, takma kafana” şeklindeki yaklaşımlar kullanılmamalı.
Çocuğa yalnız olmadığı ve yaşadıklarının önemsendiği hissettirilmeli.
Gerekli durumlarda okul yönetimi ve rehberlik servisiyle iletişime geçilmeli.
Sorun devam ediyor veya çocuğun günlük yaşamını belirgin şekilde etkiliyorsa bir uzmandan destek alınmalı.
‘KARŞILIK VERMEK, ZORBALIKLA MÜCADELE ANLAMINA GELMEZ’
Çocuklara zorbalığa karşı fiziksel şiddetle karşılık vermelerini önermenin doğru olmadığını belirten Koç, “Çocukların kendilerini koruyabilmeleri için sınır koyma, yardım isteme ve yaşadıkları problemi güvenilir yetişkinlerle paylaşma becerilerini desteklemeliyiz. Amaç çocuğu çatışmanın içine daha fazla çekmek değil, güvenliğini sağlamaktır” ifadelerini kullandı.
DİJİTAL ZORBALIĞA DA DİKKAT
Günümüzde zorbalığın yalnızca okul ortamıyla sınırlı kalmadığına dikkat çeken Gurbet Koç, sosyal medya ve mesajlaşma uygulamalarının da çocukların maruz kaldığı zorbalığın bir parçası haline gelebildiğini belirtti.
Koç, “Çocuğun fotoğraflarıyla alay edilmesi, hakkında küçük düşürücü içerikler paylaşılması, grup sohbetlerinden dışlanması veya tehdit edilmesi dijital zorbalığın örnekleri arasında olabilir. Ebeveynlerin çocukların dijital dünyasını yalnızca kontrol etmek yerine onlarla iletişim kurarak anlamaya çalışması önemli” dedi.
‘YARDIM İSTEMENİN DE BİR GÜÇ OLDUĞUNU ÖĞRETMELİYİZ’
Akran zorbalığının önlenmesinde yalnızca zorbalığa maruz kalan çocuğun değil, tüm okul ortamının sorumluluğu bulunduğunu belirten Psikolog Gurbet Koç, sözlerini şöyle tamamladı:
“Çocuklara güçlü olmanın her problemi tek başına çözmek anlamına gelmediğini anlatmalıyız. Yardım istemek, yaşadığını paylaşmak ve sınır koyabilmek de önemli bir güç göstergesidir. Çocukların kendilerini güvende ve değerli hissettikleri bir sosyal ortam oluşturmak, zorbalıkla mücadelede en önemli adımlardan biridir.”

Members of Karşıyaka Pensioners Platform came together in Karşıyaka for 60-year-old retired police officer Ali Şekeroğlu, who committed suicide during the action held in front of the Constitutional Court in Ankara on September 25, demanding a raise by retirees. The platform stated that Şekeroğlu is a father of two children and retired. In the statement, it was stated that Şekeroğlu participated in the action seeking rights with the Turkish flag and a sign in his hand, and the economic difficulties experienced by the retired citizen.

According to ISIG Council data, 95 children died while working in the 2025-2026 period. In the same period, 11 students were injured in an armed attack in front of a high school in Turgutlu district of Manisa; The events brought children's safety issues to the agenda.

Istanbul Family Foundation President Üner Karabıyık stated that children encounter different sexual orientation content on digital platforms at an early age, this situation causes identity crisis and psychological problems, the LGBT lobby is behind this process and this problem can be overcome with psychosocial support. He also emphasized that the age for gender reassignment should be set beyond 25.

The theme of the International Women and Justice Summit, which will be held in Istanbul on 21-22 November in cooperation with the Ministry of Family and Social Services and KADEM, is 'Constructed Beauties'. The aim of the summit is to redefine beauty on the basis of human dignity, gender justice and equal opportunities.

Erdem shared his experiences of bullying due to his physical appearance. She carries out awareness work with the identity of 'Avatar Woman'.

Abuzer and Zeynep Yıldırım, a couple living in Adıyaman, had twin daughters with in vitro fertilization treatment after 34 years. When their daughters Tekbir Gül and Havva Gül said they wanted to visit Anıtkabir, an association took the family to Ankara.