
AI-generated summary
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulu'nda İsrail'in Gazze'deki eylemlerini sert bir dille eleştirerek 'Dünya 5'ten büyüktür' çağrısını yineledi.
HABER MERKEZİ- AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in açıklamalarından öne çıkan satır başları şöyle; Şimdi bugün İstanbul'un bütün ilçelerinde genel başkan yardımcılarımız, bakanlarımız, milletvekillerimiz, MKYK üyelerimiz, bütün kurul üyelerimiz, şimdiye kadar görev yapmış milletvekili arkadaşlarımız ve diğer görevli arkadaşlarımızla birlikte topyekûn AK Parti ailesi olarak vatandaşlarımızla buluşmayı İstanbul'da gerçekleştireceğiz. Cumhurbaşkanımızın sevgilisi, hepimizin sevdası İstanbul'umuzda bugün ulaşabildiğimiz kadar haneye ulaşıp, ulaşabildiğimiz kadar vatandaşımızla hasbihal ederek Büyük Türkiye Yüzyılı buluşmasını İstanbul zemininde gerçekleştirmiş olacağız.
Şu an itibarıyla bütün arkadaşlarımız sahada, İstanbul'un bütün ilçelerinde bu çalışmalar yapılıyor. Her bir ilçede sadece bir merkezde yapılmıyor. Bahsettiğim arkadaşlarımız, milletvekillerimiz ve diğer görevli arkadaşlarımızın her biri ilçelerin değişik bölümlerine de yayılarak, tabiri caizse bir ilçemizi baştan sona, bütün hücreleriyle, bütün zerreleriyle, bütün unsurlarıyla ele alarak bu buluşmayı gerçekleştiriyoruz.
"BURASI MİLLETİN PARTİSİDİR"
Bizim her zaman söylediğimiz bir şey vardır. AK Parti'yi millet kurdu, tabelasını biz astık deriz. Dolayısıyla burası milletin partisidir. İl başkanlıklarımız, ilçe başkanlıklarımız milletin evidir. Burası her bir vatandaşımıza, özellikle hangi partiden olursa olsun, hangi partiye oy verirse versin, bizim il başkanlıklarımız, ilçe başkanlıklarımız, belediye başkanlıklarımız onların evidir. Her zaman onları misafir ederiz, her zaman onlarla hasbihal ederiz. Bütün teşkilatımızla gurur duyuyoruz. Ana kadememiz, kadın kollarımız, gençlik kollarımız 7 gün 24 saat esasına göre, Cumhurbaşkanımızın "Particiliğin esası teşkilatçılıktır." düsturu doğrultusunda son derece dinamik çalışmalar yapıyor.
Biraz evvel arkadaşlarımızla sohbet ettik. Bu sohbet neticesinde de yine burada da görüyoruz. Genel merkezimizde de görüyoruz. Bakanlar Kurulumuzda da bütün ilçelerimizde de görüyoruz. Sayın Başkanımız, AK Parti bir Türkiye ile dünya markası olacağı dediği zaman ilk başlarda bu anlaşılmamıştı. Fakat bugün AK Parti'nin bir Türkiye markası olduğu zaten aşikâr, tartışma götürmez. Dünya markası olduğu da tartışma götürmez. Bu tip teşkilat ziyaretlerimizde özellikle kadın kollarından, gençlik kollarından yetişen genç arkadaşlarımızın bugün ana kademede, partinin üst düzey birimlerinde görev alması da AK Parti'nin nasıl bir siyaset okulu olduğunu, hem siyaset adamı yetiştiren hem devlet adamı yetiştiren, ne kadar büyük bir misyona sahip olduğunu bir kere daha göstermektedir. Bunu bu ilçemizde de başka ilçelerimizde de müşahede ediyoruz.
"BM'DE TÜRKİYE RÜZGARI ESTİ"
Tabii, dünya siyasetinin gündemi, Türkiye siyasetinin gündemi, Cumhurbaşkanımızın bütün açıklamalarını merkeze alan, o doğrultuda şekillenen pek çok boyutta ilerliyor. Özellikle Cumhurbaşkanımızın yeni gerçekleştirdiği Birleşmiş Milletler ziyaretinde bir Türkiye rüzgârının estiğini, herkesin Cumhurbaşkanımızla görüşmek, dünya meselelerini istişare etmek için ne kadar yoğun bir çaba içerisinde olduğunu hep beraber gördük. Bir şey söylüyoruz. Özellikle İsrail'in Gazze'de soykırımı başlatmasından bu yana diyoruz ki, insanlık için en büyük kötülük soykırım organizasyonu. Bu soykırım şebekesi Netanyahu ekibidir. Bunun karşısında insan haysiyetini koruyan, insan onurunu koruyan İnsanlık İttifakı'nın en gür sesi de Sayın Cumhurbaşkanımızdır, diyoruz. Ve bir kere daha görüldü ki, Sayın Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler'e hitap ederken bütün salon dolup taştı. Yüksek bir ilgi ve alakayla hem ikili temaslar diğer toplantılar gerçekleştirildi.
Sayın Cumhurbaşkanımızın, bütün bir dünyadaki kurallı düzeni temsil eden Birleşmiş Milletler'in, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi ülkelerin veto insafına kalmamalıdır görüşünün ne kadar adaletli ve hakkaniyetli bir yaklaşım olduğu net bir şekilde görülüyor. O sebeple bugün Birleşmiş Milletler reformu, "Dünya 5'ten büyüktür" ifadesiyle Cumhurbaşkanımızın başlattığı bu çağrı, dünyada genel kabul gören bir çağrı haline gelmiştir. Bir diğer hususu hatırlatmak isterim. Bugünlerde bu çok daha önemli. Bunun yanı sıra Cumhurbaşkanımızın verdiği diğer bir güçlü mesaj vardı. O da, konuşurken kürsüde, yıllar içerisinde değişen İsrail haritasını göstererek, bütün dünyaya "İsrail'in sınırları neresidir?" diyordu Cumhurbaşkanımız. Gerçekten bu çok önemli bir konudur. Bugün Lübnan'ı Litani Nehri'ne kadar işgal eden, Suriye'de Hermon Dağı'nın ötesine geçerek Golan Tepeleri'ni zaten işgal etmişti, işgal çabalarını sürdüren, oradaki ayrılıkçı Dürzi lideri kışkırtarak daha fazla parça koparmak isteyen İsrail'in, Netanyahu'nun 7 Ekim olaylarından hemen sonra yaptığı "Orta Doğu'daki haritaları değiştireceğiz, devlet koridorunu kuracağız, Arz-ı Mevud'u gerçekleştireceğiz" gibisinden bir takım işgalci niyetlerini açıkça beyan etmesi gösterdi ki, aslında bugün bölge barışının ve insanlık barışının başındaki en büyük bela, en büyük sorun İsrail'dir. Ve İsrail'deki Netanyahu yönetiminin soykırım şebekesidir. Dolayısıyla bu açıdan bakıldığında, bugün Netanyahu'nun orada konuşurken yalnızlaşması çok net bir tabloyu göstermektedir. Yine Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi, Birleşmiş Milletler herkesin konuşabildiği yer olması gerekirken Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın sözünün orada ifade edilmesinin engellenmesi de Birleşmiş Milletler'in meşruiyet kaybı açısından altı çizilmesi gereken bir husustur. Burada şunun net bir şekilde söylenmesi lazım. Netanyahu konuşma yaparken elinde insanları öldürdükleri çağrı cihazıyla oraya çıkması karşısında tabii ki haklı tepkiler oldu. Silah olarak sivil araçları, sivil aletleri kullandıkları için bununla çıkması kınandı. Buna karşılık biz de şunu dedik. Orada tabii asıl katliam silahı o çağrı cihazından çok Netanyahu'nun şahsiyetidir. Dünyanın trajedisi de şudur. Esasında orada Netanyahu sanık kürsüsünde yargılanması gereken biri iken onun Birleşmiş Milletler kürsüsünde konuşuyor olması, dünyanın da kurallı düzenin trajedisidir. Netanyahu bugün İnsanlık Mahkemesi önünde sanık kürsüsünde, insanlığa karşı işlediği suçlar, soykırım suçları ve insancıl hukuka karşı işlediği suçlar bakımından yargılanması gereken bir katildir ve bir suçludur. Sanık kürsüsünde olması gereken birinin Birleşmiş Milletler kürsüsünde katliam propagandası yapması, Birleşmiş Milletler kürsüsü'nü katliam ve soykırım propagandasının sahnesi haline getirmesi, Birleşmiş Milletler'in de dünyanın da trajedisidir. Esasında Birleşmiş Milletler'e sokulmaması gereken, insanlık adına kurulmuş bir mahkemede, sanık kürsüsünde katil ve soykırımcı olarak yargılanması gereken birisinin, Sayın Cumhurbaşkanımız hakkında söyledikleri hezeyandan ibarettir. Ve bir katilin itirafnamesinden başka bir şey değil.
BM'DE NETANYAHU PROTESTOSU
Sayın Cumhurbaşkanımızın verdiği mesajlar, bir kere daha dünya siyaset sahnesinde, dünyanın onurlu, hasiyetli insanlarının yaşadığı bütün başkentlerde, sokaklarda yankılandı. Ama Kötülük Şebekesi'nin ve Soykırım Şebekesi'nin başında olan Netanyahu konuşurken salon terk edildi. Bu tabii Cumhurbaşkanımızın sadece bugünkü konuşmasıyla, bu zirvedeki konuşmasıyla ele alınacak bir şey değil. Yıllar evvelden beri katıldığı bütün toplantılarda Cumhurbaşkanımız iki tane temel mesajı çok güçlü bir şekilde verdi. Bir tanesi, Birleşmiş Milletler'in bir reforma ihtiyacı olduğunu ifade eden "Dünya 5'ten büyüktür" ifadesi. Cumhurbaşkanımız bunu ilk söylediğinde hepimiz salondaydık. Salonda Cumhurbaşkanımız bunu ilk söylediğinde bir sessizlik oldu. Ve buna yakın durma konusunda büyük bir tereddüt yaşadılar. Aslında kapalı kapılar ardında bunu ifade eden pek çok lider vardı. Ama bunu açıktan söyleyen tek kişi Cumhurbaşkanımız olduğu için bunun yanında durma konusunda tereddüt ettiler. Aradan bunca zaman geçti. Bugün bakın, Avrupa'dan dünyanın başka yerlerine, Asya'ya ve Orta Doğu'ya kadar birçok lider "Dünya 5'ten büyüktür" ifadesine yakın ifadeler kullanıyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın, bütün bir dünyadaki kurallı düzeni temsil eden Birleşmiş Milletler'in, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi ülkelerin veto insafına kalmamalıdır görüşünün ne kadar adaletli ve hakkaniyetli bir yaklaşım olduğu net bir şekilde görülüyor. O sebeple bugün Birleşmiş Milletler reformu, "Dünya 5'ten büyüktür" ifadesiyle Cumhurbaşkanımızın başlattığı bu çağrı, dünyada genel kabul gören bir çağrı haline gelmiştir.
"İNSANLIK BARIŞININ BAŞINDAKİ EN BÜYÜK BELA, EN BÜYÜK SORUN İSRAİL'DİR"
Bir diğer hususu hatırlatmak isterim. Cumhurbaşkanımızın verdiği diğer bir güçlü mesaj vardı. O da, konuşurken kürsüde, yıllar içerisinde değişen İsrail haritasını göstererek, bütün dünyaya "İsrail'in sınırları neresidir?" diyordu Cumhurbaşkanımız. Gerçekten bu çok önemli bir konudur. Bugün Lübnan'ı Litani Nehri'ne kadar işgal eden, Suriye'de Hermon Dağı'nın ötesine geçerek Golan Tepeleri'ni zaten işgal etmişti, işgal çabalarını sürdüren, oradaki ayrılıkçı Dürzi lideri kışkırtarak daha fazla parça koparmak isteyen İsrail'in, Netanyahu'nun 7 Ekim olaylarından hemen sonra yaptığı "Orta Doğu'daki haritaları değiştireceğiz, devlet koridorunu kuracağız, Arz-ı Mevud'u gerçekleştireceğiz" gibisinden bir takım işgalci niyetlerini açıkça beyan etmesi gösterdi ki, aslında bugün bölge barışının ve insanlık barışının başındaki en büyük bela, en büyük sorun İsrail'dir. Ve İsrail'deki Netanyahu yönetiminin soykırım şebekesidir.
"ASIL KATLİAM SİLAHI NETANYAHU'NUN ŞAHSİYETİDİR"
Dolayısıyla bu açıdan bakıldığında, bugün Netanyahu'nun orada konuşurken yalnızlaşması çok net bir tabloyu göstermektedir. Yine Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi, Birleşmiş Milletler herkesin konuşabildiği yer olması gerekirken Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın sözünün orada ifade edilmesinin engellenmesi de Birleşmiş Milletler'in meşruiyet kaybı açısından altı çizilmesi gereken bir husustur. Burada şunun net bir şekilde söylenmesi lazım. Netanyahu konuşma yaparken elinde insanları öldürdükleri çağrı cihazıyla oraya çıkması karşısında tabii ki haklı tepkiler oldu. Silah olarak sivil araçları, sivil aletleri kullandıkları için bununla çıkması kınandı. Buna karşılık biz de şunu dedik. Orada tabii asıl katliam silahı o çağrı cihazından çok Netanyahu'nun şahsiyetidir.
Dünyanın trajedisi de şudur. Esasında orada Netanyahu sanık kürsüsünde yargılanması gereken biri iken onun Birleşmiş Milletler kürsüsünde konuşuyor olması, dünyanın da kurallı düzenin trajedisidir. Netanyahu bugün İnsanlık Mahkemesi önünde sanık kürsüsünde, insanlığa karşı işlediği suçlar, soykırım suçları ve insancıl hukuka karşı işlediği suçlar bakımından yargılanması gereken bir katildir ve bir suçludur. Sanık kürsüsünde olması gereken birinin Birleşmiş Milletler kürsüsünde katliam propagandası yapması, Birleşmiş Milletler kürsüsü'nü katliam ve soykırım propagandasının sahnesi haline getirmesi, Birleşmiş Milletler'in de dünyanın da trajedisidir. Esasında Birleşmiş Milletler'e sokulmaması gereken, insanlık adına kurulmuş bir mahkemede, sanık kürsüsünde katil ve soykırımcı olarak yargılanması gereken birisinin, Sayın Cumhurbaşkanımız hakkında söyledikleri hezeyandan ibarettir. Ve bir katilin itirafnamesinden başka bir şey değil.
"CUMHURBAŞKANIMIZ İNSANLIK İTTİFAKI'NIN EN GÜÇLÜ SESİDİR"
Şimdi sorulması gereken soru şudur arkadaşlar. Pek çok lider İsrail'i eleştirdi. Neden bir dakika içerisinde hiçbir lidere cevap vermiyorlar da bir dakika içerisinde sadece Cumhurbaşkanımıza cevap veriyorlar? İsrail'i eleştiren pek çok hükümet ve devlet başkanı olmasına rağmen Netanyahu neden konuşmasının tamamını Cumhurbaşkanımıza ayırıyor? Bunun sebebi şudur. Çünkü Cumhurbaşkanımız İnsanlık İttifakı'nın en güçlü sesidir. Cumhurbaşkanımızın söylediği her şey, bunların işlediği suçlar bakımından en temel hukuki ilkeleri barındıran bir iddianamedir. Bunlar Cumhurbaşkanımızın her konuşmasında yüzlerine insanlık haysiyeti, insanlık değeri ve insanlık onuru adına okunmuş bir iddianameyi görüyorlar. Onun için bu kadar telaşla cevap veriyorlar. Onun için bu hezeyanlarla yaptıkları katliamları ve soykırımcılıklarını örtbas edebileceklerini düşünüyorlar. Ama insanlık onuru, haysiyet, medeniyetin kazanımları mutlaka bunları yenecektir. Ve bugün geçmişte Srebrenitsa'da olduğu gibi, dünyanın başka yerlerinde olduğu gibi, bu soykırımı yapanlar insanlık mahkemesinin önünde bu hesabı vereceklerdir.
Değerli arkadaşlar, burada net bir şeyin vurgulanması gerekir. Bütün bu tablo içerisinde Birleşmiş Milletler kurallı düzenin temsilcisi olacaksa, kurallı düzen adına inisiyatif oluşturan bir etkisi olacaksa, bu ancak Cumhurbaşkanımızın bu son konuşmasında da Birleşmiş Milletler'de ifade ettiği ilkelerin hayata geçmesiyle olacaktır. Bunun başka bir yolu yoktur. Aksi takdirde bu sembolizm, sembolizmin ötesine geçmiş olan bu gerçek, Birleşmiş Milletler'i yok edecektir. Sanık kürsüsünde olması gereken Netanyahu'nun Birleşmiş Milletler kürsüsünü katliam ve soykırımın propaganda sahnesine dönüştürmesi herkes için utanç vericidir. Biz bu soykırım şebekesinin Cumhurbaşkanımıza niye saldırdığını biliyoruz. Cumhurbaşkanımızın bu insanlık düşmanlarıyla mücadele ettiği için karşı karşıya kaldığı bu saldırılar, Cumhurbaşkanımızın mücadelesinin haklılığını göstermektedir. Her geçen gün daha fazla göstermektedir. O açıdan Cumhurbaşkanımızın bu ifadeleri, bu duruşu ve bu mücadelesiyle gurur duyuyoruz. Böyle bir lidere sahip olduğumuz için de dünyada tarihin doğru tarafında durmak bakımından, bu büyük imtihanları vermek bakımından kendimizi son derece şanslı, doğru yerde duran, tarihin doğru tarafında duran, böyle bir lidere sahip olmakla gurur duyan bir kadro olarak kabul ediyoruz. Türkiye'yi gerek kuzeyimizdeki Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda, gerek doğumuzda ABD ve İsrail'in İran'a saldırısı konusunda, gerek güneyimizdeki Gazze'deki soykırım konusunda, gerek Balkanlar'daki birtakım kaynamalar konusunda etrafımız bu derece istikrarsızlık ve kaosla karşı karşıyayken, Cumhurbaşkanımızın yürüttüğü bu dirayetli siyasetin dünyada nasıl Türkiye'yi pozitif olarak ayrıştırdığını, herkesin ilgisini çektiğini hep beraber değerlendiriyoruz.
Bir diğer konu arkadaşlar. Böylesine büyük bir küstahlık ki orada Netanyahu konuşurken İsrailli yetkililer tutuyorlar, salonu terk edenleri not ediyorlar. Bu da Birleşmiş Milletler açısından utanç vericidir. Ne yapacaklar? Onları da mı çağrı cihazlarıyla öldürecekler? Onların dolma kalemlerine mi silah yerleştirecekler? Yani tarih boyunca pek çok katliam şebekesi oldu. Bunlar katliamlar yaptıkları halde örtbas etmek için uğraştılar. Ama ilk defa Netanyahu ve soykırım şebekesi her geçen gün kendi katliamlarıyla övünen, kendi katliamlarını daha da ileriye götüren bir yaklaşım içerisine yürüyor. Cumhurbaşkanımızın orada ifade ettiği gibi, biz ne olursa olsun, bedeli ne olursa olsun bunun karşısında susmayacağız.
Bir de şöyle bir şey var. Yaklaşan seçimler sebebiyle Netanyahu bunu Türkiye ile İsrail arasında bir meseleye çevirmek istiyor. Mesele açıktır. Bu mese

The Egyptian Ministry of Foreign Affairs reacted to Israeli Minister Bezalel Smotrich's statements regarding the annexation of the West Bank and the weakening of the Palestinian Authority. Egypt condemned the steps that escalate tensions, emphasizing an independent Palestinian state within the 1967 borders.

President Ilham Aliyev visited the Victory Monument within the scope of September 27 Martyrs' Memorial Day in Azerbaijan. While relatives and citizens of the martyrs attended the commemoration ceremonies in Baku, the Ministry of Foreign Affairs and Ombudsman Sabina Aliyeva emphasized peace and human rights.

Minister of Foreign Affairs Hakan Fidan evaluated the contacts of the 81st UN General Assembly in New York. Fidan emphasized that Türkiye's active role and diplomatic weight in global issues such as Palestine, climate change and food security has increased.

The cabinet, which will convene under the chairmanship of President Erdoğan, will discuss funding investigations, the terrorism-free Türkiye process, foreign policy implications of the UN Summit and preparations for the new legislative year.

The bill submitted to the Turkish Grand National Assembly by the AKP imposes new obligations on digital accommodation platforms such as Airbnb and Booking, such as obtaining permission from the Ministry of Culture and Tourism, paying tourism shares and restricting the field of activity.
Minister of Foreign Affairs Hakan Fidan evaluated the intense diplomatic contacts led by President Erdoğan during the week of the 81st UN General Assembly held in New York and Türkiye's solution proposals for global crises.