Breaking
BackJohn Galliano Sergisinin İptali ve Modada Af, Dönüşüm ile Geçmiş Tartışmaları
John Galliano Sergisinin İptali ve Modada Af, Dönüşüm ile Geçmiş Tartışmaları
World
Cumhuriyet1 hour agoWorld4 min readTürkiyeView translation

John Galliano Sergisinin İptali ve Modada Af, Dönüşüm ile Geçmiş Tartışmaları

Metropolitan Museum of Art'ın John Galliano sergisini iptal etmesi, modacının geçmişteki antisemitik ve ırkçı söylemleri üzerinden affedicilik ve toplumsal hafıza tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

Quick Look

Metropolitan Museum of Art'ın 2027'de düzenleyeceği John Galliano retrospektif sergisini iptal etmesi, modacının 2011'deki antisemitik ve ırkçı sözleri nedeniyle yeniden alevlenen affetme ve toplumsal hafıza tartışmalarını gündeme getirdi.

AI-generated summary

Why It Matters

John Galliano, 2011 yılında Paris'te yaptığı antisemitik ve ırkçı açıklamalar nedeniyle Dior'dan ayrılmış ve Fransız mahkemesinde nefret suçundan mahkûm edilmişti.

Font size

Ünlü modacının yıllar sonra yeniden modanın ışıltılı sahnesine dönüşünün engellenmesi Batı’daki güncel ve tarihsel açmazları da ortaya çıkardı.

John Galliano'nun ismi yeniden moda dünyasının gündemine girdiğinde tartışılan şey yeni bir seçkisi değildi. Metropolitan Museum of Art'ın (Met) 2027'de düzenlemeyi planladığı ve kariyerine adanacak “John Galliano: Horizons” sergisi, moda dünyasında büyük heyecan yaratırken kısa süre içinde ciddi bir tepkinin de odağına yerleşti. Sergi, 31 Ağustos'ta Galliano ve Met tarafından yapılan ortak açıklamayla iptal edildi.

Galliano'nun geçmişi bunun nedenini açıklıyor: 2011'de Paris'te antisemitik ve ırkçı sözlerinin kamuoyuna yansımasının ardından Dior'daki görevinden ayrılmak zorunda kaldı, rehabilitasyon sürecine girdi ve Fransız mahkemesinde nefret suçu kapsamında mahkûm edildi. Yıllar sonra moda dünyasına geri döndü ve 2014'te Maison Margiela'nın kreatif direktörü oldu. 2024'e kadar burada çalıştı. Yani Galliano'nun hikâyesi yalnızca bir düşüş hikâyesi değil, uzun bir geri dönüş hikâyesiydi.

Tam da bu yüzden Met'in sergisi sıradan bir mesleki geri dönüşten daha fazlası anlamına geliyordu. Ancak bir insanın yeniden çalışmasına izin vermek başka şeydir, onu yeniden kabul etmek başka!

Geçmişine karşın onu bir kurumun kültürel mirasının parçası olarak onurlandırması ise bambaşka. And bizi oldukça eski bir soruya götürüyor: Bir insan ne zaman affedilmiş sayılır?

İNSAN DEĞİŞEBİLİR Mİ?

Modern toplum bu soruya yanıt vermekte giderek zorlanıyor. Bir insanın geçmişte yaptığı yanlışın hesabını vermesi gerektiğini söylemek kolay. Özür dilemesi, sonuçlarına katlanması ve mümkünse değişmesi gerektiğini de söyleyebiliriz. Peki ya sonra?

Değiştiğini nasıl anlayacağız? Ne kadar zaman geçmesi yeterli? Bir insanın yaptığı şeyin bedelini ödemesi, yaşamının geri kalanında aynı insan olarak kalması gerektiği anlamına mı gelir? Yoksa insan dediğimiz varlığın en önemli özelliklerinden biri zaten değişebilmesi midir?

Hristiyan geleneğinde Aziz Pavlus'un hikâyesi bu açıdan çarpıcıdır. Hristiyanlara zulmettiği anlatılan Saul'un Şam yolunda yaşadığı dönüşümün ardından Pavlus'a dönüşmesi ve daha sonra Hristiyanlığın en önemli figürlerinden biri haline gelmesi, Batı kültürünün en güçlü “düşüş ve yeniden doğuş” anlatılarından birini oluşturur. Buradaki fikir basit ama sonuçları büyük:

“İnsan, yaptığı en kötü şeyden ibaret olmak zorunda değildir.”

Aziz Augustinus'un kendi geçmişini ve dönüşümünü anlattığı “İtiraflar” da yüzyıllar boyunca benzer bir düşüncenin güçlü örneklerinden biri olarak görüldü. Belki de insanlık uzun zamandır aynı soruyla uğraşıyor:

“Bir insanı geçmişiyle mi tanımlamalıyız, yoksa dönüşebilme olasılığıyla mı?”

Hristiyanlıktan söz etmemin nedeni de tam olarak bu. Batı düşüncesinin oluşumunda son derece önemli bir yer tutan Hristiyanlık, insanın geçmişinin onun geleceğini bütünüyle belirlemek zorunda olmadığı fikrini güçlü biçimde işlemiştir.

AFFETMEK VE ONURLANDIRMAK

Galliano konusunda da ortada yalnızca bireysel bir affetme aşaması yok. Bir insanın değiştiğine inanabilirsiniz. Hatta onun yeniden çalışmasına, üretmesine ve toplumun bir parçası olmasına izin verebilirsiniz. Ancak onu yeniden onurlandırmak farklı bir aşama.

Met'in planladığı sergi de kritik bir eşikteydi. Serginin amacı yalnızca Galliano'nun tasarımlarını sergilemek değildi. 40 yıla yayılan kariyerini, Givenchy ve Dior'dan Maison Margiela'ya uzanan yaratıcı mirasını yaşayan bir tasarımcı için son derece istisnai bir retrospektifle ele almaktı. Sergi yapılsaydı, Costume Institute'un yaşayan bir tasarımcıya adadığı yalnızca üçüncü retrospektif olacaktı.

Yani soru artık “Galliano çalışabilir mi?” değildi. “Galliano yeniden kahramanlaştırılabilir mi” sorusuna dönüşmüştü. Belki de tepkinin asıl nedeni buydu. Çünkü toplumların affetme kapasitesi ile kahramanlaştırma kapasitesi belli ki aynı şey değil.

Bir insana ikinci bir yaşam vermekle, onu ilk yaşamındaki bütün başarılarıyla yeniden taçlandırmak arasında ciddi bir mesafe var.

DEĞİŞEN SİYASAL ATMOSFER

Burada tartışmanın yaşandığı dönemin daha geniş atmosferini de göz ardı etmemek gerekiyor.

Galliano'nun geçmişindeki antisemitik söylemler, İsrail'in Gazze'deki savaşının ve Filistin sorununun Batı kamuoyunda son yıllarda yarattığı yoğun siyasi ve toplumsal tartışmaların bulunduğu bir dönemde yeniden gündeme geliyor.

Kültür dünyasında da İsrail'in sanat ve kültür etkinliklerindeki varlığı nedeniyle protestolar ve boykot çağrıları yaşanıyor. Örneğin 2026 Venedik Bienali'nde bazı pavyonlar İsrail'in etkinliğe katılımını protesto amacıyla kapatıldı.

Bunun Met sergisinin iptaline yönelik tepkinin doğrudan nedeni olduğunu söylemek için elimizde yeterli veri yok. Sergiye yönelik itirazların açık biçimde Galliano'nun geçmişteki antisemitik ve ırkçı sözlerine odaklandığı görülüyor. Ancak günümüzde antisemitizm, İsrail ve Filistin etrafındaki tartışmaların Batı kamuoyunda yarattığı hassasiyetin, bu tür bir tartışmanın algılanma biçimini etkilemiş olabileceği olasılığını da bütünüyle dışarıda bırakmak kolay değil.

Belki de bu nedenle Galliano'nun geçmişi artık yalnızca kişisel bir hata ve kişisel bir rehabilitasyon hikâyesi olarak görülmüyor. Daha geniş bir toplumsal hafızanın parçası haline geliyor.

GEÇMİŞİ UNUTMAK MI, İNSANI DEĞİŞTİRMEK Mİ?

Burada başka bir çelişki de ortaya çıkıyor. Modern toplum bir yandan insanların değişebileceğine inanmak istiyor. Rehabilitasyon, yeniden topluma kazandırma ve ikinci şans gibi kavramların anlamı buradan geliyor.

Öte yandan geçmişin unutulmasından da korkuyor. Özellikle kamusal figürler söz konusu olduğunda “değişti” demenin geçmişte yaşananları görünmez kılmasından endişe ediyor.

Belki de affetmek, “Hiçbir şey olmamış gibi davranmak”tan daha zor bir şeydir:

Galliano'nun Met sergisinin iptali bu soruyu çözmüyor. Zaten belki de çözmemesi gerekiyor. Çünkü burada verilecek tek bir doğru karar yok. Bir insanın değiştiğine kim karar verir? Kendisinin özrü yeterli midir? Mağdurun affı gerekli midir? Toplumun rızası olmadan ikinci bir şans mümkün müdür? Yoksa zaman, insanın değişiminin en önemli kanıtı mıdır?

İnsanlık yüzyıllardır bu soruların kesin yanıtını arıyor ve hâlâ bulamadı.

Open Questions

  • Metropolitan Museum of Art gelecekte benzer sergiler düzenleyecek mi?
  • Galliano moda dünyasındaki kariyerine nasıl devam edecek?

Related Topics

This article was originally published by Cumhuriyet.

Related Stories

More on this topicjohn galliano