Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, New York'taki BM merkezinde gazetecilerin sorularını yanıtladı ve dış politika değerlendirmelerinde bulundu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, New York'taki BM merkezinde yaptığı açıklamada, Rusya'nın Avrupa ile savaşma niyetinin olmadığını, ancak Avrupa'nın savaşa hazırlandığını belirtti.
AI-generated summary
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, BM 81. Genel Kurulu kapsamında New York'ta basın toplantısı düzenledi.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, "Avrupa ile savaşmaya girme niyetimiz yok. Bu tamamen saçmalık. Ancak Avrupa bizimle savaşmaya hazırlanıyor ve her gün bunu yeniden teyit ediyor." açıklamasında bulundu.
Lavrov, BM 81. Genel Kurulu kapsamında New York'taki BM merkezinde gazetecilerle bir araya geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in de bizzat Rusya'nın Avrupa'yla savaşmak gibi bir niyeti bulunmadığını dile getirdiğini anımsatan Lavrov, "Avrupa'yla savaşmaya girme niyetimiz yok. Bu tamamen saçmalık. Ancak Avrupa bizimle savaşmaya hazırlanıyor ve her gün bunu yeniden teyit ediyor. Avrupalılar en geç 2030'a kadar savaşa hazır olmaları gerektiğini söylüyor." ifadelerini kullandı.
Bu tür bir yaklaşımın kendi kendini gerçekleştiren bir "kehanete dönüşebileceğine" işaret eden Lavrov, Avrupa'nın büyük miktarlarda parayı silah üretimine yatırdığını savundu.
Lavrov, "Belli bir noktada, maceralara atılmaya meraklı kişilerden biri çıkıp 'Bu kadar silah biriktirdik, şimdi bunlarla ne yapacağız?' diyebilir. 'Evet, Rusya'ya saldıracağımıza söz vermiştik.' Böyle bir senaryoda bize saldırırlar. Bizim ise onlara saldırmak gibi bir niyetimiz yok." dedi.
Rusya-Ukrayna müzakereleri bağlamında Moskova açısından herhangi bir güven eksikliğinin söz konusu olmadığına dikkati çeken Lavrov, "İstanbul'da ikili müzakerelere, ayrıca ABD'nin de dahil olduğu Abu Dabi'deki üçlü görüşmelere devam ettik. Tüm bu görüşme turları nihayetinde bizim tarafımızdan sona erdirilmedi. Bunları, şimdi Rusya'nın temaslardan kaçındığını ve söyleyecek hiçbir şeyi olmadığını iddia edenler sona erdirdi." değerlendirmesinde bulundu.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin "Batı'nın tam kontrolü altında" olduğunu savunan Lavrov, "Avrupa'nın Ukrayna krizinin çözümüne yaptığı katkıya baktığımızda, bu kişilerle anlaşmaya varmak tamamen imkansız." diye konuştu.
Lavrov, Rusya'nın ABD Başkanı Donald Trump yönetimiyle çeşitli formatlarda düzenli bir diyaloğu bulunduğunu ve bunun esasen normal bir durum olduğunu dile getirdi.
Rusya Dışişleri Bakanı, "(Rusya-ABD arasında) Benim 'çok dostane' olarak nitelendireceğim görüşmelere paralel olarak, (ABD) Rusya'yı küresel ekonomiden dışlamak yönünde kararlı bir politika yürütüyor." değerlendirmesinde bulundu.
"Ukrayna meselesinin ortadan kaldırılması" gerektiğinin altını çizen Lavrov, bu meselenin Rusya ile ABD arasında karşılıklı faydaya dayalı yeni bir dönemin önünde engel teşkil ettiğini söyledi.
Lavrov, ABD gibi ülkelerle diyaloğu her zaman sürdüreceklerine dikkati çekerek, diğer taraftan ABD'nin Rusya'ya yaptırım uygulamayı sürdürdüğünü ifade etti.
ABD'nin ulusal çıkarlarının oldukça "kendine dönük" olduğunu kaydeden Lavrov, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
"Açık konuşalım ve böyle ifade edelim. Günümüz dünyasında, ABD gibi bir süper güç için dahi tüm küresel sorunları tek başına ve diğer ülkelerin çıkarları pahasına, kendi lehine olacak şekilde çözmek mümkün değildir. Hayatın ABD'li ortaklarımıza çok kutupluluk çerçevesinde düşünmeye başlamayı ve dünyadaki tek ekonomik, askeri ve genel anlamda tek güç, uluslararası arenadaki tek bağımsız aktör olmadıkları gerçeğini kabul etmeyi öğreteceğinden eminim."
Lavrov, Washington'ın İran tarafından önerilen 7 günlük planı reddetmesinin "bu tür bir davranışın ilk örneği" olmadığını belirtti.
İslamabad Mutabakatı'na değinen Lavrov, mutabakatın en üst düzeyde imzalandığını, adil ve dürüst bir anlaşma olduğunu anımsattı.
Lavrov, İslamabad Mutabakatı'na geri dönülmesi gerektiğini kaydetti.
Gazze'ye ilişkin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) kabul edilen 2803 sayılı kararın tam olarak uygulanmamasının "haber değeri" bulunmadığını ifade eden Lavrov, "Bir Güvenlik Konseyi kararının uygulanmaması haber değil. Ne yazık ki durum bu ve her defasında uyulmamasının arkasında Batı'nın ilerlettiği kendi gizli gündemi bulunuyor." diye konuştu.
Lavrov, Rusya ve Çin'in söz konusu karar oylamasında çekimser oy kullandığını anımsatarak, "Bunun çok basit bir nedeni vardı: ABD'li taslak hazırlayıcılarla görüştük ve Filistin konusundaki kararda BM'ye hiçbir şekilde atıfta bulunulmamasının garip göründüğünü söyledik. BM Güvenlik Konseyi'nin, bu kuruluşun onlarca yıldır Filistin meselesiyle ilgilenirken oynadığı role hiçbir şekilde değinmeyen bir metni kabul etmesi bize tuhaf geldi." ifadelerini kullandı.
Türkiye'deki S-400 sistemlerinin başka bir ülkeye transfer edilmesine ilişkin soruları da yanıtlayan Lavrov, "Her türlü teklifi değerlendireceğiz. Şu anda yorum yapmayacağım ancak evet, bunun imkanları var." dedi.
Transfer için Rusya'nın onayının gerektiğine dikkati çeken Lavrov, "Sistemlerin gönderileceği ülkenin sorumlu hareket etmesi ve Rusya Federasyonu ile dostane ilişkilere sahip olması gerekiyor. Böylece bu sistemlerin o ülkeden başka bir yere gönderilmeyeceğinden emin olabiliriz. Bu kritik önem taşıyor." diye konuştu.
Avrupalıların dünyanın dört bir yanında Afrika, Asya, Latin Amerika ve Arap dünyasındaki ülkelerden silah satın aldığı ve bu silahların daha sonra başka yerlere aktarılmayacağına dair güvence imzaladığı çok sayıda örnek bulunduğunu anlatan Lavrov, daha sonra bu silahları Ukrayna'ya aktardıklarının görüldüğünü söyledi.
Lavrov, bu tür ihlallerin yaşanmayacağına ilişkin güvence verilmesi gerektiğini kaydetti.
Suriye'deki Kürtlerin anayasal haklarına ilişkin Rusya'nın ne tür rol oynayacağına dair bir soruya cevaben Lavrov, "Ne zaman bir tür kriz yaşasalar, örneğin (ABD Başkanı) Donald Trump'ın ilk başkanlık döneminde ABD'nin Suriye'nin kuzeydoğusundan çekileceğini açıkladığı bir dönemde olduğu gibi, 'Suriye Demokratik Güçleri (SDG)' (25 Ağustos’ta feshedilen) derhal bize başvurarak bu süreçlere dahil olmamız için yardım istedi. Ardından ABD geri döndü ve 'SDG'nin bize olan ilgisi azaldı." değerlendirmesinde bulundu.
Lavrov, SDG'nin Suriye hükümetiyle anlaşmayı imzalamayı gönüllü olarak kabul ettiğinin altını çizerek, "(Suriye'de) Kürtçenin yasaklandığına ilişkin herhangi bir şey duymadım. Böyle bir durum söz konusu değil. Bu, gerçekten milliyetçi ve Nazi ideolojilerini uygulayan Ukrayna rejiminin durumu gibi değil." ifadelerini kullandı.
260 fanatic Israelis entered the Al-Aqsa Mosque under the protection of the Israeli police, organized provocative tours in the courtyards and performed Talmudic rituals. The Jerusalem Governorship described these actions as a violation of the status quo.
Due to the ash spewing from the crater in the northeast of Mount Etna, flights were suspended at Catania Airport until midnight, and a red code warning was issued for the region.

Detentions were made near RAF Fairford Base in Gloucestershire, England, on charges of violating the Explosives Act, and houses in the village of Whelford were evacuated due to emergency.
In his interview with Yedioth Ahronot, Israeli Minister of Finance Bezalel Smotrich announced that he wants 80 percent of the West Bank, the Yellow Line of the Gaza Strip and the Litani River in southern Lebanon to be annexed by Israel. Smotrich argued that these annexations were necessary for the entire region, not just illegal settlements, and emphasized the need to eliminate the Palestinian Authority.

Within the scope of EU harmonization processes, Montenegro will start visa application for citizens of some countries, including Turkish citizens, as of November 1, 2026.
10 people disappeared as a result of an avalanche on the 7,126-meter-high Himlung Himal Mountain in western Nepal. Landslides and floods occurred in Palpa and Parbat.