MİT’ten beklenen açıklama yarınki duruşmaya gelecek mi?
Quick Look
- Savcılık, Ekrem İmamoğlu ve diğerleri üzerine casusluk örgütü iddiasında bulunuyor ancak kanunla uyumsuzluk olduğu için mahkeme MİT’e danışmaya karar verdi.
- İddianamenin dayanak noktası olan 17 e-posta, uzman raporlarıyla gerçek ve kullanımda olan sadece iki e-posta olduğu gösterilerek çürütüldü.
- Ayrıca iddianamenin temelini oluşturan iddia edilen yabancı istihbarat bağlantısı da kanıtlara dayanarak eleştirildi.
AI-generated summary
Why It Matters
Savcılık, Ekrem İmamoğlu ve diğerleri üzerine casusluk örgütü kurduklarını iddiasıyla dava açtı. Ancak dava sürecinde sunulan kanıtlar, iddiananın temelini oluşturan devlet sırrı ve yabancı istihbarat bağlantısı iddiasını desteklemedi. Uzman raporları ve güvenlik belgeleri, iddianamenin öne sürdüğü 17 e-posta iddiasının sadece iki e-postanın gerçek ve kullanımda olduğunu göstererek çürütüldü.
Bakalım MİT’ten beklenen yazı yarınki duruşmaya gelecek mi? Savcılığın Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’den oluştuğunu iddia ettiği dört kişilik bir casusluk örgütünün gerçekte olup olmadığının ve bir casusluk faalieti içinde bulunup bulunmadığının MİT’e sorulmasına karar verilmişti önceki duruşmada.
Çünkü savcılığın suçladığı kanunla, iddiası arasında tam bir uyumsuzluk var. Kanun ne diyor? Casusluk fiili için bir kere ele geçirilmiş bir devlet sırrı gerekli, bu sırrın bir yabancı istihbarat örgütüne/devletine verilmesi gerekli. Peki iddianamede casusluk faaliyetinden yararlanmış bir yabancı devlet ya da yabancı istihbarat örgütü var mı? Yok. Peki devlet sırrı niteliği taşıyan bir veri var mı? Yok. Bu nedenle mahkeme “Bari MİT’e soralım” dedi!
17 E-POSTA MESELESİ
Devlet sırrı diye zorladıkları konu da son duruşmada çürütüldü: Devlet sırrı dedikleri iddianameye göre “çok sayıda İBB verisi”ymiş ve bunlar ele geçirilip darkweb’e yüklenmiş. Uzman mütalaası, hâkimin istediği bilirkişi raporu ve Emniyet terörle mücadele raporu ortaya koydu ki o İBB verileri, gerçekte toplam 17 adet ibb.gov.tr uzantılı e-posta.
Evet, sadece 17 e-posta! Ancak dahası da var. Raporlara göre 17 e-postanın sadece ikisi gerçek ve kullanımda, diğerleri pasif. Bitmedi. Bu e-postalar raporlara göre darkweb’e 2019’dan önce ve üstelik farklı yıllarda yüklenmiş. Dahası İBB’den değil, o İBB hesaplarını kullananların alışveriş gibi nedenlerle girdikleri sitelerden ele geçirilmiş. Farklı yıllarda darkweb’e düşmesinin nedeni de bu.
İDDİANAMEYİ ÇÜRÜTEN ÜÇ BELGE
İddianamenin özü şu: Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ bir casusluk örgütüymüş, Hüseyin Gün de amirleriymiş. Üç isim Hüseyin Gün’ün talimatıyla casusluk faaliyeti yapmışlar. İBB’nin verilerini çalıp kullanmışlar ve 2019 seçimini manipüle etmişler!
Uzman mütalaası, hâkimin istediği bilirkişi raporu ve Emniyet terörle mücadele raporu, “İBB verileri” konusunu çürüttü. Normal şartlarda bu üç belgenin iddianameyi çürütmesi nedeniyle davanın hemen o an düşmesi gerekirdi. Ama bu casusluk davası da son tahlilde bir siyasi dava olduğu için, “Bir de MİT’e soralım” dediler. Bakalım MİT ne diyecek?
ASIL CASUS İSTANBUL’DA TANITIM YAPTI
Doğrusu MİT’in işi de zor. “Ortada bir casusluk yok” dese, bir siyasi davanın düşmesine neden olacak. “Casusluk var” demeye kalksa, neyi nasıl kılıfına uyduracak.
İşin ülkemiz açısından asıl acı tarafı ise şu: Meseleyi casusluğa, İngiliz casusluğuna bağlıyorlar. Müthiş kanıtları da şu: David John Charters, Hüseyin Gün’ün telefon rehberinde şu şekilde kayıtlıymış: “Eski MI6 Başkanı Richard Moore’un arkadaşı.” (Sabah, 25.10.2025)
İngiliz casusluk şebekesinin başı olan bu Roger Moore, bu casusluk kumpas davasından hemen önce, “Sessiz Kurye” isimli bir casusluk platformunu tanıtmak amacıyla İstanbul’daydı. Moore, İstanbul’dan insanları İngiliz casusu olmaya davet etti! Kuşkusuz Türk devletinden ve hükümetinden onaylı bir faaliyetti bu.
Hüseyin Gün’ün rehberindeki bir diğer isim olan Cristopher Paul McGrath’in de iki bakanlıktan “siber güvenlik ihaleleri” aldığı ortaya çıktı.
BÖYLE ÖRGÜT HİYERARŞİSİ Mİ OLUR?
Geçen duruşma sonrası bu köşede yazmıştım. Olay aslında iki üvey kardeşin para kavgası. Kardeşlerinden Ümit Deniz Alaçam, istediği 2.4 milyon doları alamayınca Hüseyin Gün’ü 112’ye ihbar ediyor. İhbar önce ciddiye alınmıyor. Ama Hüseyin Gün ve üvey annesinin seçim tebriği için İmamoğlu’yla çektirdiği fotoğraftan hareketle bir örgüt çıkarabileceği düşünülmüş ki düğmeye basılıyor. Ardından da zorlama bağlarla dört kişilik bir casusluk örgütü uyduruluyor. O kadar kötü uyduruluyor ki amir (Hüseyin Gün), örgüt şemasına göre altında bulunan İmamoğlu ile görüşebilmek için yine altında bulunan Necati Özkan’dan yardım istiyor!
Kısacası, okuduğum en zayıf iddianame, izlediğim en temelsiz dava bu. Bakalım MİT ne diyebilecek?
What to Watch
AI outlook — possibilities, not facts
MİT, davada casusluk örgütü iddiasının desteklenmediğini açıklayacak.
Likely · Within days
Dava, kanıt eksikliği nedeniyle beraatle sonuçlanacak veya düşürülecek.
Possible · Within weeks
Open Questions
- MİT’in davaya ilişkin resmi açıklaması nedir?
- Hüseyin Gün’ün telefon rehberindeki yabancı isimlerin gerçek bağlamı nedir?
- Davanın sonucunda iddianamenin yeniden değerlendirilmesi yapılacak mı?





